|
SON DAKİKA
FİRMA REHBERİ VE SERİ İLAN…
ARGUVAN'A YAKIŞACAK BİR KÜLTÜR EVİ…
YONCALI BARAJI YAPILACAKMI ?
GÖNÜLLÜ MUHABİRLİK
ALİ KILIÇ
ALİ KILIÇ
Ali KILIÇ
Malatya’nın Arguvan ilçesinin Karahöyük köyünde 22.10.1924 tarihinde doğdu. 3 Kasım 1928 tarihinde harf inkılabı oldu, dört yaşında başladığı okulu 4 yılda bitirdi. Babası Arapkir`e göçtüğünde Arapkir’de ortaokul yoktu, 22.05.1933’te annesi vefat edince köye geri dönüp, en ağır işlerde çalıştı. 15.08.1937 tarihinde Malatya’ya gitti. Mensucat fabrikasının temelinde usta olarak çalıştı. Boş zamanını Halk Evi’nde okuyarak geçirdi.11 Ekim 1940’ta Akçadağ köy enstitüsüne girdi. 18 Kasım 1944’te mezun oldu . Öğretmen olarak Karahöyük köyüne atandı. 15 yıl köyde çalıştı, iki yıl Mineyik köyünde 13 yıl Malatya merkez Atatürk İlkokulu ve Cengiz Topel İlkokullarında çalışıp, 1974 yılında emekli oldu ve halen çalışıyor, öğreniyor, öğretiyor, yazıyor. Hayatındaki gül ve dikenler adlı 140 şiirlik bir kitabı basıldı. (sınırlı sayıda) kalan 60 şiiri ile beraber 200 şiiri mevcut. 12 şiiri oğlu Dr. Hasan Basri Kılıç tarafından müziklendirildi. Şiirlerinin müziklendirme çalışmaları ve yeni şiirlerinin kitap haline getirilme çalışmaları yapılmış, Ankara Höyük isimli şiir kitabı çıkmıştır. Ankara’da oturmaktadır.
AĞAÇ BEŞİK
Ağaç beşiklerde uyuttum seni
Karahüyüklerde büyüttüm seni
Gece gündüz hayalimde yaşarsın
Sanma yavrucuğum unuttum seni
Seyrantepe derler çıktım seyrana
Nemli gözler ile baktım her yana
Yavru maphus yürek nasıl dayana
Sanma yavrucuğum unuttum seni
Kılıç gün görmedin ömür boyunca
Aklım durur kara günü sayınca
Teneşir üstünde tenim yununca
Sanma yavrucuğum unuttum seni
BULAMADIM
Şu yalan dünyaya geldim geleli
Hiç derdi olmayan kul bulamadım
Gezdim şu alemi seyran eyledim
Dosta doğru giden yol bulamadım
Yağmur dolu gibi gökten eriştim
Sel su oldum coşan çaya karıştım
Nice dalgalarla coştum yarıştım
Gözüm yaşı gibi sel bulamadım
Neden geldim bu dünyaya bulaştım
Gide gide deryalara ulaştım
Dert sırtımda elli sene dolaştım
Derdim unutturan dil bulamadım
Talihim her yerde baştan savuldu
Çaldığı kapıdan geri kovuldu
Yaralarım göz göz oldu oyuldu
Yaramı saracak el bulamadım
Ali Kılıç kime minnet edeyim
Özüme teselli kendim edeyim
Derdim ile mezara dek gideyim
Başka tutunacak dal bulamadım
CANAN BANA NİYE KÜSTÜN
Canan bana niye küstün
Darılsan da darılmam ben
İlk buseyi senden aldım
Başkasına sarılmam ben
Sanki ben de el gibiyim
Serin esen yel gibiyim
Coşkun akan sel gibiyim
Akmayınan durulmam ben
Gül vermiştim ellerine
Yanağında tellerine
Gitsem yarin yolarına
Ömür boyu yorulmam ben
Rastlamadım bir eşine
Yaktı beni ateşine
Kırk yıl da düşsem peşine
Yar yolundan ayrılmam ben
Kılıç derki yolar uzun
Yaylaya gelirim yazın
Çekilmez ya senin nazın
Nazlarına darılmam ben
ÇOCUĞUM
Sizinle dallanır her ana baba
Her ocak sizinle tüter çıcuğum
Olduğunuz evde bülbüller şakır
Sevinciniz bize yeter çocuğum
Sizinle çırpınır bu koca millet
Sizinle kurulur bu yüce devlet
Yarının büyüğü sizsiniz elbet
Sizinle gücümüz artar çocuğum
Atilla Atatürk senin soyunda
Adalet merhamet vardır huyunda
Başa geleceksin her bir oyunda
Yedi düvel senden ürker çocuğum
Ali Kılıç derki övebildimse
Sizi doya doya sevebildimse
Cahilliği yurttan kovabildimse
Bu kadarı bana yeter çocuğum
GEL SUNAM GİDELİM BİZİM ELLERE
Seherin vaktinde gönlüme geldi
Gel sunam gidelim bizim ellere
Sılanın hasreti bağrımı deldi
Gel sunam gidelim bizim ellere
Fakırcıklar arasından geçelim
Kavaklının soğuk suyun içelim
Sülüklü bağında sofra açalım
Gel sunam gidelim bizim ellere
Çolağın bağında eyce gezelim
Hak aşkına badeleri süzelim
Sensin benim dünya ahret güzelim
Gel sunam gidelim bizim ellere
Şimdi Aladağın karı eridi
Kızlar yemlik toplamaya yürüdü
Omurluyu ala cığıl bürüdü
Gel sunam gidelim bizim ellere
Deli gönül arzuluyor yurdunu
Sanki denklemiş de kendi derdini
Gönül görmek ister dağlar ardını
Gel sunam gidelim bizim ellere
Ankara ilinden edelim sökün
Sakın ha adu’nun dilinden sakın
Ali Kılıç der yaş yetmişe yakın
Gel sunam gidelim bizim ellere
GÖNÜL YÜCELERDE GEZER
Gönül yücelerde gezer
Neydem ben güzeli neydem
Gençlikden kalmadı eser
Neydem ben güzeli neydem
Sözüm doğru etmem şaka
Güzel derim güzel Hak’ka
Ecel kapıda mutlaka
Gidem ben güzele gidem
Altmışa uğradı yaşım
Ne saçım kaldı ne dişim
Dağarcığa döndü başım
Neydem ben güzeli neydem
Pir aşkına deli derler
Hakkın şaşkın kulu derler
Bana Kılıç Ali derler
Gidem ben güzele gidem
GÜZELLER
Bebe olup beşiklerde belendim
Ninni ile büyüttüler güzeller
Yürüyüpde dillenmeye başladım
Dillerinden dil verdiler güzeller
Uğraşarak mesleğime eriştim
Ergin elup topluluğa karıştım
Niceleri ile küstüm barıştım
Beni de yanına aldı güzeller
Güzel eşle güzel bir yuva kurdum
Hayat denizinde çırpınıp durdum
Benden evvel gelip geçene sordum
Gün bu gün saat bu dedi güzeller
Dalda yaprak gibi sararıp solsam
Arayıp mevlamı sonunda bulsam
Dileğim yaz günü yaylada ölsem
Suyum ılık ılık dökse güzeller
Sakın olup ağlamayın ardımdan
Herkes de tadacak benim derdimden
Kadir mevlam ayrı koyma yurdumdan
Sallansın kol kola gezsin güzeller
Ali Kılıç der çirkine bağlanmam
Vakit gelir bu yerlerde eğlenmem
Hasta olur bir daha da sağlanmam
Derdime bir derman bulmaz güzeller
HACI BEKTAŞ VELİ
Sürünerek geldim sana
Hünkar Hacı Bektaş Veli
Hak nurun kattın insana
Hünkar Hacı Bektaş Veli
On iki imamın nesli
İbrahim Sani dir aslı
Kerbelada gönül yaslı
Hünkar Hacı Bektaş Veli
İnsanlığa değer veren
Dört kitabı da hak gören
Eşiğine yüzüm sürem
Hünkar Hacı Bektaş Veli
Velilerin ulu’susun
Aşk badesi dolususun
Sen zamanın Ali’sisin
Hünkar Hacı Bektaş Veli
Rakibe ettirma minnet
Canıma sağlık selamet
Halka eyleme malamat
Hünkar Hacı Bektaş Veli
Arı verki çiçek geze
Evlat ver okuyup yaza
Badenden nasip et bize
Hünkar Hacı Bektaş Veli
Yaz bana bir meleğini
Kır feleğin eleğini
Kılıç diler dileğini
Hünkar Hacı Bektaş Veli
KAHPE FELEK NE ÇEKİLMEZ DERDİM VAR
Ezeli yar idim şimdi el oldum
Yüce dağ başından inen sel oldum
Başımı taşlara vurdum del’oldum
Kahpe felek ne çekilmez derdin var
Dost bağına çiçek ettin dal ettin
Sevdiğimin yanağına bal ettin
Ayırdın da sevdiğimi del’ettin
Kahpe felek ne çekilmez derdin var
Ela gözlerinin haresi kalmış
Nar çiçek yanaklar sararmış solmuş
Sevdiğime kötü kötü hal olmuş
Kahpe felek ne çekilmez derdin var
Ta ezelden bana eder idi naz
Sevdalı yarıma çalamadım saz
Yanına oturdum beni tanımaz
Kahpe felek ne çekilmez derdin var
Gözlerinden tanımışım yarımı
Belli değil sevdiğimin yarını
Kılıç der ki sarfedeyim varımı
Kahpe felek ne çekilmez derdin var
KİMLİK
Eğer benim kim olduğum sorarsan
Dünyada sağ iken ölenlerdenim
Altından paradan puldan anlamam
İnsan kıymetini bilenlerdenim
Siyah sarı beyaz hepsi insandır
Allah yaratmıştır onlar da candır
Kimi sultan olmuş kimi hakandır
İstemem onları kölelerdenim
Ali Kılıç iyiliği güderim
Hercai olanı ben de nederim
Dünyadaki türlü türlü yollardan
Doğru yolu bulup gidenlerdenim
MOR BELİKLİM
Mor beliklim zülfün kemend eyleme
Gidiciyim yollarımı bağlama
Ardım sıra uğrun uğrun ağlama
Bu dünyanın halı böyle sevdiğim
Hakkın çoktur helal eyle sevdiğim
Ezelden ebede bu dünya yalan
Bir bak hiç olmuş mu ebedi kalan
Hızır İlyas derler o dahi yalan
İnsanın isteği böyle sevdiğim
Doğru düşün doğru söyle sevdiğim
Hasta iken sen gel otur başıma
Ölür isem biraz ağla naşıma
Bir kuş ol da mezarımın başına
Geceleri gelip tüne sevdiğim
Derdin deme ele güne sevdiğim
Terazi gelmezse ülker aşmıyor
Gönlüm sana bağlı senden şaşmıyor
Hiç kimse kimseye derdin açmıyor
İsterisen sen de açma sevdiğim
Gerçeklerden yine kaçma sevdiğim
Ali Kılıç baş sağıkan yazarım
Körpe torunlarda kaldı nazarım
Kim bilir ki nerde olur mezarım
Bu dünyanın halı böyle sevdiğim
Hakkın çoktur helal eyle sevdiğim
NESİNE VARAYIM BEN O YAYLANIN
Gidemler gider de gelenler gelir
Nesine varayım ben o yaylanın
Yolu uğrayanlar hep pişman olur
Nesine varayım ben o yaylanın
Güzeller de ok kiprikli güzeller
Sallandıkca ciğerciğim ezerler
Yaz baharda çadırları bozarlar
Nesine varayım ben o yaylanın
Bir bak sevdiceğim gözümde yaşlar
Aşka düşenlerde olur bu işler
Ataşda yanıyor ağaçlar kuşlar
Nesine varayım ben o yaylanın
Dağın doruğunda sevdiğim gitti
Şu benim figanım ta arş’a gitti
Sanki sevdiceğim elimden tuttu
Nesine varayım ben o yaylanın
Ali Kılıç sever genci güzeli
Böyle midir yaraların yazarı
Çifte yavruların oldu mezarı
Nesine varayım ben o yaylanın
ÖLÜM
Karacoğlan kurtulmadı elinden
Herkese bir türlü yetersin ölüm
Veyseli de yakaladın kolundan
Herkese bir türlü yetersin ölüm
Yedi düvel yenemedi atamı
Aldın Anıt kabir deki yatanı
Bizim için kurtarmıştı vatanı
Herkese bir türlü yetersin ölüm
Halkımın uğruna gösterdin çaba
Çileler bittimi Mahsuni baba
Git Hacı Bektaşa deki merhaba
Herkese bir türlü yetersin ölüm
Mahsuni babayı bu gün göturdün
Hacı Bektaş toprağına yatırdın
Biz ağladık sende çöktün oturdun
Herkese bir türlü yetersin ölüm
Ali Kılıç kurtulur mu elinden
Koklamadan çiçeğinden gülünden
Kimbilirki nerde korsun yolundan
Herkese bir türlü yetersin ölüm
19 MAYIS 2002
SEN BU YOLU NASIL GELDİN
Sen bu yolu nasıl geldin derisen
Aldırmadım esen yellere kardaş
Yiğitliğin anlamını sorarsan
Demedim sırrımı ellere kardaş
Kötülerle kötü yola gitmedim
Önüme geleni yoldaş tutmadım
Benim olmayana el uzatmadım
Haram değmedi bu ellere kardaş
Çok küçük yaşlarda işte ezildim
Zalimliğe zorbalığa bozuldum
İlim irfan katarına dizildim
Doğruyla yürüdüm yollara kardaş
Benden küçükleri hiç hor görmedim
Dedikodu için soru sormadım
Saygı duydum büyüğümü kırmadım
İyi söz söylettim dillere kardaş
Ali Kılıç zorbalığı sevmedim
Hiç bir zaman yobazlığı övmedim
Mazlumların hatırına değmedim
Düştüm türlü haldan hallara kardaş
SEVDİĞİM SENDEN AYRILMAM
Yüzüm süre geldim sana
Sevdiğim senden ayrılmam
Cevri cefa etme bana
Sevdiğim senden ayrılmam
Dikenle dolsada yolum
Kırılsa kanadım kolum
Bu cana gelsede ölüm
Sevdiğim senden ayrılmam
Şeytan şerrinden kaçalım
Gönlü Ali’ye açalım
Uçmağa bile uçalım
Sevdiğim senden ayrılmam
Kılıç’ı yadlara verme
Kudretten çekilmiş sürme
Sefil halimi hor görme
Sevdiğim senden ayrılmam
Bu biyografi 2299 kez okundu Yükleniyor...
|
![]() |