ALİ RIZA UĞURLU
Ali Rıza UĞURLU
1937 yılında Malatya Arapkir’de doğdu. İlkokulu aslen köyü olan Arguvan ilçesi İsaköyü’nde okudu. İlkokuldan sonra öğrenimine devam edemedi. Köyünde çiftçilik yaptı.
1969 yılında Almanya’ya işçi olarak gitti. Çalıştığı yıllarda Almanya’da çeşitli derneklerde sendikalarda ve SDP (Almanya Sosyal Demokrat Partide) etkinlikler gösterdi ve işyeri işçi temsilciliği yaptı. 1997 yılında Alman emeklilik sigortasından emekli oldu. Birikimlerimden yola çıkarak hazırladığı 'şiir roman ve araştırma' kitapları ile düşüncelerini paylaşmaya çalıştı.  '7 adet kitabı var.
 
ALLAH LA KUL KORKUTMAK MI
 
Yaradana yaklaşmaya
Çok yalvarıp yakınmak mı
Namaz oruç hac yerine
İnsanı kamil olmak mı
 
Hakk Adem de Adem Hakk ta
Sanmayın boş muallak ta
Yarattığı alem onun
Varıp çölde aramak mı
 
Ali Rızam haklı olmak
Öyle ise niçin korkmak
Akla fikre sınır koyup
Allahla kul korkutmak mı
 
01.12.2000
 
 
BAŞKA LEYLA MI VAR DI
 
Canan gel eyledi beni bağına
Şaşırdım sesi mi bağı mı sevem
Açıldı kapılar vardım içeri
Yeşil yaprağı mı dalı mı sevem
 
Kıyıda söğüdün gölgesi hoştu
Serim serinledi sevgimiz coştu
Koskocaman dünyam sanki bomboştu
Titreyen dudağı dili mi sevem
 
Omuza yayılmış saçlar örgülü
Seçemedim lale nergiz sümbülü
Zar ediyor güle bağın bülbülü
Dedim figanı mı gülü mü sevem
 
Ali Rızam Mecnun Leyla aradı
Kerem Aslı için tutuştu yandı
Söylesinler başka Leyla mı vardı
Deyin hayali mi yari mi sevem
 
26.10. 2001
 
 
BİR YER SÖYLEYİN Kİ
 
Bana bir yer söyleyin ki
Çok ile az bilmez ola
Gönüller hep hakka açık
Fitne fesat girmez ola
 
Doğu batı ayırmayan
Huysuzsa soy kayırmayan
İnsan üstü bağırmayan
Can canandan bezmez ola
 
Ali Rızam bak dünyaya
Korunmalı edep haya
Cümlealemle vefaya
Kul muratsız ölmez ola
 
 
CAR HACI BEKTAŞ
 
Yüz binleri her yıl konuk edersin
Bu yürekler sana yar Hacı Bektaş
Yeşiline yüzün süren canlardan
Ne kadar dertli var sor Hacı Bektaş
 
Neydi Horasan’dan kalkıp gelişin
Barış öğüt ettin o idi işin
Sevgiyi yaşama yol göstermiştin
Bak işte yer şimdi dar Hacı Bektaş
 
İçince çeşmenden akan kevserden
Gönül sıyrılıyor gamdan kederden
Hangisini saysam senin eserden
Her çiçekte rengin var Hacı Bektaş
 
Kaç asırdır gölgen koyu mu koyu
Muhammet Ali’den tanıdık soyu
Bize sen öğrettin güzelim huyu
Çıkara deyişti ar Hacı Bektaş
 
Barış demiş idin şimdi olmuyor
Dertli feryad eder kimse duymuyor
Yara kanasa da hekim sarmıyor
Vicdanlar karardı kör Hacı Bektaş
 
Sana şikayetim paylaşmıyorlar
Düzenciler halkla kaynaşmıyorlar
Senin terazinde haklaşmıyorlar
Bunlar sana ayan Pir Hacı bektaş
 
Çete cüppeliden doldu bu diyar
Rüzgar yön deyişti sesi kim duyar
Ele bele dile tutmuyor ayar
Hırsız çaldı adı kar Hacı Bektaş
 
Kızları okutun dedin ya Veli
İlim dedin takip ettik edeli
Ata’ nın çizdiği yoldan gideli
Önümüz toz duman bor Hacı Bektaş
 
Yetmiş iki millet bir demiştin ya
Aradığın sende gör demiştin ya
Hastayı yatakta sor demiştin ya
Ancak senden ola car Hacı Bektaş
 
 
 
 
Sevgi hoşgörüyle fikir ürettin
İlmini sunarken sığır da güttün
Sırana hak dedin nöbet de tuttun
Barış burda tutar yer Hacı Bektaş
 
Ali Rızam tek tek günleri saydım
Yolsuzdan yobazdan bıktım usandım
Barışı özledim huzura geldim
Dünya dert çuvalı gör Hacı Bektaş
 
10.8.2001
 
 
DEYİN YAR GELSİN
 
Ben o yarı gurbet ele salalı
Bin beterim ayrı kaldım kalalı
Gözlerim kan yaşlı içim yaralı
N’olur kar kalsın
Deyin yar gelsin
Haksız tez gelsin
 
Sorun hele aramızda dağ mı var
Yollarında boran mı var kar mı var
Karsız dönsün ayıp mı var ar mı var
N’olur kar kalsın
Deyin yar gelsin
Söylen tez gelsin
 
Ali Rıza’m şu pınarın başları
Yuva yapmış yazı yaban kuşları
Kime naz eylesin pınar taşları
Deyin yar gelsin
Söylen tez gelsin
N’olur kar kalsın
 
 
DOST İLE BENİ
 
İrfan meclisinde dostlar ceminde
Koyun bir köşeye post ile beni
Sevdanın şerinden derbeder oldum
Bırakın baş başa dost ile beni
 
İçeyim o demde aşkın meyinden
Saki bade sunsun engür suyundan
Diller arı olsun versin balından
Eyleyin o demde mest ile beni
 
Ali Rızam der ki ey güzel canlar
Siz gibi bu handa nice mihman var
Hu deyip de beni benden soranlar
Kalbim gerek sevmen üst ile beni
 
30.6.2001
 
 
DOST ODUR Kİ
 
Dost odur ki dostu daim dost tuta
Dost odur ki dostun dostluğu arta
Dost odur ki düşman gördü dayata
Gördüğümde kulu kurbanı olam
 
Dost odur ki sen ac isen ac gele
Dost odur ki sen gülünce o güle
Dost odur ki gel deyince tez gele
Mert ise gözünün dumanı olam
 
Dost odur ki yama gibi yırtılmaz
Dost odur ki dar gününde atılmaz
Dost odur ki para pula satılmaz
Sözüne sadıksa demanı olam
 
Dost odur ki bulsam derdi atarım
Dost odur ki cana canlar katarım
Dost odur ki mezarına yatarım
Ali Rızam dizi dermanı olam
 
27.08. 2001
 
 
DÜNYA FANİ
 
Uçma gönül dünya fani
Dilde kalır dileklerin
Kaba yele atma yaba
Yele gider emeklerin
 
Sevgi taşar ise aşktır
Ateşine yanmak güçtür
Kül olunca duman hiçtir
Bulut olur şeleklerin
 
El kaşınan yeri kaşır
Öze bağla sözü pişir
Ne dibi yak ne de taşır
Kabda kalır yemeklerin
 
Yürüyorsan yol darında
İki cihan diyarında
Dalmış ummman sularında
Boşa çalar küreklerin
 
Ali Rıza’m dünya fani
Yetiyorsa yetin gani
Veren bir gün alır canı
Tutmaz olur bileklerin
 
11.12.1999
 
HEY İNSANLAR
 
Hey insanlar insanlar
Ha bu handa mihmanlar
Koştuk tuttuk okşadık
Bize geldi hayvanlar
 
Hey insanlar insanlar
Yalan söze kananlar
Dil uydurduk laf için
Bizi sezdi hayvanlar
 
Hey insanlar insanlar
Kayda kural koyanlar
Bize yarar ney idi
Bize verdi hayvanlar
 
Hey insanlar insanlar
Birbirini kıranlar
Can cananın öldürdü
Bizi bildi hayvanlar
 
Hey insanlar insanlar
Gözü karda olanlar
Çarşı pazar bağırdık
Bizi yerdi hayvanlar
 
Hey insanlar insanlar
Atomla yer yaranlar
Zehir saçtık doğaya
Bizden bezdi hayvanlar
 
Hey insanlar insanlar
Silah yapıp vuranlar
Bakın korkan korkana
Bizden tezdi hayvanlar
 
Hey insanlar insanlar
Keyfe ayet yoranlar
Kesip kesip de yedik
Bize sövdü hayvanlar
 
Hey insanlar insanlar
İlmi ile şaşanlar
Ali Rızam bu ne hal
Bizi geçti hayvanlar
 
28.3.2002
 
 
HOCAM GÖNLÜN ÇOCUK KALSIN
 
Çocuk idin büyük oldun
Hocam gönlün çocuk kalsın
Hatırla bir şöyle dünü
Hocam gönlün çocuk kalsın
 
Çocuk gönlü kin bilmez ki
Asaletle öğünmez ki
Kızıp silah istemez ki
Hocam gönlün çocuk kalsın
 
Çok okut ki çok şey bilsin
İlme dolsun arif olsun
Sınıfına rahat girsin
Hocam gönlün çocuk kalsın
 
Sen güldükçe o da gülür
Sevildikçe hep sevilir
Ne meshep der ne ırk bilir
Hocam gönlün çocuk kalsın
 
Güneş gibi pak yüreği
Tanımaz cini feleği
Tanımasın şu tüfeği
Hocam gönlün çocuk kalsın
 
Sınıfında çocuk bir gül
Öğretmense orda bülbül
Sevgi okut sen de sevil
Hocam gönlün çocuk kalsın
 
Hedef seçmiş öğrenmeyi
Bilmez rüşvetle hileyi
Hiç de sevmez dövülmeyi
Hocam gönlün çocuk kalsın
 
Koşup oynar yer hevesi
Pantol çeket giyinmesi
Gelip hocam şu demesi
Hocam gönlün çocuk kalsın
 
Bilmez sınır sömür savaş
Çok kar için etmez telaş
Aradığı tek arkadaş
Hocam gönlün çocuk kalsın
 
Yarınlara hazır olsun
Yarın onla huzur bulsun
Ondan sonra gelen gülsün
Hocam gönlün çocuk kalsın
 
Ali Rızam der öğüdü
Sanılmasın hoş büyüdü
Onun bir tek sen ümüdü
Hocam gönlün çocuk kalsın
 
15.11.2000
 
 
KUSUR ETMEDİK
 
Neden biz bu halka anlatamadık
Ne çaldık ne çırptık hata etmedik
Dağları yurt ettik yolları yırttık
Davamız meşruydu kusur etmedik
 
İyiyi kötüden ayırır iken
Zalimin zulmüne bağırır iken
Fakiri kavgada kayırır iken
Huyluyu husunda azar etmedik
 
Etmedik erenler inan etmedik
Münkür münafığın yolun gütmedik
Canlar verdik ama başımız da dik
Dönüp davamızı pazar etmedik
 
Yanarım emeğe günü yanarım
Emeğe değerdir benim onururm
Beni yaradan var ben ona kulum
Kula kul kalmaya sabır etmedik
 
Vurdular ya bizi sırttan vurulduk
Öldük ya toprağa onurlu konduk
Sanmasınlar davamızda yanıldık
Anlımız ak asla özür etmedik
 
Yılmadık bu yolda yılmayacağız
Pir Sultan caymadı caymayacağız
Hüseyin dönmedi dönmeyeceğiz
Münkürü köşeye buyur etmedik
 
Ali Rızam elbet dönecek devran
Zalimin çırası yanmaz her zaman
Bizde kararlılık onlarda güman
Sözümüz mert sözü hasır etmedik
 
05.01.2002
 
LEVHU KALEM
 
Hey beni yaratan ya levhu kalem
Ta arş ta yücede durmakta mısın
Sabahı hayıra yoran kullara
Edene ettiğin sormakta mısın
 
Gönül evim mekan ettim ben sana
Yaptım dersin gel de bir bak cihana
Kim söyledi vur kır devri sultana
Zalimin zulmünden yılmakta mısın
 
Ben olmasam söyle seni kim tanır
Ne adın söylenir ne ünün denir
Toz olur bu alem çarkın devrilir
İptidai sana varmakta mısın
 
Kulunum sor işi terse çekene
Sen vermişsin ilmi kimilerine
Adını laf edip hile edene
Verdiğini geri almakta mısın
 
Ali Rızam şaştım aklım karıştı
Tutamadım kızma dilim dolaştı
Can cananın vurdu eli alıştı
Nice zaman baktın kızmakta mısın
 
01.07.2002
 
 
MIŞLAR MAZİLERDE
 
 
İn be insan terse dönen dolaptan
Bak ta şu önünü gör de geç artık
Milletdir mezhepdir böldü becerdi
Eski defterleri dür de geç artık
 
Bu çağın mektepli marifeti var
Mışlar mazilerde her şey aşikar
Bu arz senin malın gez diyar diyar
Sınırları yere ser de geç artık
 
Çağ uydu çağıdır minnet neyine
Kader Felek derler gelme oyuna
Sığınma eyilme soylu soyuna
Önünde tabuyu kır da geç artık
 
Parsellendi dünya mülk diye diye
Ses etmedik döndük canlı deliye
Benzetildik balın veren arıya
Sendeki o sana var da geç artık
 
Ali Rıza’m düzdür dağın ötesi
Eğmesin tartının yana kefesi
Uzaktan hoş derler davulun sesi
O sesin sırrını sor da geç artık
 
14.01.1999
 
NENNİ NENNİ
 
İki dere bir arada
Duran yavru nenni nenni
Sesi boğuk sütü herle
Doyan yavru nenni nenni
 
Bey paşam der koşar iken
Yön seçmeye şaşar iken
Ac acına yaşar iken
Solan yavrum nenni nenni
 
Sağın sopa solun dökük
Ayak yalın dalın sökük
İş aş dersin boynun bükük
Gezen yavrum nenni nenni
 
Dokuz aylık yoldan niye
Dövülmeye sövülmeye
Doğar doğmaz borç vermeye
Gelen yavrum nenni nenni
 
Ali Rızam gör geleni
Döverler ses etme seni
Toprak sarır bu bedeni
Kalan yavrum nenni nenni
 
03.07.2002
 
 
ÖĞÜN ARGUVAN
 
Nasıl methedeyim nasıl diyeyim
Diyar diyar denir ünün Arguvan
Kolay mıdır sende sevda sezmemek
Gelene git demez yolun Arguvan
 
Kuzeyinde Yama dağı yaylalı
Fırat’a uzanır çıplak ovalı
Ozanı bol hepsi sana sevdalı
Elden ayrı söyler dilin Arguvan
 
Bir yanın Göldağı mavi gölleri
Soğuktur suları serin yelleri
Sarı çiçek renk renk süsler yerleri
Baharda bir başka elin Arguvan
 
Yad da yiğitlerin ağarttı saçın
Çatma kaşlarını akmasın yaşın
Elbet Allah büyük dik kalsın başın
Sevdayla yoğrulmuş çölün Arguvan
 
Volkanik yapılı düzlü tepeli
Bağrında yayılmış höyük memeli
Tarihin çok derin önün perdeli
Bir gün gül verecek çalın Arguvan
 
Çıkınca Uru’ya yayla havası
Orda yaşayamaz mikrop belası
Şah Sultan’da denir yağmur duası
Şotik derler coşar çayın Arguvan
 
Kırk altı köyün var hangisin sayam
Hepsi de cana can Mevla’ya ayan
Doyulmaz türküne var mıdır doyan
Ayrılmaz hanımın beyin Arguvan
 
Derviş Muhammed’in Hünkar dı piri
Şah Sultan Aşıkilerin rehberi
Nice ozan saydım onlardan beri
Bu değerler senin öğün Arguvan
 
Fabrikan da yok ki görünsün baca
Arpa ektik biçtik kök çarpa çarpa
İş güç sunamadık yetişen gence
Düzelir mi acap halin Arguvan
 
Ovanda sıralı bağlar olsaydım
Çay olup içinde çağlar olsaydım
Etrafın dolanan dağlar olsaydım
Olurdun duvaklı gelin Arguvan
 
Sözü doğru sazı dolu bu halkın
Gurbeti sılaya etmişler yakın
Adın zaten dilde nazardan sakın
El atsınlar neyin eksik Arguvan
 
Ne güzel adın var övgü odağı
Dolaylı dır ezgi türkü odağı
Nice ozanların sende kulağı
Damakdan damağa balın Arguvan
 
Folklorun semahın sesli selamın
Aydının yazarın oynar kalemin
Senin bir başkadır sofra alemin
Muhabbete araç demin Arguvan
 
İçin dolu hasret eda cilve naz
Güzel türkülerin turnadan avaz
Onlara da sahip çıkılsın biraz
Daha da çok açar gülün Arguvan
 
Arılar bal yapar sarı çiçekten
Şemsi Belli kondu göçtü yörenden
Ali Rıza senin İsaköyünden
Biz senin sen bizim sevin Arguvan
 
ÖZLETTİNİZ BARIŞI
 
Özlettiniz bana özge barışı
Sevdası yürekte tak diyebilir
Devran küskün doğa küskün kul küskün
Dalgınlar uyanır hak diyebilir
 
Şu alemi birkaç kişi yapmadı
Dağlar dikip engin çukur tepmedi
Deniz oyup ırmakları çekmedi
Ayrıya gayrıya yok diyebilir
 
Bence dua doğa sevmek can sevmek
İbadetse cana sevgi beslemek
Laf demeden yürek sesi dinlemek
Adam üstü kula çark diyebilir
 
Ali Rızam evren cümlealemin
Üstümüze tankla copla gelmeyin
Kükrerse yüreği böyle diyenin
Yaptığın silahtan kork diyebilir
 
27.9 1999
 
SOR GADAN ALAM
 
Harap ettin bağım tarımar oldum
Merhametsiz olma yar gadan alam
Yoldun yaprağımı sarardım soldum
Nolur şu derdimi sor gadan alam
 
Bu aşkın meyinden içtim içeli
Seyyah olup elden ele göçeli
Ben derdimi dağa taşa dökeli
Dertlerime yağdı kar gadan alam
 
Ali Rızam koy da divan durayım
Leylayım de çölden çöle geleyim
Kul eyle kapında kulun olayım
Ölürken yanımda dur gadan alam
 
07. 02. 2002
 
 
USUL USUL
 
Ömür denen şu menzile
Yürüyorum usul usul
Yolum toprak yerim toprak
Varıyorum usul usul
 
Dünya sen dön ekseninde
Durmadan kendi keyfinde
Takılmışım dümeninde
Dönüyorum usul usul
 
Bugün yarın geçti zaman
Boşa imiş boşmuş çabam
Adı hayat koca umman
Yüzüyorum usul usul
 
Bra dünya sen bir fani
Veli nebi onlar hani
Sense senden saydın beni
Geliyorum usul usul
 
Ali Rızam bu yol biter
Ne dert kalır ne de keder
Çukur kazar tez örterler
Seziyorum usul usul
 
27.02.2001
 
YAR YAR
 
Aslı’m sevdan beni Kerem eyledi
Yanam ateşine kor olam yar yar
Yüreğimde yanan aşkın alevi
Yanağından sızan ter olam yar yar
 
Aşıkım didara dar olam n’olur
Köle al yanına dur olam n’olur
Sen se bir gül ben de har olam nolur
Açarken rengine zar olam yar yar
 
Ne yaprağın solsun ne düşsün dalın
Ne yeşilin gitsin ne morun alın
Gelde kabul et Ali Rıza kulun
Yaşlanam yanında pir olam yar yar
 
27.06.2002
 
 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner45

banner39

banner44

banner56