ARGUVAN:
ARGUVAN'IN SOSYAL VE EKONOMİK KALKINMASI

ARGUVAN’IN SOSYAL VE EKONOMİK KALKINMASI İLE İLGİLİ GÖRÜŞ VE ÖNERİLERİ 

  Hüseyin DOĞAN Bolu Vali Yardımcısı  

Arguvan ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. İlçenin ekonomik ve sosyal hayatının gelişmesine esas olan tarım ve hayvancılık bir türlü gelişememiş, yüz yıllarca kullanılan esas ve usuller babadan oğla geçmiş ve ilçe ekonomik olarak bir sıçrama yapamamıştır. Tarım altyapısı ve hayvancılık modern teknikle buluşamamış ve ilçe sürekli bir kapalı ekonomi içinde yaşamaya mahkûm edilmiştir. 

 Tarım sektörüne makinenin geç girmesi, sulu tarıma geçilememesi, devlet yardımlarının yeterince sahaya gelmemesi alt yapı yatırımlarının yeterince yapılamaması, mülkiyet ve miras nedeniyle arazilerin sürekli küçülmesi, nüfusun çoğalması gibi nedenlerle bölge sürekli kan kaybına uğramıştır. Bu ekonomik erozyon sonucu bölgede yaşayan insanlarımız özellikle dinamik insan unsurumuz sürekli göçe yönelmiştir. Doğdukları yerleri terk edip doyacakları yörelere yönelmişlerdir. 

1950 den sonra Arguvan insanının ilk gurbetçiliği mevsimlik işçi olarak Çukurova’ya yapılmıştır. Bu iş gücü göçü mevsimlik olup hasat mevsimiyle sınırlı kalmış ve insanlar tekrar bölgeye dönmüşlerdir.   

         Arguvan’ dan ikinci göç dalgası özellikle Malatya’da Atatürk’ ün 1932 – 1936 yıllarında uyguladığı 1. Kalkınma Planı Döneminde yapılan fabrikalara işçi olarak gidilmiştir. Bugün maalesef ne olduğunu hepimizin bildiği Malatya’ daki mensucat fabrikası, tekel işletme atölyeleri ve fabrikaları, uçak tamir fabrikası, lokomotif fabrikası gibi işletmelere yoğun bir iş gücü göçü olmuştur. 

           İlçemizden 3. göç dalgası özellikle 1960’ dan sonra Avrupa ve dış ülkelere olmuş ve göç hareketi kısmen de olsa devam etmektedir.  

Bu göçlerin ortak nedenine gelince:           

a) Tarıma makinenin ve yeni teknolojinin girmesiyle mevcut nüfus geçimini tarım dışındaki sektörlerde aramaya başlamışlar ve bir traktör tarım sektöründe 75 kişiyi işsiz bırakmıştır.         

b) Kırsal kesimde göreceli olarak nüfus artmıştır.         

c) Şehir hayatının cazip olması kırsal kesimde yeterli alt yapının olmaması teknolojinin ve hizmetlerin bölgeye geç gelmesi.         

d) Kırsal kesimdeki insanların hem istihdam hem de yaşam biçimi olarak yalnız bırakılmaları ve devlet desteğinin yeteri kadar gelmemesi.         

e) Mal ve hizmet üretiminin belli merkezlerde toplanması dolayısıyla bu gibi cazibe merkezlerinin çekici hale gelmesi.         

f) Ulaşım ve iletişimin yeteri kadar olmaması kırsal kesimin üretimini pazarlayamaması gibi nedenlerle;           

EKONOMİK VE SOSYAL KALKINMADA DEVLETİN ROLÜ:   

İdari yapımızın en belirgin özelliği merkeziyetçi olmasıdır. Merkezi idare temel ilke olarak adalet, güvenlik, savunma, dış politika, ulaştırma ve askerlik gibi temel hizmetler ile mahalli nitelikte olsa bile mahalli idarelerin güçlerini aşan alanlarda hizmet yapması gerekirken yerel nitelikteki pek çok hizmetler merkezi idare birimlerince yerine getirilmeye çalışılmıştır.           

İlçeler artık bir şehir yönetimi değil bir alan yönetimidir. Merkezi idarenin hantal yapısı, hizmetlerin merkezden planlanması, çok basit bir yatırımın merkezi idarenin onayına bağlı olması, bürokratik sıkıntılar ödenek yetersizliği ve politik nedenlerle kırsal kesime sosyal ve ekonomik alt yapı hizmetleri yeteri kadar götürülememiştir.           

Yerel Yönetimler merkezi idarece bütçe olarak desteklenmelidir. Merkezi idare tüm yatırımları büyük şehirlere ve yakınlarına yaparak adeta göçü özendirmiş kırsal kesimin boşalmasına neden olmuştur. Bu göçler nedeniyle devletin yaptığı temel sağlık ve altyapı yatırımları atıl hale gelmiştir.  

EKONOMİK VE SOSYAL KALKINMADA YEREL YÖNETİMLERİN ROLÜ: 

           Bugün dünyada yaşanan hızlı kentleşme, sürekli toplumsal ve teknolojik gelişim ve değişim, demokrasi ve insan hakları konusundaki gelişmeler merkeziyetçi yapıdan uzaklaşmakta yerellik ve çevre bilinci ile bu hizmetlerden halka dönüklük ve etkinlik yaşam kalitesinin artırılması gibi olgular özellikle yerel yönetimler ve kent sorunlarında yeni anlayışlar ve gelişmelere yol açmıştır.   

         Yerel yönetimler yerel nitelikteki tarım, imar, bayındırlık, eğitim alt yapısı, gençlik ve spor, sağlık, çevre, orman, turizm ve ağaçlandırma, hayvancılık ve benzeri hizmetleri artık yerel yönetimler yerine getirmeli ve bu konuda da yeterli mevzuat düzenlenmesi yapılmıştır.    

        Artık yerel yönetimler özellikle Belediyeler çöp toplayan, içme suyu getiren ve imar planı yapan kuruluşlar olmaktan çıkıp hizmet yelpazesini genişletmek zorundadırlar.     

       Bunun için tek şart gelişmiş ülkelerde olduğu gibi yerel yönetimlerin bütçe payı %12’ lerden %50’ lere çıkarılmalıdır.            Köylerimizin ihtiyaç duyduğu hizmetlerin hemen hemen tamamı İl ve İlçe Özel İdareleri tarafından yapılmaktadır. İlçe Özel İdareleri İlçe Mülki Sınırları içersinde bulunan köylerin yol, su, okul, sağlık ocağı, sağlık evi, içme suyu, kütüphane, park, kanalizasyon, köy konağı, sosyal tesis, ağaçlandırma, gölet, mera ıslahı, el sanatları ve halk eğitim gibi hizmetlerin yapılması konusunda yasal olarak İl Özel İdaresi ile birlikte görevlendirilmişlerdir. Ayrıca Özel İdare tarımsal ve hayvansal ürünlerin değerlendirilmesi, pazarlanması, yatırım tesislerinin kurulması ve ürünlerinin değerlendirilmesi gibi faaliyetlere yardımcı olmak üzere İl Özel İdaresinin görevleri arasına alınmıştır.    

        Kırsal kesimde yaşayan insanlarımıza bu hizmetlerin gitmesi için ilçelerde kurulmuş olan İlçe Özel İdaresi ile Köylere Hizmet Götürme Birlikleri yönetimlerine gönüllü olarak ve profesyonelce katılmaları zorunludur bu aynı zamanda yasal bir zorunluluktur. Belediye ve Köylere Hizmet Götürme Birliklerine seçilen kişilerin bu görevlere gönüllü olarak katılmalı ve görevden kaçmamaları lazımdır.    

        Yukarıda saydığımız yerel yönetimlerin organlarına seçilecek kişilerin bilgili, donanımlı, hepsinden önemlisi özverili olmaları şarttır. Demokrasilerde katılımcılığın çıtası ancak bu şekilde yükseltilebilir.   

  EKONOMİK VE SOSYAL KALKINMADA SİVİL TOPLUM KURULUŞLARININ ROLÜ:    

 Yurttaşlar arasında sivil toplum kuruluşlarına katılım devlete sahip çıkmanın başka bir sürecidir. Bu demokratik katılım devlet içinde bireyler içinde sadece bir şeyler elde etmek için değil aynı zamanda toplumu ve kendini dönüştürmenin bir yoludur. Bazı durumlarda yerel yönetimler belirli hizmetlerin sağlanmasını gönüllü kişiler ve kuruluşlar aracılığı ile gerçekleştirebilirler. Bazı hallerde hemşehrilerin bilgi, deneyim ve becerisi ile ekonomik varlıklarının harekete geçirilmesi gönüllü kişi ve kuruluşların desteğinin sağlanması esastır. 

           Bu kapsamda yerel yönetimler çeşitli meslek kuruluşları, sendikalar, kooperatifler, dernekler, vakıflar ve diğer gönüllü kuruluşlarla çeşitli alanlarda iş birliği ve çalışmalar yapabilirler. Daha önceki yıllarda sivil toplum kuruluşlarının yaptığı itfaiye, ilk yardım, huzur evi, okul, kütüphane gibi klasik hizmet alanlarıyla sınırlı olan gönüllü kuruluşlar günümüzde çevre korumadan insan haklarına kadar hizmet alanlarını genişletmişlerdir.    

        Dernekler mükemmel bir sivil toplum kuruluşudur. Bu nedenle insanlar kalkınma, insani yardım, çevre koruma, insan haklarından kadın haklarına kadar olan sorunları gönüllü kuruluşlar kanalıyla çözmeye çalışmaktadırlar.     

       Çağdaş demokrasiler katılımcı ve çoğulcudur. Kamu hizmetlerine mal varlığı ile sahip çıkan sivil toplum kuruluşları vakıflar, düşünce ve emek olarak ta örgütleyen derneklerdir    

İLÇEMİZİN SOSYAL VE EKONOMİK KALKINMASI İLE İLGİLİ GÖRÜŞ VE ÖNERİLER: 

           1- İlçemizin kırsal alanlarında temel faaliyet alanı tarımdır. Tarımın Türkiye ekonomisindeki azalan payına rağmen halen nüfusun %30’ u na yakınının bir bölümünün iştigal ettiği bir alandır. Kırsal alanda temel ekonomik faaliyet tarım olduğundan tarım için gerekli olan toprak potansiyelinin verimli bir şekilde kullanılması önem arz etmektedir. Tarımda hangi ürünlerin çeşitlendirileceği mahalli tarım teşkilatıyla görüşülerek karar verilmelidir.      

    2- İlçemizde tarım alanlarının sulanmasına esas olmak üzere yıllardır bitmeyen ve 13 bin hektarlık alanı sulayabilecek olan Yoncalı Barajı biran önce bitirilmeli ve hizmete açılmalıdır. Bu konuda sivil toplum kuruluşları, dernekler, mahalli yöneticiler merkezi idari nezdinde sürekli ısrarcı olmalıdırlar. 

  3- Sivil Toplum Kuruluşlarımız ilçe ve köylerimize bu güne keder gösterdikleri ilgiyi artırarak devam ettirmelidirler.  

4- Yerel Yönetim Organlarına seçilecek kişilerin girişimci, katılımcı olmalarına özen gösterilmelidir.  

5- Merkezi Hükümetin kırsal kesime yapacakları özellikle istihdam sağlayan yatırımlar çabuklaştırılmalıdır.  

6- Kuru tarım yapılacak bölgelerin envanteri çıkarılmalı taşra yönetimi ile işbirliği yapılarak proje üretilmelidir.  

7- Meyvecilik konusunda kooperatifleşmeye gidilmeli üretim ve pazarlama zinciri kurulmalıdır.  

8- Avrupa Birliğinin ülkemize sağladığı hibe yardımlarından proje yapılarak yararlanılmalıdır. Söz Konusu yardımlar nakdi olmayıp, yapılan proje ve programlar doğrultusunda hibe nitelikli olup, bu yardımlardan yararlanma yolları aranmalıdır.  

 9- İlçemiz Devlet Planlama Teşkilatı nezdinde Kırsal Kalkınma Projesi içersine alınmalı bu konuda tarım işletmelerinin kurulması, kırsal ekonominin çeşitlendirilmesi gibi projeler yapılmalıdır.  

10- İlçede üretilen ürünlere destek alımı sağlanmalı bu konuda çaba gösterilmelidir. Destek alımları gelir dağılımlarını iyileştirmek, üretim planlaması yapmak, tüketiciyi korumak ve fiyat istikrarını sağlamak yönünde olmalıdır.

11- İlçemiz kırsal alanının gelişmesine esas olan toplum kalkınması, merkez köy uygulaması, toprak ve tarım reformu uygulamaları, köy kentler, entegre kırsal kalkınma projeleri, tarımda makineleşme modellerinin ilçemize uygun olanları tekrar gözden geçirilmelidir.  

12- Yerleşim yerlerinin dağınıklığı nedeniyle ekonomik cazibe merkezleri tespit edilmelidir.  

13- Şehir ve köy arasındaki yaşam farkının sıfırlandığı köylerimizde istihdam sağlayacak ekonomik işletmeler düşünülmeli ve dinamik insan unsuru bölgede bırakılmalıdır.  

14- Çeşitli nedenlerle doğdukları yerlerden ayrılan hemşerilerimizin geri dönüşü konut yapı kooperatifleri kurularak özendirilmelidir.  

15- İlçemiz ve köylerine bu güne keder hizmet götüren sivil toplum kuruluşları bundan böyle bir çatı altında güçlerini birleştirmelidir. 

  16- Bütün bu önerilerle ilave edilecek önerileri hayata geçirmek için dernek ve vakıfların koordinesinde sürekli komiteler kurulmalıdır. 

Hüseyin DOĞAN-Bolu Vali Yardımcısı    

HÜSEYİN DOĞAN’IN ÖZGEÇMİŞİ  

1947 yılında Malatya ili Arguvan İlçesi Akören köyünde doğdu. 1973 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun olarak İçişleri Bakanlığı’nda göreve başladı. Malatya Maliyet Memurluğu, Palu, Çukurca ve Silifke Kaymakam Vekilliklerinden sonra sırasıyla, Afşin, Akdağmadeni, Sorgun, Çamlıhemşin, Karataş Kaymakamlıkları, Ağrı Vali Yardımcılığı, Bayburt, Siverek, Anamur Kaymakamlıkları, Kırşehir Vali Yardımcılığı, İçişleri Bakanlığı Hukuk Müşavirliği ve halen Bolu Vali Yardımcılığı görevini yürütmektedir. Evli ve iki çocuk babasıdır. 

  Kaynak:Ankara Arguvanlılar Kültür ve Dayanışma Derneği 1.Ulusal Arguvan Sempozyum kitabı.   

www.arguvanhaber.com    

Bu Kitap Ankara Arguvanlılar Kültür ve Dayanışma Derneği′nden temin edilebilir.  

banner47
İlgili Galeriler
Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner40

banner45

banner39

banner44

banner56

ARGUVAN'DA BİR ACAYİP MUHTARLAR GÜNÜ...
Arguvan’da Muhtarlar günü nedeniyle yapılan törene yalnızca  İlçe Emniyet Amiri Esen Aşkar, İlçe...

Haberi Oku