BİR SOYAĞACI HİKAYESİ

BİR SOYAĞACI HİKAYESİ

Hatice Eroğlu Akdoğan

Malum her birimiz gelmişimizi geçmişimizi merak ederiz. Özellikle bu merak kapalı kır ilişkilerinin çözülüp, kentleşmenin getirdiği gelişmiş eğitim olanakları içinde daha bir perçinlendi. Şimdiki bilincimiz, aklımızın yettiği ilk çocuk yaşlarda olsaydı elbet şu anda aramızda olmayan büyüklerimizden, çok eski olmasa da yakın tarihimize ilişkin birçok şeyi öğrenir, sıcağı sıcağına bir kenara not düşebilirdik. Maalesef öyle olmadı. Yaşamış olanlar hafızalarındaki önemli şeyleri bırakmadan göçmüş oldular.
Köyümüzde (A.Sülmenli), bizim sülaleye “Dedeler” derler. Dedem, Kamber Dede’nin vefatından sonra, dedeliğin gereğini büyük oğlu olarak çoğunlukla babam Ahmet Dede yapmaya başlamış. Babam hem eski harfli, hem de Latin harfli yazıyı iyi bilirdi. Eski harfli yazıyı nerede, nasıl öğrenmiş ya da öğrenirlermiş bilmiyorum. Dediğim gibi şimdiki bilincimiz o zaman olsaydı, günümüzde merak ettiğimiz çok şeyi muamma olmaktan çıkardı.

Babamın eski ve yeni harfli yazıyla yazılmış çokça kitabı vardı. Arapça sözlerin Türkçe açıklamasını da yapardı. Kerbela’ya hacca; bir de atalarının yetişip icazet aldığı Erdebil’deki tekkeye gitmiş, görmüş. Babam bazı misafirlerine silindir şeklinde küçük bir kutu içinden kağıt gibi (ceylan derisi imiş) bir rulo çıkarır (2 metre uzunluğunda) açıp gösterirdi. Hep dini konulardan konuştuklarına göre, Kuran harfleriyle yazısı olan o rulonun da kutsal olduğuna inanır, bir şey sormazdık. 1974’te vefat eden babam bu ve bunun gibi özel anlamı olan küçük eşyaları özel bir zembilin içinde saklardı. Babamın, Dede olarak sahip olduğu emanet şeyleri annem mutlaka amcalarıma emanet etmiş olmalı ki aradan yıllar geçtikten sonra ortada bir “beratname”, “icazetname” kimde, nerede kaldı tartışması yaşandı, gitti.

İcazetname kuşaklar önceki dedemizin Erdebil’den aldığı ‘Dedelik belgesi”, beratname ya da silsilename de geriye doğru soy kütüğü. Bilirsiniz “Dede” sayılmanız için soyunuzun Ehlibeyt’e dayanması gerekir. 12 Eylül sonrası köye asker baskınları olduğu için her iki belge de hangi amcamda ya da ayrı ayrı amcamlardaysa da bir yerlere gizlenmiş. Hatta İbrahim Amcamın beratnameyi harmanın içine gizlediği, sonra da onu bulamadığından bahsedildi. Şu an hayatta olmayan amcalarım bu konuda geriye ne bırakacaktı ya da neyi vasiyet edecekti bilemiyoruz. Ama hasbelkader her iki belgenin de elimize birer kopyası mevcut. İcazetnamenin kopyası Almanya’dan, soy kütüğünün kopyası Malatya’dan elimize ulaştı.   Beratname dedikleri yani soy kütüğünün aslı olan Arap alfabesiyle yazılmış halini İbrahim Amcam son halkaya kendi ismini yazdırarak Latin harflerine çevirip daktilo ettirmiş.

Öyle ya da böyle insanın yüzyıllar öncesinde resmi kayıtlar dışında ailesinin elinde yazılı bir belgenin oluşu insanı heyecanlandırıyor. Söz konusu belgelerin manevi açıdan ne anlama geldiğini, tarihi değerini merak ettiğimden elimde icazetnamenin kopyasıyla, bu alandaki araştırmalarıyla tanınan yazar Faik Bulut’la görüşmüştüm.  Faik Bulut belgenin eğitim görülen tekkeden verilmiş Dedelik belgesi olduğunu, belgenin de sahte dedelik yapanları önlem için verildiğini söyledi. Bir sorum da Türk ya da Kürt olmalarına karşın dedelerin soylarını nasıl Arap kökenli Ehlibeyt’e dayandırdığına ilişkindi. Faik Bulut tüm Dede’lerin soyunu Ehlibeyt’e götürdüğünü ama bunun gerçekçi olmaktan öte aydiyet bağı kurmaktan ileri gelmiş olabileceğine dikkat çekti. Yani Dersimli Kürt, Zaza dedeler de soyunu Ehlibeyt’e dayandırıyor, Türkmen kökenli dedeler de aynı şeyi yapıyor. Arapların İslamiyeti yaydıkları coğrafyada akrabalık ilişkileri kurmuş olmasının normal olduğunu ama soy zincirinin gide gide hep On İki İmam’a dayandırılmasının Ehlibeyt’e gönülden bağlılıkla ilgisi olduğunu vurgulamıştı Faik Bulut. Bununla birlikte gerek bizim ailenin gerekse de başka ailelerin elindeki bu tür belgeler akademik açıdan birer araştırma ve merak konusu olmayı elbette sürdürüyor.

Elimizdeki iki belgeden beratname ile ilgili olarak amcam İbrahim Eroğlu muhtemelen aslını kaybetmeden önce 1982 yılında Latin harflerine çevirmiş, 1993 yılında da kendi el yazısından daktiloya çektirmiş. Bir Dede’nin geriye doğru soy kütüğünü merak edenler açısından bunu aşağıya olduğu gibi bırakıyorum:
“ESKİ BERATNAMEDEKİ İSİMLER YENİ YAZIYA ALINMIŞTIR
                                                                        4.5.1993
1-İbrahim’in babasının adı Kamber
2-Kamber’in babasının adı İbrahim
3-İbrahim’in babasının adı Mehmet
4-Mehmet’in babasının adı Cafer
5-Cafer’in babasının adı Köse Süloğ
6-Köse Süloğ’un babasının adı Cafer
7-Cafer’in babasının adı Memmet
8-Memmet’in babasının adı İbrahim
9-İbrahim’in babasının adı Kurt Veli
10-Kurt Veli’nin babasının adı Kurt Yusuf
11-Kurt Yusuf’un babasının adı Hasan
12-Hasan’ın babasının adı Hüseyin
13-Hüseyin’in babasının adı Şah Veli
14-Şah Veli’nin babasının adı Abbas
15-Abbas’ın babasının adı Hadabent
16-Hadabent’in babasının adı Tahmese
17-Tahmese’nin babasının adı İsmail
18-İsmail’in babasının adı Haydar
19-Haydar’ın babasının adı Cüneyt
20-Cüneyt’in babasının adı İbrahim
21-İbrahim’in babasının adı Hoca Ali
22-Hoca Ali’nin babasının adı Sabrettin
23-Sabrettin’in babasının adı Safiyettin
24-Safiyettin’in babasının adı Cibril
25-Cibril’in babasının adı Gubbittin
26-Gubbittin’in babasının adı Reşit
27-Reşit’in babasının adı İbrahim
28-İbrahim’in babasının adı Muhammet
29-Muhammet’in babasının adı Zerruzu
30-Zerruzu’nun babasının adı Şeref
31-Şeref’in babasının adı Muhammet
32-Muhammet’in babasının adı Hasan
33-Hasan’ın babasının adı Mehmet
34-Mehmet’in babasının adı Cafer
35-Cafer’in babasının adı İbrahim
36-İbrahim’in babasının adı İsmail
37-İsmail’in babasının adı Ahmettin Arabi
38-Ahmettin Arabi’nin babasının adı Kasım
39-Kasım’ın babasının adı Ebil Kasım Hamza
40-Ebil Kasım Hamza’nın babasının adı İmam Musayı Kazım
                                            Haziran 1982
                                            Kamberoğlu İbrahim Eroğlu”
 
                         
 
 

 

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

YORUMLAR
mehmet ali çabuk
mehmet ali çabuk - 4 yıl Önce

sn. hatice eroğlu akdoğan; aileniz soyağacının musayı kazıma dek gitmesi ve bu konuda elinizde biri beratname olmak üzere iki belge bulunması incelenmeye değer , çok önemli bir durumdur. o kadar önemli ki günümüz insanlarının büyük bir kısmının geriye doğru beşinci kuşağını bilemediği halde sizin kırkıncı kuşağa kadar gidebilmeniz; akademik ve diğer (arşiv inceleme, sonuca ulaşma) çalışmaların yapılması mutlak gereklidir. belgelerin asıllarının değil de fotokopilerinin olması, arayış çalışmalarını daha da yoğunlaştırmanızı gerektirmektedir. sizinle bir röportaj yapmayı çok arzularım.
mehmet ali çabuk

rüstem
rüstem - 4 yıl Önce

haydar.hayidar,kürtce olup kendini bilen demektir.

rüstem
rüstem - 4 yıl Önce

hadabent.xudabent.kürtce olup Allaha bagliolan demektir.

rüstem
rüstem - 4 yıl Önce

kürt veli ve kürt yusuf dogru olandir.

banner40

banner45

banner57

banner39

banner44

banner56