ETMİ/ETMANEKİ AŞİRETİ SÖZLÜ TARİHİ-1

 Etmi/Etmaneki (Atma) Aşireti'nin söylencelere dayalı tarihi birkaç bölüm halinde bu köşede yayınlanacaktır .

 
      Etmi/Etmaneki Aşiretlilerinin yaşadıkları bölgeleri gezdim, dolaştım. Pısmamlarıma misafir oldum, onları özellikle dinledim. Çocukluğumdan bu yana dinlediklerimi, eğitimsel kazanımlarımı ve dolaştığım bölgelerdeki duyumlarımı sentezleyerek, sonuçlara ulaşarak, büyük oranda duyumlara dayalı aşiretimin tarihçesini sizlere sunmaya karar verdim.
     Çok az sayıdaki yakın zaman belgesine dayanarak bu tarihçenin yazılmasının zorluğunun ve gelecek birçok haklı eleştiriyi şimdiden gördüğümü belirtmek isterim. O eleştiriler varsın gelsin, o eleştirilere açığım. Ancak hiç yazmamak veya bir işe başlamamak daha mı iyi olacaktı? Bence hayır. Bir yerlerden başlama gereğine inanıyorum. Yeni bilgilere ulaşan pısmamlarım, yanlışlarımı düzeltsin, Bundan haz alacağımı duyuruyorum.
    Söylencelerle tarihçe yazılır mı? Bana göre yazılır. Her aşçı elindeki malzeme ile ancak yemeğini yapabilir. Günümüz malzemesi ile ben de ancak bir tarihçe yazabilirim. Bin seneden daha fazla zamandır, dilimiz etkisizleştirilmiş, asimilile olmamak için elde sadece sözlü anlatımlar kalmış. Yazılı edebiyat ve tarihimiz yok. İşte bu yoklulktur, dirence dönüşüp bana belgesiz tarihçe yazdıran sebep
     Söylence ve rivayetler çok mu önemsizdir, çok mu itibarsızdırlar? Hayır, ben bu peşin yargıya şiddetle karşıyım. Hiçbir söylence veya rivayetin asılsız olduğuna asla inanmam. Tarihin derinliklerinde mutlaka bir izden kaynaklanarak, sarmallaşırlar. O iz uzun süreç içerisinde ‘’giz’e dönüşür. Bilinmezlikler kategorisinde güç kazanır ve ürkütür. Oysa o bir yumak iptir, bütün mesele o ipin bir ucunu yakalayarak, tarihsel süreçte gezinip sonuçlara ulaşabilmek.
     Genelde Kürd Halkı, Özelde ise aşiretlimiz, atasını; çocuklarına çok iyi anlatmış. Bilinçli anlatmış. O bilinci de Antik Kürd çağı kazanımlarının yüksek oluşuna, iyi bir kodlama ile kültürünü genlere nakş ile perçinlediğine inanıyorum.
     Aşiretlimiz atasını unutturmamak için değişik yöntemlerin yanında, işin içine KUTSİYET bile katmış. Bu örneklerle karşılaştım. Söylence ve rivayetlerin aşiretimiz kültüründeki önemini sizlerle paylaşmak için KUTSİYET’e büründürülen bir atadan bahsetmek durumu vardır. 
     Şöyle ki;
     ‘’
 Maraş kolundan derlediğimiz bir rivayete göre, 

Sultan Sinemilii Horasan'dan Anadolu'ya Koca Seyit, Mir Seyit, Seyit Mençek ve Musa Hardi adlarındaki zatlarla birlikte gelmiştir. Bu adlardan ilk üçü, Ağuiçenler ocağının aynı adla anılan üç kolunun atası kabul edilen kişilere aittir. Musa Hardi ise aynı söylenceye göre Maraş yöresindeki Atmalılar'm atasıdır; 

İbrahim Sinernillioğlu ile özel görüşme kayıtları, 2005 yazı.

Yukarıdaki alıntı ' KIRKBUDAK' dergisinin 6 sayısından, AYFER KARAKAYA'nın, Av. İBRAHİM SİNEMİLLİOĞLU'undan aldığı kayıtlıdır.
     Seneler önce yukarda belirtilen rivayetten haberdardım. Ancak bu rivayeti küçük çaplı toplantılarda dillendirirken iki kez şok oldum
     Birincisi, Atmé Jar’ın Raşon Köyünden Vahap Kırca ‘’Benim annemin büyük babaannesi Ya Musi Hardi diye dua ederdi’’ Cümlesi doğrusu beni şok etti.
     İkinci şok ise Musi Hardi’nin mezarının Ispayon yaylasında olup etrafı
çevrili, (çevirme) kubanlarla ziyaret edilip, dileklerde bulunulup dualar edilmektedir.
     Kim ne derse desin , bence bu çok önemli bir belgedir.
    .Böylece bir rivayet , belgeye dönüştü. Bu durumu bizzat yaşayan ben ve etrafımdaki bazı insanlardır.
     Rivayetler, belgeleşirken mutluluk şoku oluşturuyorlar.


        Musi Hardi, neden Bu topraklara geldi? Durup dururken kimse yerini, yurdunu terk etmez Yer,  yurt terk etmek çok büyük toplumsal travma yaratır. Bu durumda Musi Hardi neden bir yurt aramaya çıktı?
      Musi Hardi belkide bir öncü idi. Aşireti tarafından görevlendirilmiş bir öncü. 
     Musi Hardi ilk geldiğinde tarih kaç yılını gösteriyordu?
     Musi Hardi’nin Keban ve Maden arasındaki yaylaları benimsediği bir söylencelerle kuşağımıza kadar gelen bir gerçek.
     Moğol istilası Dünya’yı kasıp kavurdu.  Cengiz Han, oğulları ve torunlar ve dahası Moğol ırkı çok acımasızdı. ‘’Erkekleri öldür, kadınlara tecavür et’’ genel kuraldı.
     ‘’
Moğollar 
13 Şubat 1258'de Bağdat’a girdi ve şehir bir hafta boyunca yağmalandı, halk katledildi. Hülagü Han, zamanın Fransa kralı IX. Louis'ye mektubunda ordusunun yaklaşık 200,000 kişiyi öldürdüğünü söylemektedir’’ (http://tr.wikipedia.org/wiki/H%C3%BClag%C3%BB_Han) Ancak İslam kaynakları, katledilen insan sayısının çok çok fazla olduğunu yazacaktı.

                                                                                                                   Devam  edecek

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

YORUMLAR
müslüm agir
müslüm agir - 5 yıl Önce

mogol, tatar u tirk,in

banner40

banner45

banner57

banner39

banner44

banner56