Ballıkaya, 1 Eylül 2020...
Kadir İncesu WhatsApp'tan Hacı Engüzel ile birlikte olduğumuz fotoğraflar göndermişti. Bundan da Hacı Engüzel’in aramızdan ayrıldığını anladım. Ayrıca Facebook sayfamda Hacı Engüzel’in aramızdan ayrıldığına dair paylaşımda bulunmuştu. Bu paylaşımda da Hacı Engüzel ile birlikte oldum fotoğraflar vardı.
Hak rahmet eylesin. Ailesi, yakınları ve sevenlerinin başı sağ olsun...
Hacı Engüzel’i yetmişli yılların başlarında özel kayıt kasetlerinden tanıyorum. İlki bir evde kaydedilmiş, ikincisi ise Malatya'da İstanbulluoğlu İş Hanındaki Kayhan Stüdyo’da kaydedilmişti. Her ne kadar stüdyo kaydı olsa da bağlamacı ile uyumu yoktu. Ancak Arguvan türkülerinin kasete kaydedilmesi açısından önemli ve dikkat çekiciydi. Bu nedenle bu kasetlere, yarım yüzyıl öncesinin ilk kayıtlarından ve Arguvan türkülerinin de çıkış noktası belgeleri denebilir.
O, aslında davul çalardı…
Daha sonra mı?
Onun ne ticari ne de sanatsal kaygısı vardı. İçinden geldiği gibi okuyordu yani okuyuşu doğal ve özgün idi. Yetmişli yıllarda pek çok âşık, yerel sanatçı ve kişi Arguvan türkülerini kaset okurken Hacı Engüzel’in kasetlerindeki yapıtlardan hareket ettiler.
Yine bu yıllarda plak sektörü yerini kaset sektörüne bırakmaya başladı. “Nasıl olsa da halk daha iyi beğense” kaygısıyla hareket ederek türküleri yeni biçimlere sokmaya başlayanlar oldu. Yetmedi dörtlükler dizeler sözcükler ve hat daha söyleyiş biçimi değiştirildi.
Seksenli yıllarda yakından tanıdım Hacı Engüzel’i. 1988 yılında Akören köyünde Müslüm Adıgüzel’in düğününde gece saat ikiye kadar saatlerce birlikte türkü söylemiştik, bunu hiç unutamam. Hatta bazı türküleri atışma gibi bir dörtlük kendisi, bir dörtlük ben söyleyerek birbirimizi de dinlendirmiştik.
80'li yılların sonları idi, bir üniversite öğrencisi, “Ölem ölem oy kader” Böyle türkü mü olur?” derken; “Ölem ölem oy gader” okuyuşunu, “Ölem ölem oy kader” biçiminde değerlendiriyordu. Sert sessiz harfin kullanılmasını eleştiriyordu. Dolayısıyla Arguvan türkülerinin ağız yapısını eleştirmişti. Oysa yalnızca Arguvan’da değil Anadolu'nun pek çok yerinde, hatta Azerbaycan, Kerkük yörelerinde bile var olan ses değişmelerini unutmamak gerek.
“Karadır kaşların benzer kömüre” dizesi söyleyişte, “Garadır gaşların benzer kömüre” biçimindedir. Özellikle ‘k’ sesinin ‘g’ye dönüşmesi burada kendisini gösterir.
Arguvan türküleri kitap çalışmamız süresince Hacı Engüzel ile özel görüşmeler, söyleşiler yaptığımı söyleyemem. Her görüşmemizde fikir alış verişimiz ve not alışlarım yetiyordu. 2004 yılında kitap yayınlandığında kitabın kapağını fotoğrafı ile yer aldı. Kitapta yaşamöyküsü şöyle yer aldı.

Halpuzlu Hacı (Hacı Engüzel)

14 Nisan 1932 tarihinde Arguvan’ın İsaköy’ünde doğdu,1959 yılında Dolaylı (Halpuz) köyüne gelerek yerleşti. Engüzeklioğlu kabilesindendir. Babası Ali, annesi Fadime’dir, ilkokul mezunu olup çiftçilik yapmaktadır. Düğünlerde davul çalması nedeniyle “Davulcu Hacı” diye anılan Engüzel, cura da çalmaktadır. Ancak yaşlılığı nedeniyle artık ne saz, ne davul çalma ne de türkü söyleyebilmektedir.
“Arguvan Havası” dendiği zaman ilk akla gelen kişi olan Hacı Engüzel, yerel söyleyişi bozmadan, sanat kaygısı taşımadan, özgün bir biçimde okuduğu türkülerle iki kaset yapmıştır. Bu kasetlerin sazlarını başkaları çalmıştır. Günümüzde Arguvan ezgilerini söyleyenlerin tamamı Hacı’nın okuduğu türkülerden yararlanma yoluna gitmişlerdir. Nedense onu kaynak kişi olarak belirtmemişler, üstelik türkülerin sözlerini ve ezgi yapılarını da değiştirmişler; hatta kendilerine mal edenler de olmuştur. Arguvan ezgilerinin yaşayan az sayıdaki kaynak kişilerinden olan Hacı Engüzel ile ilgili belgeleme çalışmasının ise; ilk paragrafta saydığımız nedenlerden dolayı zamanı geçmiştir.

Bekçi Bako ve Hacı Engüzel

Urfa Yetiştirme Yurdu’nda görev yaparken bir gün Bekçi Bako adıyla tanınan Bakır Yurtsever geldi. İkindi namazından çıktığını söyledi. Oturduktan kısa bir süre sonra ezanın girişini okudu, kesti, “Olmaz! Böyle okunmaz!” dedi. Sonra bir daha okudu, “İkindi ezanı böyle okunur” dedi. Ardından ezanın her vaktinin farklı makamlarda okunduğunu açıkladı.
Bakır Yurtsever (1908-1985), emniyet bekçiliği yaptığı için Bekçi Bako adıyla biliniyordu. Aynı zamanda iyi bir ses sanatçısı ve müezzin idi. ‘Muradı Böyle’, ‘Ağlarım Gülenim Yok’, ‘Buradan Bir Atlı Geçti’, ‘Tamburam Rebap Oldu’ söylediği türkülerden bazılarıdır.
Nasıl ki Bekçi Bako ezanın yanlış makamlarda okunuşunu eleştiriyorsa, Arguvan ağzını olduğu gibi ve kendine özgü bir okuyuşa sahip olan Hacı Engüzel de türkülerin değiştirilerek okumasını eleştiriyordu. Elbette ki bu eleştiriyi yapan pek çok sanatçı gazeteci ve diğer kişiler de vardı. Ne yazık ki hala türkülerin özgünlüğünü bozarak okuyanlar var…
Nüfusa göre 1932 doğumlu, ancak daha büyük yaşta olsa gerek. Ne olursa olsun 80 yıldan fazla bir süre kültüre tanıklığı var. “Üç yaşından itibaren türkülerle büyüdüm” diyordu. Türküler, özellikle çocuk yaşlardan itibaren belleğe kazındığı için çoğu kültürel konuları zaten içerisinde barındırıyor. Kitabımızda bu konuları oldukça geniş biçimde yer verdik.

Ne Yapıldı, Ne Yapılabilir?

Hacı Engüzel’in Arguvan kültürüne seksen yıllık tanıklığından ne kadar yararlanabildik acaba?
Yaşamöyküsünü (biyografisini) ayrıntılı biçimde düzenleyebildik mi?
Hakkında belgesel yaptık mı?
Hakkında tez, ödev hazırladık mı; hazırlattık mı?
Hakkında makaleler yazıldı mı?
Kendisi ile ayrıntılı söyleşiler yapıldı mı?
Hakkında kitap yazıldı mı?
Hakkında anma programı yapıldı mı?
Ve daha ekleyebileceğimiz pek çok sorumuz yanıt bekliyor
Arguvan Türküleri kitabımızda yaşam öyküsünü, yazı işleri müdürlüğünü yaptığım Arguvan Yolu dergisinde de kendisi ile söyleşiyi yayınlamıştık.
Kadir İncesu arkadaşımızın ayrıntılı fotoğraflarıyla bir fotoğraf kitabı olacak kadar fotoğrafları çektiğini sanıyorum.
Arguvan türkülerinin bilinen en eski kaynak kişisi olarak düşündüğümüz Hacı Engüzel’i saygı ile anıyorum.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner45

banner39

banner44

banner56