RIZALIK ŞEHRİ ve İLKELİ ORTAK YAŞAMIN HAYATA GEÇMESİ-1

        Mehmet Ali Çabuk:
        -Pirim hoşgeldiniz sefalar getirdiniz..
   
        Pir Ali Koçak:
        -Hoşbulduk, sağ ve varolun.

        Mehmet Ali Çabuk:
        -Topluluk tanımı yapar mısınız?

        Pir Ali Koçak:
;       -Nitelikleri yönünden bir bütün oluşturan bireylerin, kimselerin tümü ya da  herhangi bir toplumsal kümeye topluluk denir.

       Mehmet Ali Çabuk:
       -Yaşamak ile üretmek arasındaki ilişkiye nasıl bakarsınız?

       Pir Ali Koçak:
       -Toplumsal varlığın oluşumu komünal bir nitelik taşır. Toplum ilk birliklerini oluştururken yaşamlarını komünal tarzda varlığını sürdürebileceğini fark eder. Birlikte yaşamanın ortak değerlerini tesbit etmek zorunda kalmışlar. Çünkü YAŞATMAK ÜRETMEKLE olur. Üretimde toplumun ortaklaşa  çalışması ile olur. Bunlar avcılık, toplayıcılık yaşam malzemelerinin bir arada toplanması ve birlikte eşit olarak tüketilmesinin gerekli olduğu bir zamanda oluşmakta.
        
         Mehmet Ali Çabuk:
        -Rızalık Şehri’nin temelleri nasıl atılmıştır?

        Pir Ali Koçak:
        -Komünal değerlerin aleyhinde ki her gelişme toplumdan bir takım değerlerin ve insan ölümlerinin kaybı anlamına  geleceğini bilince çıkardıklarında yaşamın ve hayatta kalabilme ancak bu şekilde mümkün olduğunu bilince çıkarmışlar.  O halde komün yaşamı temel yaşam biçimi olarak değerlendirmek gerekir.  İnsan ancak bu yaşamla varlığını sürdürebileceğini fark etmiş olmalı ki.; ortaklık olmadan, birlikte, içinde rızalık olmadan doğanın katı kurallarına karşı durabilmak imkansız  olduğunu fark etmişler.  Bu ortaklık ve rızalığın yani komünal yaşam belirli kural ve kaideler çerçevesi içinde değişim, dönüşümler geçirerek, olgunlaşıp Rızalık Şehrinin temellerini oluşturmuştur. 

        Mehmet Ali Çabuk:
        -Bu temeller nasıl oluştu birde ona bakalım:                                        

       Pir ALİ Koçak:
       -Ona gelmeden önce Arjantinli Doktor, Gezgin Fotoğrafçı ve gazeteci olan Ricardo Coller'in 2010 yılında yayınlanan ''KADIN KIRALLIĞI  SON ANA ERKİL TOPLUM'' da Çinin güneyinde Kadın soylu MOSUOLAR la birlikte iki ay yaşayarak. Yaşanan Ana-Erkil topluma bir ayna tutmuş ve bizim burda anlatacaklarımıza ışık olmuştur. Bu Ana-Soylu toplulukta her birey eşit hakka sahip ve Kabilenin tüm kadınları  yalnız kendi kabilesinde olmayan erkeklerle evlenebilirler, aynı kabilede olanlar kaç kuşak geçmiş olursa olsun kardeş oldukları için evlenemezler.   Tarlalarda- bahçelerde herkes sağlığı ve gücü oranında çalışmak zorundadır. Kabilenin içinde birbirinde ayrı ikamet edeni, evlerinin kapıları aynı avluya açılacak bir şekilde inşa edilen evlerde oturuyorlar ve kapılarının kilitleri yok. Avlu ortak toplanma ve iş taksimi yapılan bir salon aynı zamanda. Tüm mahsül bu avluda toplanır ve nufusa göre kılanın en büyük Annesi pay eder. Bu Ana ile diğer yaşlı analarla kılanı sevk ve idare eder, kararlar alır ve uygulatır.

        Mehmet Ali Çabuk:
        Ana-Soylu /Ana erkil toplum düzeninde üretim ve tüketim ilişkilerini açıklar mısınız?

       Pir ali Koçak:
       -Özelikle kuzey yarımkürede iklimin çok acımasız olduğu ve buzulların yavaş yavaş çözülüp toprakana insanlara  verimliliğini sunmaya başladığı o şartlarada küçük topluluklar avcılık ve toplayıcılık yaparak yaşamk zorundaydılar. Bu zorluklar toluluğun birbirine sarılmak zorunda bırakmış zaten başka bir şanslarıda yoktu. 

       Binlerce yıl bu hep böyle zorluklarla geçerken topluluğun güçlü insanları avcılık ve toplayıcılık yaparken topluluğun yaşama yerinde kalanları ise hayvanları evcileştirerek ve yabani tohumları ekerek yaşamda yeni bir çığr açmış oldular.
       
       Mehmet Ali Çabuk:
       -Ana erkil dönemlerde insanlık ateşe sahipler miydi? Başka bir deyiş ile ateş üretme becerileri gelişmiş miydi?
 
       Pir Ali Koçak:
       -Tabiiki daha önce farkedilen ateşinde yardımı ile kılanın kışları üşümeden bahara-yaza çıkmalarını sağlayan ocaklar ortaya çıkmış oldu. Bu ocakların başındaki bilge analar giderek toplulukların içinde yücelik ve kutsiyet kazanmaya başladılar. Analar yaralanan avcıların yaralarını ağaç köklerinden ve otlardan yaptıkları merhemlerle , dermanlarla tedavi edip iyileştirir ken ilk porto kimyager, eczacı ve hekim olma özelliğine vardılar. Av etlerini pişirerek ilk aşçı olma özeliğine vardılar. Ayrıca toplumun içindeki uygunsuzlukları diğer yaşlı bilgelerle toplayıp Mahkeme Meydanı kurarak hal çaresini bulup toplumun içinde barışı sağlayıp hakimlik görevinide yerine getirmiş oldular. Bir bilge hem hakim hem Hekim olarak topluluğun sevk ve idaresini eline almıştır. Bu sevk ve idare eşit bir şekilde ortaklar topluluğunu ortaya çıkarırken rızalık şehrine doğru atılan adımlar olarak tarihin derinliklerinde yerini almış oldu. İşte biz buna Porto Rıza-Şehri diyebiliriz.

         Mehmet Ali Çabuk:
         -Pirim, ocak ve aşiretlerin doğuşu nasıl gerçdekleşti?
      
         Pir Ali Koçak:
         -Böylece binlerce yıllar geçti ocakların etrafında büyük köyler oluştu insanlar toprakla uğraşmaya başladı. Ocak-Merkezli-Ana Soylu topluluklar büyüdükçe büyüyen kılanlar aşiretleşmeye başladılar. Burada adetler ve töreler ve toplum hukuku oluştu bu tabiiki öyle kendiliğinde oluşmadı yılların birikimlerinde, tecrübelerinde değişim, dönüşümlerle öyle bir idare şekli ortaya geldiki hiç kimse kimsyi incitmeden ortakça rızalıkla yaşamaya başldı.

Rızalıkla başlanan bu yaşam şekli Rızalık Şehrinin kurallarını, rızalıklığın nasıl olması gerektiğinide meydana koydu.


        Mehmet Ali Çabuk:
        - Rızalık Şehri’nin mimarları kimlerdir?
  
         Pir Ali Koçak:
         -Rızalık Şehrinin İlkeli yaşamının mimarları Bilge Analardır.

Toplumun üretim şekline göre iş dağılımı ve çalışma şekilleri ortaya konulurken en küçük detaydan kaçınılmadan herkesin bilgi ve becerisine göre iş taksimi yapılır. Bunlar Sosyal-Hizmetler özelikle bunu Analar ve diger genç kadınlar üstlenirlerdi.                                                                                     Örneğin Düğün-Eğlence, doğum vb sosyal hizmetler. İnançsal olarak Kutsanmış günlerde nelerin yapılması Pehrizlerin-Oruçların ne zaman nasıl tutulacağının kararları ile İbadet gibi yada son nefesini veren insanların hizmetlerinin tamamını bilge analar ve bilge babalar birlikte karar verip toplumun rızalığı ile yerine getirirler.
         İş hayatı-üretim örn. Hayvancılık ve cobanlık işlerini ekseriyette çocuklar ve bir bilge insanın denetiminde yazları  sulak yerlerde, yaylaklarda çobanlık yapılırdı. Sütün işlemsi ile yağın, peynirin yapılmasını genç kadınlarla birlikte henüz çocuk denebilecek yaştakilerin becerisine göre burdada bir  iş taksimi yapılır.  Çiftçilik, bostan, bahçe işlerinde gene insanların bilgi ve becerilerine göre iş taksimi yapılır ve mahsülün verimli olması için çalışılır. Bu çalışmaların hepisinde usta çırak ilişkisi diye bileceğimiz şekilde her alanda gençler yetiştirilir. Tüm mahsüller topluluğun ortak ambarı diyeceğimiz bir yerde toplanır ve nufusa göre eşit bir şekilde dağıtım yapılır ve topluluk birbirine rızalık vererek kışa girmeden önce kölanın/ Aşiretin kışlık ısınma ihtiyacı olan yakacaklar güçlü insanlar tarafında dağlarda özelikle kurumuş ağaçlar toplanarak tedarik edilirdi.  Ağaölar kesilmeden önce Ormnadan özür dilenir ve rizalık alınıdıktan sonra, mümkün olduğu kadar kuru ağaçlar toplanırdı, yeterli olmayınca yaşlı ağaclarda kesilip Kılanın aortak yakacağına katılırdı.                 Bu Ormanda rızalık alma  günümüzde Tahtacı Canlar gülbang vererek o günde kalma bu eleneği devam etirdiklerine inanıyorum.  Ve şöyle bir Rızalık Gulbangı sunarlar.:Tahtacı Aleviler,  ağaca balta vurmadan önce. Ağaçtan rızalık alırlar ve gulbang sunarlar. 

" B- ismi Şah, Halla, Halla.

Ey  doğamın süsü, ormanımızda uçanların sığınağı. 

Ağaçların hasısın. Bebelerimizin beşiğisin.

Kapılarımızın eşiğisin. Sana orda niyaz ederiz.

Toprağımizin yüreği, evlerimizin direğisin.

Seninle yaşamımız huzurlu, aşımızı senle kaynatıyoruz.

Affınıza sığınıyoruz, ihtiyaçtan dolayı seni keseceğiz.

 Bunun için sana nıyazımızı yapıyoruz. Bu nızayımızı kabul et ey ağaç ey ormanımız.

"Bizi bu dağlarda açlıktan, yokluktan, kazadan, beladan koru, Haram lokmayı obamıza, soframıza uğratma. Bizi Kötüyle, uğursuzla karşılaştırma.

Yolumuz sevgi yolu, doğruluk yolu, bizi bu yoldan ayırma.

Doğanın, Dağların tüm nimetlerine aşk ola,

Halla, Halla". Ve ağaca balta vurulur.                                                                      
 
        Mehmet Ali Çabuk:
        -Ortaklar topluluğunda işleyiş nasıldır

         Pir Ali Koçak
         -Ahırlar, ağıllar ortaklık gereği ayrı değldir. Malın davarın bakımı gene ortakça bilge kişilerin gözetimimde yapılır ve yemlenirdi. Nerdeyse senenin yarısı kadar uzun olan kış aylarında kültürel faliyetler geliştirillir eğlenceler ve muhabetler düzenlenirdi. Topluluğun Huzuru, mutluluğu ve ruhsal sevinci de düşünülerek toplantılar/ Cemler düzenlenir ibadetler yapılrdı. Bu porto Cemler yüzlerce yıl devam ederek olgunlaştırıldı. Cemler daha çok toplumun ahlak kurallarını önplana çıkararak düzenlemeler yaparak değişim ve dönüşümlerle zamana ve zemine uygun hale getirilip,  toplumun yaşam düzeyini, ferahını, huzurunu ve birlikte yaşama koşullarını oluşturdu.

      
         Mehmet Ali Çabuk:
         Bu oluşumda komunal yaşamın gerekleri, birlikte yaşamanın hukuku ortaya çıktı.

Bu Hukuk nedir.:                                                                                                                                 

1. Bu  üreten  ortaklar topluluğunda herkes Candır ve eşittir. Her oluşum, üretim varlık/ zenginlik, yokluk/ fakirlik ortaktır.

2.Özel mülkiyet yok. Arazi, mera , mal, davar, kulanılacak hacetler / ekipmanlar herkesin ortak malıdır ve lazım oldukça eşit bir şekilde kulanılır.

3. Üretimde sağlıklı olan her can çalışır ve üretir.

4.Eşlerin evlenecekleri Canı kendi arzusu ve sevgisine göre seçer ve birbirine sevgi ikrarı verilerek eşitlenirler.

5. Burada büyük küçük yoktur, yöneten yoktur. Kurallar belli, Bu kurallara herkes Rızalıkla uyar.

6. Her Can, diğer Canlara ve toplumuna Rızalık vererek yaşar.

7. Kavga yok, kin yok, husumet yok, dedikodu, yalan yok, Hırsızlık yok. Evlerin kapısında kilit yok. EDEB var.

8. Bilginlerin kurduğu bir meydanı var.: Bu meydanda Hakkın binası kurulur. Pazarlıksız, itirazsız Dar olunur ve Dar Bilge Analar/ Pirler  Ortaklar topluluğu ile ortak karar verilerek eşitlik ve barış içinde, sorun fazla olmaz fakat ufak tefek sorunlarda barış içinde hal edilerek Didar olunur..

9. Kayıt tutan bilgeler. Erzak dağıtımında  nüfusa göre ( Deyim yerinde ise Kelle başına) eşit bir şekilde pay edilir ve sonunda her candan hakkına razı olup olmadığı sorulur ve rızalık alınır.

10. Eğitim: Eğitim 2 kanalda yapılır. A ) İnanç ve Ahlaki Eğitim: Eğitim sistemi ocak sistemi benzeri bir sistemle çocuklar basamak, basamak yetiştrilerek belirli bir sevyeden sonra her can bir bilgeye/ reybere teslim olur ve o bilge o canın eğitiminde sorumlu olur. Taki evlenip eşler= eşitlenene kadar. Bu noktada musahib tutulur ve musahibler birbirine İkrar Ceminde ikrar bağlarlar. Bu günden sonra 4 canın bir Bilge Piri olur ve eğitim bundan sonra Cemlerdeki hizmetlerle devam eder.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner40

banner45

banner39

banner44

banner56