Ziyaretçi Defteri

Ad Soyad

E-Mail

Şehir

Yorum

Misafir Avatar
ALİ RIZA UGURLU (Malatya) 6 yıl önce

ZULÜM İLE ABAD OLANLAR AHIRI BERBAD OLURMUŞ // Bakın şu zalime, zulme yöneldi Sürün görün aslı, kimlerden gelir Özünde kin kibir, günün faşisti Onca bela onun, yüzünden gelir İşte böyleleri, suyu bulatır Çağa tersten bakıp, günü karartır Aş iş diyen, milyon canı ağlatır Belalar içinde, özünden gelir Dinci oldu, dini yalana kattı İnanan canları, baştan aldattı Parça bölük etti,yurdu da sattı ABD sevdalı, hızından gelir Aydın yazar dedi, aldı içeri Kafası karanlık, yönü hep geri Çağın ışığına, kirli zifiri Tenindeki koku, bezinden gelir Özgürlük diyene, daldı dalaştı Beşer aleviymiş, ona sataştı Çaldı çarptı, zenginlere karıştı haram servet ona, yerinden gelir Taksim Gezi ile, kustu sözünü Çığırdı bağırdı, yırttı özünü Şeytan görsün artık,onun yüzünü Bela şer forsunun, yelinden gelir Ali Rıza’m, bunları nasıl görmesin Taksimle Geziyi, görenler desin Aman yiğidimiz, boş dövüşmesin Barış deriz o da, tezinden gelir Saygılarımla..

Misafir Avatar
ALİ RIZA UGURLU 7 yıl önce

SELAM OLSUN Gül kokulu güzel ülkem Toprağına selam olsun Ana dolum nakış nakış Renklerine selam olsun Onda hırsız aklanamaz Kaçsa bile saklanamaz Çalanın yanına kalmaz Mertlerine selam olsun Havasında barış yeli Eser durur deli deli Mozaik bir sevgi eli Fertlerine selam olsun Bizimdir o düz ovalar Bizimdir kar beyaz dağlar Nehir deniz çöl sahralar Düzlerine selam olsun Bacı kardeş gir halaya Türkü uyar bağlamaya İlim bilim yol uzay a Yönlerine selam olsun Çapulcu mu işte biziz Yolsuz hırsız kim biliriz Sistem tersse çeviririz Erlerine selam olsun Ali Rıza’m çapulcuyum Halkım neyse ben de oyum Cümle canlı benim soyum Ferlerine selam olsun 07.06.2013

Misafir Avatar
ALİ RIZA UGURLU 7 yıl önce

BE AYYAŞ Bir kadeh badeyle, aşka cilayı Sürdüğümde, silemezsin be ayyaş Özünde yok ise, mayayı adem Ettiğini, bilemezsin be ayyaş Bir araçtır, sohbetime sazıma İlham katar, muhabbette sözüme Elinde kara var, sürme yüzüme Öze başka, giremezsin be ayyaş Veli içti, nebisiyle söz etti Selam etti, sohbet etti saz etti Alem etti, kelam etti naz etti Onda sebep, göremezsin be ayyaş İçmesen de, gün aşırı ayyaşsın Ayarın aynasız, bire kalleşsin Bade değil, su içsen de sarhoşsun Otursan da, duramazsın be ayyaş Haramın anlamı, hak etmedinse Yoksul hakkı yiyip, yük etmedinse Ar ile namusu, kir etmedinse Bunda karar, kılamazsın be ayyaş Bu vücudum, yaşar iken ölemez İzinsiz rızasız, haram giremez Kişi kendin, başkasına yormaz İkiyi bir, bilemezsin be ayyaş Ali Rıza´mın, badesiyle seri hoş Oturur ayrılır, kalkar yeri hoş Nesimi mürşidi, Mansur darı hoş Sen bu sırra, eremezsin be ayyaş 27.08.1997

Misafir Avatar
Ali Rıza UĞURLU (Malatya) 7 yıl önce

GÜLDÜN İSE ALA Ey zahit sendeki senle Özün süzdün ise ala Bak gör işte şu alemi Eğer sezdin, ise ala Eller tutar gözler görür Akıl var ya öğüt verir Bak işte el Ay dan gelir Varıp geldin, ise ala Kimi atlı çoğu yaya Lafları koydun kulağa Aldanınca boş duaya Canın sıktın, ise ala Hoca cin der molla peri Nerde bunların evleri Takıldığın o ipleri Kesip attın, ise ala İnsan var ki ilmin gölü Seçerler dikeni gülü Çok derindir ilmin gölü Girip daldın, ise ala Canlı ölür olur mezar Mezarı da insan kazar Kıble deyip yan yaslarlar Dönüp güldün, ise ala Kabe derler insan gönlü Orda açar aşkın gülü Mecnunun düştüğü çölü Sende gezdin, ise ala Konuş dedim hadi konuş Evin dağda adın varoş Orda değerin kaç kuruş İnsan dendin, ise ala Ali Rıza’m, gidiler var Bey görünce uyuşurlar Seçim gelir, oy olurlar Sola döndün ise, ala Saygılarımla..

Misafir Avatar
Ali Rıza UĞURLU (Malatya) 7 yıl önce

ELLER Bİ GÜZEL Gine bahar geldi, güldü gül yüzler Gelin görün, bizim eller bi güzel Toprağın iştahı, güneşin rengi Al beyaz göründü, dallar bi güzel Yeşille örtündü, yamalar düzler Toprak bahar koktu, dalda çiçekler Kara kış göç etti, yüzünü gizler Yaşlısı başlısı, sağlar bi güzel Döküldü cemleler, hafta sayıldı Kuzular meledi, sürü sağıldı Yayıklar asıldı, ayran yayıldı Yazılar yaylalar, bağlar bi güzel Hele şimdi bahar, yaz da gelecek Dallar çiçek döküp, meyve verecek Herkes su yerine, ayran içecek İkrarlı ikramlı, huylar bi güzel Selam olsun, onca gurbetçimize Biz gönül etmedik, tuzlu denize Bizi üzen tek şey, hasretiz size Töre adet düğün, toylar bi güzel Rahmeti bol olsun, aşımız yeter Kanaat ganiyiz, bacamız tüter Yeter ki yaradan, vermesin keder Çalarız okuruz, sazlar bi güzel Ali Rıza’m der ki, kırk altı köyle Güzeller güzeli, yöremiz böyle Günü gün ederiz, seve sevile Bekleriz dost gele, yollar bi güzel Saygılarımla..

Misafir Avatar
Ali Kemal ŞAHİN (Ankara) 7 yıl önce

Ankara Arguvanlılar derneğinde neler oluyor,neler olmuyor ki …! Ankara Arguvanlılar derneğinin 04.03.2013 pazartesi günü Arguvan’ın ilgilendiren konuları görüşmesi ve bunu basınla paylaşıp elbette ki sevindirici ve umut vericidir. Ancak basına gönderilen açıklamada bazı konularda kullanılan kelimeler dikkatimi çekti bunları da paylaşmak istedim. 1. Türkü festivalimizin ertelendiği konusunda 19 Şubat’ta açıklama yapılmışken ve yine 2014 yılına komisyon oluşturulduğu belirtilmişken, Ankara Arguvan derneğinin Festivali ‘nin 2013yılında düzenlenmeme ihtimali oldu. Açıklamasını anlamakta zorlandım ve halende anlamdım,çünkü festival ertelendi,açıklamada yapıldı açıklama tarihinden bu güne kadar herhangi bir sivil toplum örgütümüzden aksi bir açıklamada görmedim duymadım. 2. Ankara Arguvanlılar derneğinin adliye ve askerlik Şubesi’nden sonra Türk Telekom müdürlüğünün de kapatılması tehlikesi bulunduğu açıklamasını da anlamış değilim. çünkü bu kurumda kapatıldı.kapatılma ihtimali lafı açık olan bir kurum için kullanıla bilir.Arguvan’da bu kurumda diğer kurumlar gibi yani kapatıldı. Cevap bekleyen sorulardan bir tanesi … ! Sevgili Arguvan Sevdalıları Ankara Arguvan Derneğinin danışma kurulu toplantısında kurul üyelerine yanlış,bilgi vermek, ne elde etmek istiyor bu yönetim. Kurul üyelerinin gözlerinin içine bakarak yanlış bilgi söylüyor. dernek başkanı 27.02.2013 Arguvan’da bir toplantıya katılıyor toplantıda bulunan kişiler, Arguvan Kaymakamı, Belediye Başkan Vekili, Köy muhtarları ve diğer temsilciler den oluşmaktadır. Neden kaymakamdan veya belediye başkan vekilinden yukarıda söylenen konuları birinci ağızdan öğrenmiyor orda kimseyle konuşmuyor, kafasında oluşturduğu planı Ankara’ya taşıyor ve danışma kurulu üyelerine kirli bilgi vermekten çekinmiyor. Sevgili dostlarım, danışma kurulu üyelerimizin hepsi saygın ,işinin uzmanı kişilerden oluşuyor. Arguvan’a ne yapabileceğiz diye uğraş veriyor, bu kişilere karşı yapılan saygısızlıktır. Danışma kurulu bu saygısızlığın karşılığına Yönetimi’nin istifasını istemeli ki adalet yerini bulsun. Sevgili Arguvan Sevdalıları ; Siz Arguvanlılara yakışan bir yönetim olgusu oluşturmak gayemiz. Saygılarımla. Aldanma cahilin kuru lafına, Kültürsüz insanın külü yalandır, Hükmetse dünyanın her tarafına, Arzusu hedefi yolu yalandır. Aşık Veysel.

Misafir Avatar
Ali Kemal ŞAHİN (ankara) 7 yıl önce

Ankara Arguvan Derneğinde neler oluyor…? Ankara Arguvan dernek yönetiminde neler oluyor, yönetim neden şeffaf değil üyelerin istediklerini yapmak yerine mazeret bulmada çok başarılı, 6 yıldır dernek yönetimi genel kurullarda ayrıntılı bilanço vermediği gibi son genel kurulda da okumadan geçiyor, Gelir bu Gider bu kadar, ayrıntılı bilanço yoktur. Dernek yönetimi üyeleri cahil mi görüyor yoksa kendilerini kurnazcı mı görüyorlar. 6 yılın vermiş olduğu rahatlık dan mı.? Ankara Arguvan Dernek başkanını eleştirmeyeceksin, soru sormayacaksın, her dediği yapılacak, yapıl masa bir daha o kişiye dernek le ilgili toplantıya çağrılmıyor mesaj gönderilmiyor, yönetimdeyse de liste dışı kalıyor, Diğer sosyal paylaşım siteleri ve Arguvan la ilgili haber yapan sitelere kendisi hakkında çıkan haberleri engelliyor mu.? ‘’Yönetim hesap veren değil de hesap soran kişi olmak istiyor herhalde.

Misafir Avatar
Ali Rıza UĞURLU (Malatya) 7 yıl önce

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü (Kutlu Olsun) (Tarihçesi) 19 y.yılın işçi kadın mücadelesinin sınıf perspektifinden bakmaya başladığı bir dönem olması nedeniyle de ayrı bir önem taşımaktadır. Dokuma işçisi kadınların grevleri salt bir eşitlik talebinden çok öte anlamlar içeriyor. 8. Mart kadın erkek tüm ezilenlerin cinsel ve sınıfsal her türlü ayırımcılığı besleyen ve ancak bu koşulda varlığını sürdürmeyi başarabilen ayırımcı sistemlere başkaldırı günüdür… Son y. yılın başında kadın işçileri için yaşam sert ve acımasızdı. Mart 1857 de Nevyork ta 40 bin tekstil işçisi kadın insanca çalışma koşullarına sahip olmak için direnişe geçtiler… İşveren sendikanın ve diğer işçilerin greve giden kadın tekstil işçileriyle dayanışmasını önlemek için kapılarına kilit vurur. Fabrikada çıkan yangında kapılar kilitli olduğu için sadece birkaç kadın işçi kurtulabildi. Greve gitme kararı alan 129 kadın işçi yanarak can veriyor. Aynı yıl içerisinde tekstilde ve tütünde çalışan kadın işçilerin mücadelesi yükseliyor… 1886. Amerika sokaklarında bu kez ‘Eşit İşe Eşit Ücret’ talebi ile sesler yükseliyor. Aralıksız sürdürülen kadın eylemleri sonunda tutuklama ve işten çıkarılmalarla direnişlerin önünü alamayan patronlar Kuzey Amerika’da 1919 yılında ilk defa ulusal düzeyde kadınlara bir mücadele günü seçmeye karar veriyor. 129 kadın işçisinin anısına bir günün ‘Çalışan Kadınlar Günü’ olarak karar verildi. Bu günün kazanılmasında en büyük taraftar olan, çaba harcayan alman kadın ‘Clara Zetgkin di’ -8 saatlik işgünü -Eşit işe eşit ücret -Hamile kadınlara izin hakkı gibi taleplerinin yanında iş yasaları karşısında eşitlik talepleri hep gündemlerin de tutuldu. 1910 Kopenhak ta 17 ülkeden gelen yüz delegeyle oluşan kadınlar konferansında Alman Kadın ‘Clara Zetkin’ senede bir günün ‘’emekçi kadınların mücadele günü’’ olarak kutlanmasını önerdi ve kabul edildi… İlk olarak emekçi kadınlar günü 19 Mart 1911 de Danimarka, Almanya’, Avusturya, İsviçre ve ABD de kutlandı… 1921 kadın konferansında uluslar arası emekçi kadınlar gününün her yılın ‘8 Mart da kutlanması kararlaştırıldı. Bu tarihe kadar emekçi kadınlar günü ‘Şubat ayı ile Nisan ayı arasında değişik tarihlerde kutlanmıştı… 8.Mart bu tarihin seçilmesinde kadınların tarihsel mücadelesinin yanı sıra 1848 -18 Mart’ta Berlin işçi hareketinde can veren işçilerin anısını canlı tutmak ‘Paris Komünü’ ve Petersburg tekstil işçilerinin büyük grevinin Mart ayında yapılmış olması da, bu tarihin seçilmesinde rol oynar.. Alman kadın haklar hareketinin tarihçesi de 1848 den başlar… BMÖ, 16 Aralık 1977 8. Mart’ı ‘‘Dünya Emekçi Kadınlar Günü’’ ilan eder… Türkiye kadınlara karşı her türlü ayrımcılığın önlenmesini konu alan ‘Uluslar arası sözleşmeyi 1985’te imzaladı.. Uluslararası bu sözleşme kısacası eşitlik sağlayan bir yasa dır, takip edilip uyulması gerekir… Tüm Dünya da, emekçi kadınların ‘’8 Mart hak arama gününü yürekten destekliyor ve kutluyorum. KADINDIR O Kadındır işte o Kardeş diye çağrıldığında bir adı da bacıdır Anadolu’da Gül gibi açılırdı yuvada çocukluğunda kız diye de seslerlerdi bazen ona Severek büyütülür, hatta sakınırlardı da onu aynen iki gözleri gibi Allı duvaklı gelin olur, kadındır işte o Eğitilir büyütülür yönetici de olur Yani o bir doğa güzelidir, bir duygudur bir algıdır İyi gününde kötü gününde, her yerde her zaman, gülerken güler, ağlarken de ağlar erkeğiyle İçlidir de doğal olarak. Sistemin kirli yüzünü hiç mi hiç sevmez Niçin sevsin ki, haklıdır, horlanmış hırpalanmıştır, hep öylesine işte Öyleyse 8. martları niçin yaratmasın, hem de yaşatmasın Sistemin kirli yüzünü yazacak diye, öldürülen gazeteciyi de o doğurmadı mı? İşte kadındır o. Aynen Metin Gök tepenin Annesi gibi O yolda şehit edilen oğlunun cesedi önce onun önüne kondu Anadır işte o Öyle bir yürektir ki ondaki, yakıldığı kadar sağlam ve dayanıklıdır da Kadın derler ona, evet kadındır işte o Tarlada, sofrada, makinede, her zaman her yerde, onsuz ne olabilir ki Saygının kaynağı, sevginin pınarıdır da Güvenilen odur, güvenen de ta kendisidir Bayram da seyran da, düğün de, çiçekler gibi süsler etrafını Bu kadarı mı? Eylemde de o vardır, ta önlerde yürüdü hep, 8 Mart Dünya Kadınlar Gününün altına imzasını koyduğu gibi Yiğittir, eylemcidir üreticidir de, Evet, o bir insandır işte... 8. Mart 1997

Misafir Avatar
Ali Rıza UĞURLU (Malatya) 7 yıl önce

BiLSAM ARGUVAN’’DAYDI / 27.02. 2013 günü Arguvan Kaymakamlığı ve ‘’BİLSAM araştırma merkezi görevlileri ile düzenlenen Arguvan çalıştayı yapıldı … Toplantıya ‘’Arguvan Merkezden‘’ çok sayıda memur, bazı köy muhtarları, yerli esnaftan ve bazı dernek başkanları, yazarlar, Kaymakam Sayın Zafer OKTAY Beyin de hazır bulunduğu toplantı Arguvan ‘’lise toplantı salonunda saat 13.oo de gerçekleşti.. Kaymakam Sayın Zafer OKTAY Beyin selamlama konuşmasının arkasından kısa adı ‘’BİLSEM olan, (Bilgi Yolu Kültür ve Sosyal Araştırmalar Merkezi) den gelen Prof: S. İbrahim GEZER HOCA, kısaca Bilsem i tanıttıktan sora programına başlıyor.. Malatya’’nın bazı ilçelerinde bu çalıştaylarla bilgilendikleri gibi (Arguvan ı geçmişten günümüze her yanıyla bu gün burada tanımaya çalışacağız) dedi ve sorulu cevaplı ve bazen de yazılı bilgilerle ‘’saat 13.oo de başlattığı programını Saat 15.oo de bitirebildi.. Aslında denildiği gibi amaç Arguvan’ı ‘’coğrafi yapısından alalım da, ‘’Tarihi, Sosyal, Ekonomik, Kültürel yaşamdan eğitim e kadar, geçmişten günümüze, her konu sorulu cevaplı konuşuldu ve not da aldılar… Bence önemi, yöredeki ortaya konan en çok da sıkıntılı yanlar, Arguvan lı olmayan özellikle de ilçeden katılan memurlar tarafından da her yanıyla iyiden iyiye tanıtılmış oldu.. Anlatılanlardan alınan notlar değerlendirilip katılımcılara birer nüsha halinde de gönderilecek dendi.. Peki toplantı yarar getirebilir mi? Soru güzel şöyle diyelim, insanların bir araya gelip sorunlar üzerinde yoğunlaşması zaten demokrasinin de bir gereğidir.. Sıkıntı ve sorunların tespiti ‘’bir sosyal kurumla konuşulup rapor ediliyor ise, en azından önemlidir diye düşünüyorum… Getirileri olacak mıdır?, onu da bekleyeceğiz.. Ya da adına bir ‘’buluşup dertleşme sohbeti oldu der geçeriz… Ancak: içinde yaşadığımız ülke yada bölge üzerine buluşmanın gündemi sorunların ‘’yukarda da dediğim gibi’’ tespiti ise, o konuda da ‘’iyi oldu, güzel oldu’’ sıkıntılarımızı nede olsa tanıyıp tartışabildik, çözüm ne olabilir diye, akla takılanlar olabilir diye düşünüyorum.. Öyleyken, gelip bizlerle bilgi alış verişinde bulunan tartışıp tespit çalışması yapan değerli hoca ‘’İlçe dışından gelen, ‘’sosyal araştırmalar yapan bir kurum sorumlusu idi.. Getirileri olacak mı bekleyip görelim diye de düşünebiliriz.. Çünkü, sorunlar biz Arguvanlı olan katılımcılar için pek de yabancı sorunlar değillerdi.. O sorunların çözümü için de, baş vuracak asıl adres Arguvan ı yakından tanıyabilen AKP iktidarı olacaktır… Örneğin: AKP iktidarı ile yoncalı Baraj inşaatının 12 yıldır dondurulması olayı ortada… Genel başlıklar halinde üzerinde durulan konulardan öncelikli olanlar: - Tarımda sulama ve kooperatifleşme - Köylerde alt yapı ve üst ilkel yapılardan planlı bir yerleşime geçme… - Buğday, Arpa, hayvancılık, arıcılık, kavun, bulgur gibi yerli mahsul ve ürünlerin verimliliğinin artırılması için destek ve değerlendirilmesi.. - Hastane ve atölyeler - Türkü kenti olan Arguvan da ‘’sanat ve sanat adamlarının isimleriyle birlikte eserlerini kayda alınıp telif haklarının korunması Bir çok konuda olduğu gibi, Arguvan’’ın bir kültür kenti olduğu ve türküleriyle, Dünya da bir ilki ile, türkü festivallerinin 10, gerçekleştirilmesi ile ‘’ülke kültürüne apayrı bir katkı sunduğu’’ konusunu da bir fikir birliği ile sunduk.. Daha başka orada konuşulanlardan akla gelmeyen dört saatlik sohbet sırasında ‘’yazılı ve sözlü’’ bilgilendirme sohbetinin konuşulduğu çalıştay, ‘’Sayın Kaymakamımızın kapanış konuşmasıyla ‘’BİLSEM Araştırma örgütünün toplantısı kapatılmış oldu… Asıl toplantının beni en çok da sevindirici yanı, Sayın Kaymakamımızın toplantıyı bizzat yerinde izleyip ve sonuç konuşmasında değerlendirmesi oldu.. Saygılarımla.

Misafir Avatar
Mehmet GÖKSU (Ankara) 7 yıl önce

10 yıldır düzenli olarak yapılan ve uluslararası bir kimliğe kavuşturulan Arguvan Türkü Festivali’nin yapılmaması Arguvan’a ve Festival’in kimliğine geri dönüşü olmayan zararlar verecektir. Arguvan Vakfı’nın yer alımı gibi bir gerekçeyle festivali bu sene düzenlemekten vazgeçmesi Festival’in ertelenmesi için geçerli bir sebep değildir. Arguvan!dan bu çapta bir organizasyonu düzenleyebilecek başka oluşumlar çıkmalıdır ve buna başta Arguvan Belediyesi ve köy dernekleri olmak üzere herkes destek vermelidir. Bu sene Arguvan Türkü Festivali daha küçük çapta da olsa düzenlenmeli ve Festival’in devamlılığı sağlanmalıdır. Böyle bir oluşuma en iyi Ankara Arguvanlılar Derneği önderlik edebilir. Şimdiye kadar yapmış olduğu faaliyetlerle Ankara Arguvanlılar Derneği böyle bir oluşumun altından kalkabileceğini ispatlamıştır. Geç kalınmadan Arguvan Belediyesi’nin öncülüğünde Ankara Arguvanlılar Derneği tarafından çalışmalara başlanılmalı ve Festival adına yakışır şekilde düzenlenmelidir.

Misafir Avatar
Ali RIZA UĞURLU (Malatya) 7 yıl önce

UMARIM YAZIKLAR OLSUN DEDİRTMEZLER 14. 02. 2013 ‘’geçen akşam saat 22/ 10 sularında (arguvanhaber.com) da okuduğum o haberi aslında kaleme alıp ‘’bu yazıyı yazmakta ne derece zorlandığımı tarif etmem zor.. Çükü; öylesi bir kararın alınacağına inanmamakla birlikte, düşünülmesi bile ‘’Arguvan’a bir haksızlık olur diye düşündüm… Şimdiye kadar beni o konuda kimse anlamak istemedi. Önemsemedim bile, çünkü ‘’Arguvan Türkü Festivali, oldukça önemini korumaya hatta artırmaya doğru da ilerliyordu.. Haber şu; ‘’ 2013, 11, Arguvan Türkü Festivali Ertelenmek İsteniyor’’ Onca çabalarımdan sonra ‘’27 Temmuz 2000 Pazartesi günü zamanın Belediye ‘’Başk. S. M. FİDAN ve zamanın kaymakamı Sayın Kemalettin SAKİN’’ ın makamında önerim de mutabık kalındığında Sayın, Kaymakam Kemalettin SAKİN Bey, şöyle bir şey söylemişlerdi, (Arkadaşlar öyle bir hazırlanmalıyız ki, yapacağımız etkinlik kalıcı olmalıdır…) Sayın K.K. SAKİN Beyin o sözünün burada aralanmalarla noktalanacağını şimdiye kadar hiçbir kimse hayal bile etmemişti… Festivalin 10, yapıldı, şimdiye kadar verilen emeğin ‘’manen de olsa’’ getirilerini düşünmek her Arguvan insanının asıl görevi olmalıdır diye düşünüyorum.. Sayın : Başk: Mehmet KIZILTAŞ Sayın : 2. Başk: Hasan AYDIN Sayın : Haydar KARAÇAM Ve sevgili : Yönetim Kurul Üyeleri, Denetim ve tüm yetki sahibi olan herkes… Efendiler; Arguvan Türkü Festivali nin adı büyütülerek ‘Uluslar Arası Arguvan Türkü Festivali olarak da ilan edilmiştir.. Düşünerek kararınızın, gözden geçirileceğine inanıyor, saygılarımla diyorum. -Ali RIZA UĞURLU-

Misafir Avatar
Ali Rıza UĞURLU (Malatyav) 7 yıl önce

YENİ VE SİVİL ANAYASA DENDİĞİNDE Eğitip ‘’yetiştirmede, sağlıkta daha doğrusu huzur içinde yaşamımızı çağdaş bir yönetimle sağlamak için vekil atadığımız kimseler, ‘’hani ne yapıyorsunuz, neye hizmet ediyorsunuz, deyip bir soru sorabiliyor mu vatandaş?, ya da, sorduruyorlar mı?, hayır sordurmuyorlar… Artık hadi bizi yönet deyip oylarımızla hizmete atadığımız andan itibaren yaşamımız ‘’pamuk ipliğine bağlı gibi o ipi koparıp koşmuyorlar mı koltuklarına ..? Hal böyleyken, bir de ‘’hukuk tan, demokrasiden insan hakları falan gibi, lafları herkesin anlayamayacağı bir dille kulaklardan eksik etmezler… Tartışmalar başladı, öncelikle en kısa sürede ‘’sivil Anayasa yapma çalışmaları deyip komisyonlar kurdu kavgayı başlattılar.. Önümüzde mahalli ve genel seçimler için hazırlıklarda gündemde.. Mecliste grubu olan dört siyasi parti, sivil bir anayasadan söz ediyorlar ya… Öyleyse anayasa sivilleşecekse ne niçin kıyametler koparılıyor..? Yapılacak Anayasa, sivil ve 75 Milyon için yapılacaksa, paylaşılması zor ve burada zorlanmaların asıl bir nedeni mi vardır..? Denilen anayasa birileri ya da bir siyasi partinin amaç ve gayeleri için dayatılacak olursa, o zaman hak hukuk, demokrasi laflarını ağızlarda örseleyip durmasınlar.. Mart sonuna dek anlaşma olmaz ise, tek başımıza biz yaparız…O zaman bunun adına parti programı demeyip de, ‘’Yen ve sivil anayasa mı diyeceğiz? Bu dayatmacı tavırla kalkıp ‘’biz yaparız demek, ülkede bölücülüğe zemin hazırlamak demek değil midir.? Madem Türkiye de bir anayasa hazırlıklarından söz ediliyor ise, çok partili bir meclisten bu tip çıkışlar hiç mi hiç kimsenin haddine bile düşmemelidir diyoruz.. İşsiz, yoksul, evsiz, ortada perme perişan ‘’insan yerine bile konmamış insanlara oylarını alıncaya dek, verilen onca söz, seçimler son bulduğu andan itibaren unutulur, bir daha da akıllarının ucundan bile geçmez.. Her iş başına gelen iktidar ‘’geçmişten enkaz devraldık, şimdi her şey gül pembe der, giderken de o enkaz bir yağmur çukuruna çevrilir, milli gelirden her ne kaptılarsa aldıkları gibi gözlerden kaybolurlar.. Hafta da en çok da konuşulan diğer bir konu.. Kömürüne kara bile diyemedikleri ABD nin ‘’Ankara büyük elçisi. Ülkenin ne derece bir demokrasi ile yönetildiğinin fotoğrafını çizdi ve basına dağıttı.. Adamın ‘’üstüne üstüne, her ne kadar giderlerse de gitsinler, tamam özür dilettiler.. Ancak, adam saçlarını kesip eteklerine döktü… Dünya halklarının kanıyla beslenmiş bir ülke diplomatı bu kadarlarını diyebilmişse, istedikleri kadar ‘’hop otursun hop da kalksınlar.. Hırsızlık, yolsuzluk, kayırmacılık, işsizlik, yoksulluk, soygun, geçimsizlik, daha da önemlisi, başta Suriye, ve tüm komşu ülkelerle gelinen nokta.. Anayasa bir siyasi parti çalışma programı gibi hazırlanıp ‘’biz yaparız deyip 75 Milyon a dayatıldığında, huzursuzluğa zemin hazırlamak olur.. Bir çok dünya ülkelerinde çağdaş insancıl Anayasalar yürürlüktedir, ülke koşulları da esas alınarak, ‘’aydın tarafsız birkaç hukukçu kişiye hazırlatılıp halkın önüne yüz akıyla çıkılması gerekir ve o Anaya da her yeni gelecek iktidara itirazsız yön verir.. Kavgasız bir gelecek de bunu gerektirir diye düşünüyoruz.. Saygılarımla.

Misafir Avatar
ALİ RIZA UGURLU (MALATYA) 7 yıl önce

NAL OLACCALAR Bu dünya, yalınız kahpelerin mi Kapı bekler ite, yal olaçcalar Nedir bu ikilik, kin kibir garaz Ayaklar altında, çul olaccalar Adam doğan adam, yoldan şaşar mı Hak hukuk bilenler, haktan kaçar mı İnsan hakkı yiyen, adam yaşar mı Kül donlu eşeğe, nal olaccalar Doğruyu demekten, sıkılan kişi Kul önüne çöküp, yıkılan kişi Eğilip bükülüp, yamulan kişi Kara kır katıra, çul olaccalar Sahte ettiğinden, etmiyor tasa İster ki yaraya, tuz biber basa Onu haval ettim, Celal ABBAS’A Cehennem eline, yol olaccalar Hani beni, öve seve derdiniz Neden seslediniz, madem kördünüz Ne de çabuk, arkanıza döndünüz Kızıl yılanlara, dil olaccalar El elin aynası, bakın görünür Ya alim aydındır, ya da delidir Aşıkların gönlü, halkın yeridir Çöp çeltik sürüyen, sel olaccalar Bildiğimiz dünya, herkese handır Kul hakkı yenilmez, suçtur haramdır İşte onlar, hayvan oğlu hayvandır Bir daha da, geçmez pul olaccalar Meyve veren bağda, dal kırılır mı Omuzdan kopmuşsa, kol sarılır mı Teli koparınca, saz çalınır mı Ot bitmez bir çorak, çöl olaccalar Ali Rıza’m, düştük kışa dumana Kötüler çoğaldı, kızdık zamana Yemin alet oldu, dilde yalana Tezekten kararmış, kül olaccalar Saygılarımla.

Misafir Avatar
ALİ RIZA UGURLU (MALATYA) 7 yıl önce

Eymir li hemşerilerden hastalanan bir kaç isimden söz edilmektedir.Değerli hemşerilerimize geçmiş olsun diyor en kısa sürede iyileşmelerini dilerim.

Misafir Avatar
Ali ÖZÇELİK (ANKARA) 7 yıl önce

PARMAKLAR NERE ÇİN NERE Arguvan Haber'den edindiğimiz bilgilere göre ,Aralarında yalaşık altı bin km mesafe olmasına karşın Çinli bir firma bizim köyün(Yeniköy) yakınlarında,Akören Köyü'nün hudutları içerisinde yer alan ; Kubatın Söğüdü,Sabırın Puarı,Abalı'nın Tarlası ile Mağra bölgesini kapsayan ve bizim Parmaklar dediğimiz mevki de bakır madeni bulmuş( Orada 2009 yılında yerli bir firma bir yaz boyunca çalışma yaptı ama sonra çekip gittiler.) çokda iyi olmuş çünkü orası verimsiz ve kıraç bir bölge,gerçi Abalının Tarlası ile Sabırın Puarı arasında bir bölüme 2010 yılında Meşe Palamudu dikildi, inşallah onlara bir zarar gelmez.Çinliler otuz yıl orada kalacaklarına göre aramızda ister istemez bir kültür paylaşımı olacaktır.Filologlar genellikle bir toplumu tanımak için ilk önce onların fıkralarını dinlemeyi önerirler.İşte size bir Çin fıkrası. #Tung Mao çok fakir bir adamdı,bir arkadaşı ona bir yumurta verdi.Adam yumurtayı sevinçle eşine göstererek "Şuna bak,sonunda zengin olacağız" ! diye bağırdı Eşi"yumurta fena değil ama, onun sayesinde nasıl zengin olacağız bir türlü aklım almıyor"diye söylendi. Tung Mao"Zaten sende hiç akıl yok,gör bak hemde nasıl zengin olacağız"diye dudak büktü."Bak bu yumurtayı gece komşunun kuluçkadaki tavuğunun altına koyacağım,civcivler büyüdükten sonra tavuk olandan birisini alacağım,bu tavuktan bir sürü civcivlerim olacak,daha sonra o civcivler de tavuk olacak, okadar yumurtlayacaklar ki,bunların satışından elde edeceğim parayla bir inek alma imkanım bile olacak.Bak daha sonra bu inek yavrulayacak,yavrularda büyüyüp inek olacak,birkaç sene sonra bunların satışından o kadar çok para kazanmış olacağız ki;Paranın üçte birini ev ile tarlaya ayırmak niyetindeyim,kalanın yarısıyla eşya ve elbiseler alırız,geri kalanlada,genç ve güzel bir hizmetçi tutarım." Kadın isyan dolu bir sesle "Nee"! diye bağırdı"Genç ve güzel bir hizmetçi öylemi" diyerek yumurtayı Tung Mao'nun kafasına çaldı.!

Misafir Avatar
Ali Rıza UĞURLU (Malatya) 7 yıl önce

ARABIN BAHARI MI YADA SAÇI MI? Aslında ABD nin dünya ülkeleri üzerinde uyguladığı baskı ve sömürü politikası üzerine soru sormaya yada, yorum yapmaya hiç de gerek olmamalı diye düşünüyoruz. Nasıl Arap baharı dendi de ‘’tabiri caizse’’ bölgenin Arap saçı gibi dolaştırılıp hatta yolup yumak edip kanatılması ‘’o adi ABD sisteminin son zorbalığı değildir.. Dünya milletlerini birbirine vurdurmak için Dünya’nın yarıdan fazlasına silah yapıp satan ABD gibi emperyalist bir ülkeye ve ona bel bağlayan bir avuç ‘’vicdanları kirli’’ insanlara asla ve asla inanmamak gerekir.. Onlar Allah’cı maskeleriyle ‘’Allahsızlıklarını ve kuldan ar etmediklerini, insanların gözlerinin içine baka baka gösterebilmekteler.. Emperyalist sinsi politikalarıyla, ülkelere özgürlük götürecekmiş gibi laflarının altında nelerin yattığı herkesçe anlaşılmış olmalı.. Dünyanın bir çok ülkesinde karşı eylemler buna kanıt ve açık bir uyarı olarak da izlenmektedir.. ABD Libya büyük elçisi öldürüldü, ‘’ boşu boşuna mıydı? ABD nin çıkarları pahasına o ülkelerde öldürülen insanların sayısı milyonları aşmadı mı? Gaddafi dövüle ezile öldürüldü.. Şimdi geç de kalınmış olsa, ABD yönetiminin dünyanın hiçbir ülkesinde istenmediği ‘’!kendi halkları tarafından da’’ iyiden iyiye anlaşılmış olması gerekir.. Son olarak, Suriye de ‘’birilerini de araya sokuşturarak’’ uygulanan insanlık suçları af edilecek cinsten denilebilir mi? Hz Muhammed’e dil uzatacak kadar da hadlerini aşan bağnaz sistem insanlarıyla halen de dostluklardan söz edile biliyor.. Son olarak da, Arap’lara ‘’Arap baharı deyip açılan ABD zorba yönetimi öncelikle, ‘’İran, Irak, Suriye, Mısır, Libya, Yemen, gibi daha bir çok ülke halkları tarafında tokatlanıp kapı dışarı edilme eylemleri haklı eylemlerdir ve tüm dünyaca da bu desteklenmelidir diyoruz. Amaç vicdanı ters çarpan insanı ve insanlığı bir hiç sayan zalimane sistemden kurtulmak gerekiyorsa ‘’gerekiyordur da, ABD ve taraftarlarına baş kaldırmakta daha da geç kalınmamalıdır diyoruz.. Bu Faşist emperyalist ABD yönetiminin tarihinde hiç bir dünya ülkesine özgürlük götürülmemiştir.. Tam tersi, ‘’Kore, Kampoçya, Viatnam, İrak ve ayağını bastığı tüm dünya ülkelerinde katliamların kan izleri var.. Zaten sistemleri sömürü için kan akıtmak amaçlı kurulmuş ve işletilmektedir.. Başkan OBAMA‘’yı ötekileştirilmiş baskı gören o renklerden birisi olarak ABD halkları kocaman eli kanlı katil sistemde başkan yaptılar, kendisi ‘’tabiri caizse’’ insan düşmanı sisteme hizmet etmekte asla kusur da etmemiştir.. ABD emperyalizminin sömürü politikalarına özenen bir çok da ülke sayabiliriz.. Bunlardan kurtulmanın tek çaresi, şuan için her ülke kendi bünyesinde mücadelesini vermesi gerekir.. Arap Baharı mı? ABD ve sömürü ülkelerinden arınmak ve ‘’huzura kavuşmak için’’ kendi elleriyle oluşturabilecekleri çağdaş insancıl bir hukuk dünyası ile mümkün olabilir.. Şimdiyse; Arap saçına benzetilen alemde ‘’Arap’ı araba öldürtmekle mi bahar olacaktı? O coğrafyada bunu diyen ‘’dillere sus deyip’’ o ülkelerden en tezinden defedilmelidirler.. Türkiye’’de ise her gün kardeşi kardeşe öldürten sistem, başkalarını mutlu etmek yerine kendi içindeki kanı durdurmaya dönmelidir.. Her gün daha da çok ananın göz yaşları ülkeyi kara yasa boğmaktadır, ‘’tek çözüm İktidar ve tüm Muhalefet tezden masaya oturup çözüme dönmelilerdir o çığlık ve göz yaşlarına kaçıncı son denildiyse.. Huzur ve istikrarın kazanımı için asıl adres ‘’masa başı olmalıdır, diyoruz efendiler. Saygılarımla.

Misafir Avatar
Ali Rıza UĞURLU (Malatya) 7 yıl önce

SEVSİNLER SENİ// Anadolu’m, senin elin lalezar Değmesinler, çiçeklerin solmaz ki Hukukumuz paylaş, din sevgi olsun Adam olan, canlı cana kıymaz ki Kabe dediğimiz, gönül evidir Sazda sohbetimiz, aşkın yelidir Akıl uğraştıkça, zoru delirtir Seni seven, tellerine değmez ki Günün ak güneşi, ilimle parlar Kurallar ilkelse, boştur dualar Pazarda sinsice, gezen kurnazlar İşte onlar, merhamete dönmez ki Halka doğru desin, siyasetçiler Halklar seçti deyip, sevinmesinler Hesap çağındayız, essah desinler Doğru densin, yalan bir şey vermez ki Bu alemi, ele alan eller var Sisteme sırt vermiş, onca devler var Öbür yanda, göç vurgunu köyler var Bu sistemde hak hukuk var, denmez ki Sömürüye kapı, kapatılmalı Soygunun ışığı, karartılmalı Savaş diyen diller, ısırtılmalı Uyuyanlar uykusunda, korkmaz ki Ele gölge olmak, sana yakışmaz Emek sömürüyle, zaten anlaşmaz Öl öldür demekle, barış hiç olmaz Kan kokan masaya, kimse gelmez ki Anadolu’m, halklarını sevsinler İlkellikten, ikilikten dönsünler Atomu silahı, yere gömsünler Aydının var, yobaz yozla olmaz ki Ali Rıza’m, gözümdesin tezim ol Tüm cihana, barış diyen sesim ol Huzur çizen, al nakışlı resim ol Hukuk hak dağıtsın, haksız gülmez ki Saygılarımla.

Misafir Avatar
KUBİLAY TORAMAN (DİDİM) 7 yıl önce

TEŞEKKÜR 23 Ağustos 2012 tarihinde hakka yürüyen; Emektar,emekçi ,yaşamını çocuklarına adamış onurundan ödün vermeyen anamız Fatma TORAMAN’ın cenazesine katılarak yanımızda yer alıp acımızı paylaşan; Cenazeye katılma olanağı bulunmadığından dolayı, bizleri telefonla arayıp acımızı paylaşarak emektar anamızın saygınlığına duyarlı olan, yüreği güzel dostlarımızın duyarlılığına teşekkür ederiz. Kubilay TORAMAN-Ahmet TORAMAN

Misafir Avatar
Ali Rıza UĞURLU (Malatya) 7 yıl önce

SİSTEMİN İKİ YÜZLÜLÜĞÜ// Şehirlere başka köylere neden daha başkasınız..? Arguvan İsaköyü’nün yolu yamandı..Yama herkesinde anlayabildiği gibi, ‘’giyim elbise yada çamaşırı yırtıldığında yenisini alamayan ‘’fukaranın’’ sırtındakilerden yırtılıp açılan yerleri öncelikle de, ‘’ayıp ve edep yerlerinin’’ gözükmemesi için ‘’bulabildilerse’’ uygun parçalarla kapatma işidir… İSAKÖYÜ yolunun iki yılı aşkın süredir yırtılıp delik deşik olan yerleri ‘’20 Ağustos 2012’’ de başlayıp iki gün içinde çarçabuk da yamayıp gittiler.. Ne kadar bir süre bu yama olan yerler ‘’yıl ya da ay olarak değil de, gün olarak dayanabilecekse? Ben tahmin edemiyorum, köycek hep birlikte bekleyip göreceğiz.. Bu yol günlük olarak çevre ve ilçe köy yolları arasında belki de en çok kullanılan yol olarak da gösterilebilir..’’Gece ve gündüz, 100 den fazla tarımda çalışan yük aracı TRAKTÖR, kamyon, taksi ziyaretçi ve gurbetçisi ile 24 saat, bu gibi kullanılma durumu esasa alınmaksızın iş olsun gibilerden, delik ve yırtıklara birer yama atılarak işi bitirmiş gibi çekti gittiler.. Ayrıca, üç buçuk (KM) lik bu yolda ‘’4 tane gidişli gelişli her an tehlike arz etmekte olan ve birilerinin ölmesine bekletilen önü gözükmeyen sırtlar var.. Bu köylüler vatanın üvey evlatları asla denilemez, çünkü bunlarda askerlik yapıyor ve vergi de veriyor devletine.. Toz toprak içinde çokça büyük cins baş hayvanlardan elde edilen, ‘’süt, yoğurt, ayran, yağ, peynir yapan insanların başta sağlığı ve ürettikleri bu ürünlerin büyük bir kısmının pazarlanıp insan tüketimine sunulması, bu işi başlatanlarca düşünülmeliydi diyoruz.. O açıdan ‘’mutfak ve yatak odalarına kadar savrulup giren ‘’toz toprak’’ insan yaşayan’’ sokaklarına girilip asvaltlanması gerekmez miydi?, efendiler.. Öyleyken, o İşten sorumlu kişilerce, köy ve insanlarının ne sağlığı ve nede ürettikleri ciddiye alınmaksızın, sadece yol ortaları yamalıklarla ‘’tabiri caizse’’ baştan savularak geçiştirilmiş oldu.. Şehirliler devletine daha mı fazla askerlik yapıyor ve vergi veriyorlar?, hatta şehirli ve devlet brokratları bile, köylülerin alın teriyle ‘’ekmeğe kadar’’ her şey için onlara muhtaç değiller midir? Öyleyken: Neden köyler kışın çamur yaz aylarında toz toprak içinde seyrediliyor? Bu Memleketin Anayasasında, ‘’Demokratik, Sosyal, Laik Bir Hukuk ülkesidir’’ denmekte ve yazılıdır da.. Bunu böyle bilerek, iktidar olup devlet kasalarını kendi keyif ve istediklerine göre kullananlara soruyoruz; ‘’KÖY ŞEHİR’’ ayrımcılığından tezden vazgeçilmelidir, ‘’uzay çağındayız’’ bu günün icabıdır diye düşünüyoruz beyler.. Bu yazım ilgili sayın yetkililere ulaşırsa, bilmeliler ki; Bu iş; ( yol yapmak işi değil, bizce yolu sollamak demektir..) Saygılarımla.

Misafir Avatar
Ali Rıza UĞURLU (Malatya) 7 yıl önce

HANİ YA? Dağlar yüksek, güneş yüceden doğar Enginlere inecekti, hani ya Cümle alem, ışığında dönmeli Karanlığı delecekti, hani ya Seher yeli, dört köşeye esmedi Nice canlı, can taşıyor demedi Koca Evren, hukukuna dönmedi Demi devran dönecekti, hani ya Yıllar yılı kovdu, barış nerede Zalim mi gasp etti, hangi derede Huzur tutsak şimdi, zalim ellerde Güzel günler, gelecekti hani ya Sabahı çok gördük, gün gün olmadı Huzur dedik, kapıları çalmadı Sistem zalim, gözyaşları durmadı Bir dost eli, silecekti hani ya Fakiri korkutup, sırttan soydular Emeği sömürdü, laf sopalılar Onca yiğit öldü, niçin kıydılar Analar da, gülecekti hani ya Bu çark, orta yerden kırılmalıydı Kanatılan yerler, sarılmalıydı Huzurlu bir dünya, kurulmalıydı Can canlıyı, sevecekti hani ya Ali Rıza’m düşmüş, çarkta dönüyor İnsan gördü ise, yüzü gülüyor Artık savaş niçin, kimse sevmiyor Bunu biri, diyecekti hani ya Saygılarımla.

Misafir Avatar
Ali ÖZÇELİK (Ankara) 7 yıl önce

KİM OLURSAN OL AMA GELME ! Eylül Ayında,tüzük gereği Ankara Arguvanlılar Derneği'nin Olağan Genel Kurul Toplantısı yapılacak.Daha önceleri (2006-2007 yıllarında) beş-altıyüz metrekarelik salonlarda yapılan genel kurul ,ne hikmetse sonraları(2008-2009-2010-2011 yıllarında) otuzbeş -kırk metrekarelik odalarda yapılmaya başlandı;yani birilerine acaba sen gel me mi denmek isteniyor? Şimdiki yönetimden ricamız 2012 seçimlerini uygun bir salonda yapsınlar da, biz de gidip rahat rahat derdimizi dökelim! ALİ ÖZÇELİK ANKARA ARGUVANLILAR DER. Y.K.ÜYESİ (eski)

Misafir Avatar
Yusuf Aslan (Malatya / Fethiye) 7 yıl önce

BAYRAMINIZ MÜBAREK OLA DOSTLAR İki bayramdan birisi bu bayram Bayramınız mübarek ola dostlar Öbür bayram da hep kesilir kurban Bayramınız mübarek ola dostlar Bilmem ulaşırmı hakka ahvalım Şu ömrümde gelip geçen hayalım Ben Ali ye Ehlibeyte kurbanım Bayramınız mübarek ola dostlar Her bayramda boynu bükük ağlarım İçimi çekerek içten yanarım Ey benim sevgili canım dostlarım Bayramınız mübarek ola dostlar Bizim Kul Yusuf söylenir bir dille Nice bayram gelip geçer hep böyle Dostlarım dostlara çok selam söyle Bayramınız mübarek ola dostlar. Söz: Yusuf Aslan. Malatya / Fethiye.

Misafir Avatar
Ali ÖZÇELİK (ANKARA) 7 yıl önce

DUTLAR SAVDI YAVRUM ! Dün Anamla telefonda konuşurken biraz hal hatır ettik ,sonra dedi ki :"Gurban bayramın birinci günü Kurbanımız var sen ne zaman gelecen" , "Vallaha Anacığım bu bayram gelemeyeceğim ,başka yere gideceğim." dedim."Peki gurban Ankaraya gelecekler var onlarınan saa ne salam " dedi ,bende"biraz dut sal ana " dedim.ve oda bana "Dutlar savdı yavrum" deyince bir anda içimde bir eziklik oluştu,demek ki kendime bir ideal yaşam tarzı hazırlamak için çalışırken doğaya karşı da yabancılaşma süreci başlamış. Öyle ya ! bizim köyde dutlar Haziran' ın otalarında olmaya başlar,Temmuz' un sonunda da savardı,Agustosun 15 'inde köyden dut istemek ,köye karşı yabancılaşmanın en belirgin özelliğiydi... Evet,önce tutların zamanını ,sonra domateslerin zamanını,daha sonra da armutların zamanını unuturuz... Bizde bu doğaya karşı yabancılaşma devam ettiği sürece,ileride cocuklarımız "eşşeğin sıpasını" gördüğü zaman ,ona" dana" diye çağırırsa bu da nereden çıktı demeyelim. Herkese Mutlu Bayramlar!

Misafir Avatar
Ali Rıza UĞURLU (Malatya) 7 yıl önce

CHP MALATYA MİLLET VEKİLİ SAYIN AĞBABA ARGUVAN KÖYLERİNDE// 9 AĞUSTOS 2012 sabahı saat 6-30 sularında köy ihtiyar heyetinden ( Bektaş AVŞAROĞLU) mikrofondan köy halkına sesleniyor. (saat 10-30 da Sayın AĞBABA köy kültür evinde bir toplantı yapacaktır, tüm köylülerimizin katılmalarını bekliyoruz..) Bir gün önce de Arguvan’da Bozan Köyü Muhtarı S.Muharrem ÖZTÜRK’ den de duymuştum S. Veli AĞBABA’ nın Arguvan’da daha fazla köy ziyaretleri olacak demişti.. -Peki neydi bu ziyaretlerde amaç? Millet vekilleri seçilir ‘’yani seçildikten sora, ‘’bir daha ki seçimlere kadar da seçmenden gizlenir denmekte. Genelde de köylüler haklı olarak devamlı bu tip şikayetlerde bulunurlar.. Yukarda da bahsettiğim gibi Sayın AĞBABA Arguvan’ın ‘’İsaköyü’e de uğradı. Ben de katıldım toplantısına ve konuşmalarını dikkatlice de dinledim, söz alıp son kurultaylarında ilk 10 a seçilmesiyle ilgili değerlendirmelerimi de yapıp kutladım da kendisini.. Ben de o köylüyüm, genelde yazın sıcak aylarda çok zaman orada olurum… S. AĞBABA ‘’iktidarı yanlışlarında yakalayıp en çok da ‘’Kürecik Füze kalkanı konusunda maskelerini düşürdük deyip yaptıklarından bazılarını anlattı.. Doğrudur, çalışmaları yakından olmasa da izlemeye çalışanlardan birisi olduğumu diyebilirim.. Köy’de ve yörede hayatı iki konuda sıkıntıları ‘’kendilerine övgüler arasında’’ anlattım, (Köyün ve yörenin su sıkıntısı ve yolumuzu görerek de geldiniz dedim.. Orada hazır 50 kadar yurttaşa en çok kendi çalışmalarına yer verdiği bir de gazete dağıttırdı.. Gazete de Başlık (( Hedef; halkın iktidarını kurmak’’ Bu kabullenemeyeceğimiz bir hedef kesinlikle olamaz, hele de iktidar tarafından ötekileştirilmiş bir Arguvan ve yöre köy halkları tarafından.. Ancak; O yöre halkı Sayın AĞBABA’ nın ‘’Meclis içi ve meclis dışında da çalışmalarını kanımca iyi biliyorlar olmalı.. Sorunları üst üste yığılmış bu yöre köylerinde parti çalışmalarından söz ederken ‘’yöre sıkıntılarına tek kelime bile bir şeyler demeden, kalkıp gitmesi de o 50 kadar insanı üzmüş olmalı.. Arguvan ötekileştirilerek tüm devlet olanaklarından mahrum bırakılıp çölleştirilmesi, Adliyesinden de koparılıp içinin boşaltılması gibi sıkıntılar o insanlarla gelmişken paylaşılmalıydı diye düşünüyoruz.. Bir siyasi parti adına seçmene giden vekillerin ‘’Partisi tarafından hazırlanmış bir de programı olmalıydı ve önlerine koydukları o programda hedeflerinin iktidar olduğu ‘’inandırıcı bir üslupla anlatılmalıydı diye düşünüyoruz.. Sayın vekil, ana muhalefet bir partinin asıl hedefi iktidar olmaktır, ‘’mevcut iktidarın yapamadıklarını yapacağız’’ sözü ile halkın karşısına çıkmakla iktidara uzanan o yolun daha da kısalacağı düşünülmelidir.. O nedenle; güçlü görsel ve yazılı basın aracılığıyla kimlerin ne yaptığı az da olsa belli bir kesim tarafından takip edilebiliyor... Asıl yapılması gerekenler ‘’tekrar ediyorum’’ Muhalefet görevinde olan bir siyasi partinin asıl hedefi programlı olarak ‘’hele de şu ülke koşullarında’’iktidara yürümek olmalıdır. Saygılarımla.

banner45

banner39

banner44

banner56