Ziyaretçi Defteri

Ad Soyad

E-Mail

Şehir

Yorum

Misafir Avatar
Ali Rıza UĞURLU (Malatya) 7 yıl önce

ADAMIN HAYRINA KALDIK Öyle bir zaman ki, tersten göründü Adamdık adamın, hayrına kaldık Her şey lafta, yalan sermaye oldu Döndü Firavun’un, devrine kaldık Koyun çoban oldu, çobanda koyun Siyaset oynuyor, din ile oyun Tepe gözler kıydı, ırzına çağın Canına kıyanın, seyrine kaldık Nefis bastırıyor, vicdan çok darda Nice iş diyenin, ekmeği zorda Melek günah arar, böylesi kulda Mülke sultan tek ses, birine kaldık Bu çağ bu düzenle, uyuşamaz ki Vurguna soyguna, alışamaz ki Emek sömürüyle, barışamaz ki Sabahı uyuduk, öğlene kaldık Ali Rıza´m aklım, yük oldu başa Ne yaz yaza benzer, ne de kış kışa Yeri paylaşanlar, döndü güneşe Didindik çöplükte, eğlene kaldık Saygılarımla.

Misafir Avatar
Ali ÖZÇELİK (Ankara) 7 yıl önce

CHP KURULTAYINDAN NOTLAR 34. CHP Olağan Kurultay Programı; Zülfü Livaneli, İlkay Akkaya ve Hayde Hayde müzikleri ile başladı. Arkasından HOYTUR'un halk oyunları gösterisi, özellikle Kadri Hoca'nın solo sunumu nefisti. Grup Yorum'un ''Gün Doğdu Hep Uyandık'' adlı marşını yaklaşık 20 bin kişi birlikte söyledi. Sinevizyon gösterisinde partideki kadın ve gençlik kotası, yapılan köklü değişiklikler ve genel başkanın 300 miting ile 52.500 km uçakla, 14.500 km helikopterle ve karayolu ile binlerce km yol yaptığı anlatıldı. CHP Genel Başkanı kurultayın açılış konuşmasını yapmak üzere kürsüye geldiğinde salondaki coşjuyu görünce ''bize diyorlarki haftasonu kurultay mı olur?'' diyerek gaf yaptı. Oysa ''hafta içi kurultay mı olur?'' demesi gerekiyordu. Arkasından Divan Başkanlığı'na Sayın Altan Öymen oybirliği ile seçildi. Sayın Kılıçdaroğlı konuşmasını yapmak için ikinci kez kürsüye geldiğinde; bağımsızlık, sosyal demokrasi, çağdaş uygarlık, barış, Kürecik'deki füze kalkanı, işsizlik, taşeronluk, Kürt sorunu, anayasa, eğitim, adalet hakkında konuştu. ''Onurlu olun dik durun ve yurtta barış, dünyada barış'' sözleri coşkuyla alkışlandı. ''Suriye sınırında uçağımızı kim düşürdü bilmiyoruz?'' sözüne bir vatandaşın ''dağdaki çoban sapanıyla'' cevabı çevredekileri duygulandırırken ''ceketimi çıkarabilir miyim?'' sözüne bir kadının ''açıl başkanım açıl'' demesi gülüşmelere neden oldu. Genel Başkan konuşmasını Nazım'ın ''yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür'' adlı şiiri ile saat 13:05'te bitirdi. Salonda değişimi ancak devrimciler yapar (Gençlik Kolları) ilkemiz altı ok bu kurultayda hizip yok (Tarsus İlçe) asmalarda üzüm Mustafa Aksoy'da gözüm(Alaşehir İlçe) We Want Freedom (İstanbul Gençlik Örgütü) pankartları dikkat çekti. Genel Başkanın konuşmasından sonra Almanya ve Yunanistan Sosyal Demokrat Parti liderlerinin konuşmaları sinevizyonda yayınlandı. Aleyhte söz alan Mersin milletvekili Sayın İsa Gök ise ''kurultayları seviyorum'' diye söze başladı. (Herhalde Sayın Yavuz Donat'ın 15.07.2012 tarihli yazısını okumuştu. O yazıda; CHP kurultay yapmayı çok sever, eğer olağan kurultay zamanı gelmemiş ise olağanüstü kurultaya gider. diye yazmıştı.) Yavuz Selim Sendromu, Avrupa Sosyal Demokrat Partilerinin ve CHP'nin yapısını eleştirdi. Biraz alkış aldı ama arkasından ''Atatürk'ün yolunda devrimci Kemal'' sloganı gelince konuşmasını bitirdi. Günün en coşkulu ve en duygulu konuşmasını eski İzmir Belediye Başkanı Sayın Yüksel Çakmur yaptı; yiğit insanlar diye söze başlayarak 17 yaşındaki çocukların hapislere tıkıldığını, Fazıl Say gibi bir sanatçıya baskı yapıldığını ve Sayın Başbakana hitaben ''özendiğin liderlerin sonuna bak'' diyerek uyarıda bulundu. Konuşmasını merhum İsmet İnönü'nün meşhur sözüyle bitirirken ağlıyordu. Bu konuşmayı izleyiciler bir dakika boyunca ayakta alkışladılar. Ayrıca Malatya milletvekili Sayın Veli Ağbaba'da PM üyeliğine seçildi. Şimdi Sayın milletvekilinin gençlikten sorumlu başkan yardımcığına seçilmesini bekliyoruz.

Misafir Avatar
Ali Rıza UĞURLU (Malatya) 7 yıl önce

10. ULUSLAR ARASI ARGUVAN TÜRKÜ FESTİVALİ BÜYÜK BİR İLGİ VE GÜZELLİKLER SONUCU UĞURLANDI// Güzel bir İstanbul çıkarmasından sora ‘’14-15 Temmuz festivalimizin arkada bıraktığı unutulmaz güzel anılar sonu yolların açık olsun deyip uğurladık.. O nedenle ‘’Belediye Vakıf ve köy dernek yöneticilerini ‘’özveri ve emeklerinden dolayı en içten duygularla kutluyoruz. Ayrıca, festival’i yıldan yıla katılımlarıyla renklendiren ‘’yöre halkımıza, Arguvan dostlarına, panelistler ve programda sahne alan sanatçılara müteşekkiriz.. Öyleyken Festivalden bir hafta önce Malatya ‘’AVM’’ yöneticileri tarafından hiç de demokratik olmayan bir dayatmadan söz etmeden de geçmek istemiyorum.. Şöyle ki; festivalin tanıtma İzni alınan ‘’Malatya AVM de ‘’Arguvan Adliyesini Geri İstiyor, Adalet İçin’’ bir yazının her açıdan bu kadar haklı bir talebi kaldırın denmesi neye yorumlanabilir ki, ben şahsen anlamakta zorlanmıştım. Bu yazı sakıncalıdır deyip başkanlar ve katılımcılar karşısına beklenmeyen böylesi bir dayatmayla çıkılması ve basın ve görsel TV ekiplerinin kapı önünde önlerinin kesilip içeri bırakılmaması ayrıca herkesi şaşırtmıştı. Bir hukuk devletinde hak aramanın en güvenilir yeri yargı olduğunu her yurttaş gibi o dayatmayı yapan (AVM) sorumluları da biliyordu diye düşünüyoruz . Aslında, vatandaşı adaletin tecelli ettiği bir kurumdan uzaklaştırmanın hiç de bir hukuk ülkesi ilkelerine uymadığı da ‘’o kararı alanlar tarafından iyiden iyiye biliniyor olsa gerek.. Arguvan 1954 tarihinde resmi kurumlarla içi doldurulup ilçe yapılmıştı, 2012 Haziran’da adliyesi bir genelge ile ‘’önce Hekimhan’a daha sonra Malatya merkeze kaldırıldı.. İşin düşündürücü asıl yanı, orası özel bir iş yeri olsa bile, öyledir de, o yazılı talebin yapıldığı yerin adı ve işi ne olursa olsun, ‘’siyasi, ticari, yasak bir anlam içirmeyen bir talep olduğu düşünülmüş olmalı ki, okunur bir şekilde masaya asılmıştı. Ancak, hiçte demokratik olmayan bir dayatma karşısında bir masa boyu olan o yazılı bez masadan alındı. Çünkü yada yükleyip gidin denmişti.. Tekrar ediyorum, gerekçe ‘’Arguvan Adliyesini Geri İstiyor, Adalet İçin’’ Hepsi yazılı demokratik bu bir buçuk cümle idi.. Geçelim Festival programına ‘’Yargı Nereye Gidiyor?, panele konuşmacı olarak çağrılan Sayın. Sırrı SÜREYYA’’nın mazereti kabul görse de, sanatçı Sayın Musa EROĞLU’’nun ‘’denilenlere göre’’ katılmama nedeni halk arasında eleştiri bile aldı diyebiliriz.. - Diğer gözden kaçmayanlar; bütün işler İstanbul’’dan gelen özellikle de ‘’festival hazırlıklarında yorgun düşmüş vakıf görevlilerine bırakılmıştı. İki gün boyu ortalarda ne danışacak ve nede arada bir görevliye ulaşmak mümkün olmuyordu. Bizce bazı işler ve görevler ‘’ilçe ve etraf köy muhtarları arasından paylaşılmış olmalıydı diye düşünüyoruz.. -Tarihi eşyalar ve resim sergileri katılımcıların ve misafir ziyaretçilerin ilgisini çekecek bir yerlerde olmadığı da bir eksiklik olarak görüldü.. - Asıl bu festivalleri Arguvan’a kazandıran ‘’yazı da, sanat’ta emeği olan değerlere gereken önemi vermemek festivalin 10, yılında da ne yazık ki görüldü… Bu tip gözlemlerimin gelecekte giderileceği inancımla, festivalimizin o iki güzel günü için ‘’emek veren, katkı sunan herkese teşekkür ediyor ‘’her festivalimiz sonu dediğimiz gibi’’ huzur dolu güzel nice yıllara diyoruz. Saygılarımla.

Misafir Avatar
Ali ÖZÇELİK (ANKARA) 7 yıl önce

Yorumsuz Sevgili yiğenlerim;Özel ile Erdi şu anda futbol ve taraftarlık konusunda yazacak durumda değilim; umarım beni mazur görürsünüz, ama futbol sezonu başladığı zaman size cevap yazabilirim.Dolayısıyla"follow me I fllow you back" Hoşçakalın.

Misafir Avatar
Özel ÖZÇELİK (Ankara) 7 yıl önce

Yeğenlerden Tombul'a sitem. Sevgili dayım, amcam, güzel insan. Hayatın her döneminde seni örnek almış sana özenmiş yeğenlerin olarak şu sıralar G.Saray kulübünü bu kadar onore etmen bu kadar benimsemen bizleri çok üzüyor. G.Saray ki bu ülke sporunda hak hukuk bilmeden şaibelerle başarılar elde ederek bizim ideolojimize yer yüzünde en ters gelen spor kulübüdür. Ama senin onları övdüğünü görmek biz naçizane yeğenlerini çok etkiliyor. Bir zamanın istatistiklerine göre Beşiktaş Avrupa'da maç kazandığı vakit mavi yakalıların performansı % 2 oranında artış gösterirmiş. Yani görülüyor ki ülkenin emekçileri seçimini yapmış, bizde onların peşinden gitmişiz. Velhasıl Kurthan Fişek zamanında taraftar kitlesi itibariyle ''Fenerbahçe “burjuvazi”, Galatasaray “aristokrat”, Beşiktaş ise “proleter” bir takımdı'' demiş. Gel sende artık doğru yoldan, yanımızdan şaşma. Ya da Somunspor'u destekle yeniden. Sevgilerimizle.

Misafir Avatar
Ali Rıza UĞURLU (Malatya) 7 yıl önce

ULUSLAR ARASI ARGUVAN TÜRKÜ FESTİVALİ 10. YAŞINDA// Arguvan lı ve çevre insanlarının sabırsızlıkla beklediği festivalin tarihi ve programı açıklandı.. 14-15 Temmuz halka sunulacak iki güzel gün, iple çekiliyor.. Şöyle ki, Arguvan denince ‘’Tunç çağına ait höyükler gibi kalıntılardan da anlaşılacağı gibi, eskilere dayanan büyük bir nüfusuyla geniş bir yerleşim yeridir.. Bu yöre ‘’Tahir nahiyesi olarak bir ara Arapgir’ e bağlanır, daha sonra kaza olarak Diyarbakır’’a alınır, 1873 de yeniden Tahir adı ile ‘’Keban’’nın bir nahiyesi olur ve 1. Haziran 1954 de tekrar Arguvan adı ile Malatya ya yakışır bir ilçe olarak içi doldurulur.. Öyleyken, Arguvan bu gün ülke kültüründe önemli yer etmiş, herkes tarafından bilindiği gibi, kararı alan yetkililerce de bu böyle biliniyor olmalı.. -O nedenle (Arguvan’a kıyılmamalıdır, diyoruz..) Her şeye rağmen, programın açıklanmasından daha önce Arguvan’ın köye dönüştürüleceği haberi yüreklere ok gibi çakıldı.. Sevgili Arguvanlılar ve dostları, Türkü Festivaline her yıl olduğu gibi bu yıl yine çok değerli isimlerden oluşan ‘’sanatçı, konuşmacı ve panelistleri dinleme şansımız olacak. Bir de sevgili ‘’ Vakıf yöneticilerimiz ve köy derneklerimizin hazırladığı ‘’24 Haziran için görkemli güzel İstanbul çıkarması oldu. Arguvan her şeye rağmen bu güzelliklerini ‘’Uluslar arası 10, yılına taşıdığı gibi, ‘’birlik ve bütünlüğümüz sayesinde’’ daha da ilerlere taşımaya ‘’Arguvanlılar olarak’’ haz ve kararlıyız diyoruz.. Öyleyken, ‘’Arguvan’ı tüm güzellikleriyle ‘’tarumar etmek için alınan bu karar’’ Özel ve Tüzel kişileri ‘’en az yerli halk kadar düşündürdü diyebiliriz. Özellikle daha önceden o kişilerin değerli görüşlerinin alınması gerekmez miydi?, diyoruz.. 20-21 Haziran akşamı birkaç ‘’yazar gazeteci’ dost tarafından Malatya Ufuk TV da yine bu karar konuşuldu.. Arguvan’’dan ‘’yargı taşındı, ‘’Merkez mi, Hekimhan mı, ya da Yazıhan’a git işini orada gör mü denecek?, gibi Arguvan insanına reva görülecek zor, o programın ağırlıklı yanı idi.. Şimdiyse, bizleri düşündüren de orası.. Festivale katılacak binlerce insan, ‘’o tarihe kadar kararla ilgili ‘’sevindirici bir haber alınamayacak olursa, bu soru ortalarda günün konusu olup ağızdan ağza dolaştırılacaktır.. 26 Haziran ‘’bu gün’’ bir heyet Ankara da yetkili müsteşar la görüşmüş olmalılar.. İlçe, belde ve köyler hakkında çıkan genelgenin valiliklere gönderildi haberi duyuldu artık.. Bizler şimdi şunu soruyoruz, eğer nüfus ve coğrafi durum bu karara gerekçe ise, nüfusla ilgili durum şu anda istenilen sayılarda ‘’10 binin üzerinde deniliyor… Coğrafi konuma gelince, ‘’Arguvan 46 köy ve mezralarıyla 1954 de gerekli çalışmalar sonucu ‘’ilçeliği gerekli ve uygun görülmüş olmalı ki ilçe yapmışlar.. Sonuç olarak; Arguvan için alınan karar bir daha gözden geçirilmelidir, ya da Arguvan halkı ‘’eza ile cezalı gibi bir dayatma ile, karşı karşıya bırakılacaktır.. Saygılarımla.

Misafir Avatar
Ali ÖZÇELİK (ANKARA) 7 yıl önce

Çay Bahçemiz Aileye Mahsustur Çay bahçeleri Türk çay kültürünün özgün mekanlarıdır.Buralarda içilen çaylar halkımızın temel içeceği haline gelmiştir.Çay; 5 çayları adıyla bir "sosyal etkinlik",TV lerdeki gelin-kaynana proğramlarında "biraz elektirik aldım,birçay içelim mi?" söylemiyle "etkileşim aracı",son olarak Sn Bahçeli'nin Sn Kılıçdaroğlu'na "Bir çay içmeye bile gelme "demesiyle ise "siyasi manevra"niteliği taşımaktadır. Şimdi size,bir arkadaşımın gönderdiği,çay ile aile arasındaki benzerliği anlatan iletiyi ,sizinle paylaşayım. Kaynana:Çayın alt demlği gibidir sürekli fokurdar durur. Gelin :Çayın üst demliğidir ,alt demlik kaynadıkça harareti artar ve zamanla demlenir. Damat :Çay bardağıdır ,biraz kaynana biraz da gelin doldurur,ama açık yada demli olmamalıdır. Çocuk :Çayın şekeridir,tat verir kimi şekersiz içebilir fakat çok şekerli çay da iyi olmaz. Görümce :Çay kaşığı gibi gelir karıştırır sonra kenara çekilir. Kayınbaba:her şeye karışmaz sadece boşları toplar. Süzgeç :Ailenin sahip olduğu değerlerdir,delikleri büyük olmamalıdır. Ateş :Hoşgörüdür , o olmadan çayda olmaz.

Misafir Avatar
Ahmet KAYA (MUĞLA) 7 yıl önce

Yürek dostum Handan ALBAL'a allahtan rahmet, Süleyman dayıma, sevenlerine ve yakınlarına başsağlığı dilerim. Ahmet KAYA

Misafir Avatar
Ali Rıza UĞURLU (Malatya) 7 yıl önce

İKTİDAR AYIPLARLA KUCAKLAŞMAK MIDIR? Arguvan çiftçisi 2012 yılına boşuna emek harcamış oldu.. Tabiri caizse, el elde elde başta’’ emek zahmet boşa harcanmış oldu.. Sulama imkanlarını sağlamakta inat eden iktidarlar, emeği kuraklığa kurban vermekle kamu suçu işlemiş olmazlar mı, dense kızarlar mı dersiniz? Yöre halkı ilçelerinin tarumar edilme haberinin duyulması yanında, kurak yılın da kestiği acı fatura karşısında iki sıkıntıyı bir arada sinelerine sardı düşünüp kaldılar.. Bunlar bu ülke insanı olmaktan ne kadar mutlular?, bu konuda bir şeyler söylemek oldukça zor.. Çünkü buralarda doğdu ve buralıdır o insanlar. Devletlerine vatandaşlık bağıyla sıkı sıkıya bağlı yurttaşlar olarak sadece eksikleri bu yöreden iktidara az oy verildi, işte bu yöreyi ötekiler olarak ayırmanın asıl nedeni de olsa olsa bu olabilir.. Devlet denen sapasağlam ayakta ki o yapı, yada onun tüm kurumlarını kullanma yetkisi verilen siyasi iktidarlar, ülkeyi yöneteceğiz deyip seçmenin karşısına ‘’beklentilere cevap verecek bir duruş sergiler ve çıkarlar.. Seçimler biter yasa ve anayasalarıyla tamamen zıt, açıkça inatlaşır ‘’oy veren vermeyenler’’ gibi çarpık ve kirli bir siyasetle ülke yönettiklerini söylerler.. Seçimler ülkede köşe bucak tüm yurttaşların yaşamını ‘’insancıllaştırmak için yapılmaz mı? Yurttaş bunu aynen böyle bilir, seçimden seçime sandığa koşar tercihini ‘’hakkımıza hayırlısı ne ise der’’ dualarla kullanır… Öyleyken; bu iyi niyetlerinin karşılığı kadere terk edilirler.. Elde olan teknik tüm imkanlara rağmen ’’genelde de çiftçiyi el aç yüzünü havaya dön der yalvarttırırlar.. Laf kalabalığıyla tüm herkesten toplanan vergiler bir daha ki seçimlere ‘’Vatan Millet Sakarya, dini davranışları siyasete malzeme eder ‘’bize oy verdi vermedi’’ diyecek kadarda küçülür o şekilde konumlarını geleceğe aktarmaya kullanırlar.. ‘’Ya onların etraflarında dönüp onların yüzsüzlüklerine malzeme olan yalakalara ne demeli? Bugün 14.Haziran 2012 artık çiftçi ektiğini biçerdöver kiralayıp biçmeye başladı bile.. Şu tarla biçilmedi bu boş çıktı gibi sıkıntılar halkı sıkmaya başladı.. Çare nasıl bulunur henüz belli değil.. Çiftçi gübreyi borç aldı mazot yine öyle vs.. N olacak şimdi? Bunun yanıtı devlet imkanlarını kullanan iktidarın doğrudan kendilerine ait olsa gerek.. Arguvan’’ın başlatılmış olan sulama projesini durdurmakla kim ne kazandı, hadi söylesinler şimdi..? O Arazı şimdiye dek ağaçlanmış bağ bahçe vs idi, o insanları bulutlara yalvartmak yerine devletine teşekkür alıp güvenini artırsalar daha iyisi olmaz mıydı? Asrımızın insanına olması gerekende işte o idi.. Amma şimdiye dek olmadı. Bir gün seçim bitti, ülke insanlarının geçim ve yaşam sorunlarını çözmeliyiz diyecek bir iktidar hep beklentide kaldı.. Yan yana yaşamı devam eden yurttaşlar laflara kanmak yerine iktidarların ’’ icraatları tarafsız insancıl mıdır, bakmaları gerekir. Çözüm ise halklarda yani kendilerindedir.. Herkes aklını başına almalı, bu çağda ayıplarla kucaklaşan iktidarlar yerine ‘’çağdaş yansız bir yapının çatısı çakıldığında huzur da birlikte gelecektir diye düşünüyoruz. Saygılarımla.

Misafir Avatar
Muharrem Özdemir (malatya) 7 yıl önce

kızık da balıklı parkla ilgili vermişler bir mütahite zaman denilen bir olgu vardır. ne zaman bitecek festival yaklaştı tüm balıklar ölüyor günlük en az dört beş balık ölüyor.adam sıpasını bırakan eşşek misalitakımı taklavatı parka bırakmış kendisi ortalarda yok bu mütahit malatya valisine arkasını dayamış kimseyi dinledigi yok kaymakam da bir şey yapamıyor kızık köyünün muhtarıda allhlık onun için biryerlere baş vurup en son işi basına intikal etirmek sizlerin görevidir saygılarımla.

Misafir Avatar
Ali Rıza UĞURLU (Malatya) 7 yıl önce

DEMOGOJİ ALDATMACADIR // 1950 den itibaren 62 yıl gibi uzun bir süre dışa bağımlı sermaye yanlı partilerin yönlendirip yönettiği Türkiye, çekilmesi istenen karanlıklara sürüklenip durdu.. O günden günümüze dek, çağdaş bir yapılanma için çabalar çökertilmek istendi.. Yani, Osmanlı’nın hilafeti ile yeniden buluşmak mıdır amaç? 1950 lerde Demokrat Partinin Başbakanı Merhum ‘’A. Menderes demişlerdi, ‘’Bu millet isterse hilafeti de getirir.’’ Ülke çıkarlarını emperyalist sömürüye feda etme çabaları ‘’elden ele AKP iktidarına devredilmiş oldu … 27 Mayıs 1960 ihtilaliyle önü kesilmek istenen çarpık sistem, 1965 le ‘’vatan Millet Sakarya çığlıklarıyla, ‘’Allah muhafaza’’ ülke demokrasi adıyla ‘’despotizm’le yönetilir oldu.. Sermayenin el değiştirdiği iktidarlar arasında ‘’AKP’’ koltuğundan o kadar da emin ki, Din’e omuz verip vurun abalıya yapıyor.. Son ‘’HAVA İş çalışanlarına grev yasağı getirerek Demokrasiyi de ‘’küllük eşeği gibi iyiden iyiye küle örselemiş oldular… Din adına atılan laf ve üretilen politikalar 75 Milyon nüfuslu bir Türkiye için uygun mudur değil midir, kimseler tarafından hiç de önemsenmemekte.. Peki bu gidişatın önünü kesmek o kadar da zor olmasa gerek. Bir siyasi partiyi halk iktidar eder ve geri de indirebilir... Ülkenin yanlış bir yolda olduğunu yurttaşlara anlatmak, bugüne bugün parlamentoda muhalefet koltuğunda oturanların asıl görevi olsa gerek. Mecliste ki Muhalefet konumunda olan partiler bunun burasını iyiden iyiye biliyor olmalılar.. Ülkenin içte ve dışta ister siyası ve de ekonomik olsun, tekeri dayandı diyen bu işin uzmanları durmadan yazıp servis etmekteler.. Dindar yetiştirilecekmiş, kürtaş yasağı, çalışanların sendikal grev haklarına yasak, esnaf kepenk kapatacak, tarım bitirildi, işsizlik, yolsuzluk, iç borç dış borç vesaire, peki bunlara çözüm üretmek iktidarların işidir, yapılmıyorsa?, takip etmek muhaliflere ad edilen asıl görev değil midir? Doğal zenginlikleriyle el aleme el açan bir ülke olmanın nedeni ise ‘’ülke iyi ellerde yöneltilmiyor demektir… Mesele ‘’illaki ben iktidar olayım yerine ‘’el alem bilim le yol kat ederken, Türkiye insanı bilimdışı yönlendiriliyor ise, yukarda bahsettiğimiz sorunların aşılması için, ‘’muhalefet etmenin ne olduğunu o görevi kabullenen partiler ‘’dediğimiz gibi’’ kendileri iyiden iyiye biliyorlar diye bilinir... Bilim çağında demogoji sılogan olarak kullanılmaktaysa, halklar aldatılıyor demektir. Saygılarımla.

Misafir Avatar
Ali ÖZÇELİK (ANKARA) 7 yıl önce

DUYARLILIK Sn.Sultan KILIÇ'ın gönderdiği fotoğraflardan, Malatya Belediyesinin bazı ağaçları kestiği apacık ortada.Bir ingiliz sözü vardır"Yol yapılırken bile karşınıza ağaç çıkarsa yol bükülür" der. Malatya Belediyesini çevre konusunda duyarlı olmaya çağırıyorum!

Misafir Avatar
Ali Rıza UĞURLU (Malatya) 7 yıl önce

SOL DUMAN DUMAN // Ne acayip zaman, devran dağınık Gönül gamlı gezer, hal duman duman Cihan da cümlenin, hali harabe Kainat sarhoş mu, yol duman duman Niceler yurdunda, garip dolaşır Yokluk kader dendi, ona alışır Sınıf üstü sınıf, kimler yarışır Sağda sopa kalın, sol duman duman Tek ağza itaat, laf kanun oldu Din iman cehennem, halk korkutuldu Dünya kime lazım, unutturuldu Ağızlar bant sargı, dil duman duman Zalime gönülden, bel bağlayanlar Geçip karşısında, el bağlayanlar Zora teslim olup, dil bağlayanlar Dünya ateş aldı, kül duman duman Arap baharıymış, kavganın adı Akan insan kanı, gelmiyor ardı Doğa zehir doldu, hava karardı İşgalde top sesi, çöl duman duman Kana doymaz oldu, donuk donlular Açlar hesapta yok, katır kanlılar Dünyayı tur döndü, it ayaklılar Gün günden acılı, yıl duman duman Ali Rıza’’m der ki, halde bir hal var Dünya da tek bir ses, gaddar mı gaddar Niçin bu insanlar, görmez sağırlar Bahar kışa döndü, yel duman duman Saygılarımla.

Misafir Avatar
Ali Rıza UĞURLU (Malatya) 7 yıl önce

ARGUVA’’A KIYILMAMALIDIR/ Arguvan çağdaş ‘’kendine özgü kültürü ve yaşam biçimiyle’’ ülkenin güzelliklerine oldukça katkı sunana ve adı duyulan bir ilçedir.. O nedenle ARGUVAN ilçe olarak kalmalıdır .. Kültür ve sanatla dünya halklarının kaynaşma çabası içinde olduğu şu çağda, Arguvan gibi bir ilçenin ‘’konumu korunacağı ve ona katkı sunulması gerektiği yerde ve büyük bir nüfusun ilçe dışında olması hesap bile edilmeden, ilçeliği düşürülmek isteniyorsa, yanlışlık olmaktan da öteye, büyük büyük haksızlık olur.. Türkiye genelinde Yüz Bin’’e yakın nüfus kendileri İlçe sınırları dışında ‘’iş yada mecburi görev nedeniyle kalmak zorunda iseler de, gönül ve gözleri hep Arguvan da ve Arguvanlı olduklarını da her fırsatta gururla, sevinçle der ve o duygularla yaşarlar.. Onca Arguvanlının Arguvan dan ayrı yerlerde bulunmalarının asıl nedeni de, Arguvan ve köylerinin ihmal edilmesinden kaynaklanmıştır.. Ancak; Arguvan’’ın ilçe olmaktan düşürülmesine gerekçe sade ve sade nüfus eksikliği ise, Arguvan 46 köy ve mezralarıyla, dedikleri sayıyı ‘’en kısa süre içerisinde kat kat artırmaya da hazırız diyeceklerine inanıyoruz ve şüphe de edilmemelidir diyoruz.. Belki de, köy ve ilçe sayısı bir tasarruf amacıyla azaltmak isteniyorsa, özellikle de Arguvan bunun dışında tutulmalıdır… Arguvan il ve ilçe bürokratları tarafından da bu böyle düşünülüyor olsa gerek.. Arguvan ve çevre köylerinde söylenenler de bu sözümüzü aynen doğrulamaktadır.. Aynen de öyle; haberin duyulduğu andan itibaren ‘’Sayın Kaymakam, S. Belediye Başk. S.Nüfus Müdürü haberden oldukça üzgün ve yerli halktan daha da fazla, işin telaşında oldukları duyulup ve konuşuluyor… Sanat ve kültür adına sayın, yetkilileri ‘’özellikle de ‘’ Arguvan için kararlarını yeniden gözden geçirmelerini diliyoruz. Saygılarımla.

Misafir Avatar
Ali Rıza UĞURLU (Malatya) 7 yıl önce

ÖRGÜTSÜZ TOPLUM KORKULU TOPLUMDUR / Demokrasi dediğimiz yapının adı bildik bileli kullanıldı. Peki nedir ne bu, deyip oturup tartışır olsak, sorun gelip masaya kendiliğinden küt diye oturacak elbette ki… Aslında örgütlü olmanın önemi feodal yapıdan kapitalizme geçişle birlikte gereği anlaşılmış ve hızlı bir yapılanmaya geçme çabaları da başlamıştı bile.. Demokrasi dedik ‘’amaç değil araç dendi’’ gördük ve yaşıyoruz da.. Örgütlü bir toplum olmak da gaye sömürülmemektir.. Emeğin sermaye pençesinde sömürülmesiyle elde edilen ‘’artı değer’’ zincirlemesine dünya çapında bir avuç mutlu sınıfın mutluluğunu da güvenceye alıyor demektir.. Tırnak içinde diyorum: ‘’Kapitalizmin Siyasal Teorisi Faydacılıktır’’ Bunu görerek yaşayan ‘’emekçi kesim’’ üyesi olduğu örgüte sadece aidat ödemekle bağımlı bırakılmakta.. Parlamentoda emekçileri sömürüye ‘’taban etmeye soyunan birileri işin başına getirilince. Bakın ne olur, ‘’Nasrettin hoca leyleği tutmuş önce gagasını sora ayaklarını yarı yerlerinden kesip koymuş karşısına ‘’şimdi kuşa benzedin demiş..’’ sonuç emeğin karşılığını ‘’örgüt örgüt olmamış ise tam da öylesine benzetirler.. Bu gün emeğin temsil edilmediği sakat bir örgütlenme ile ‘’işçi ve memur örgütlerinin ‘’toplu iş sözleşmeleri karşısında eller bilekten bağlı gibi, görülen işte ve gayet de açık.. Bakanın yaptığı ‘’3 artı 3’’ teklif ‘’güya ki kızdırdı. Eğer anlaşma sağlanmazsa son sözü ‘’hakem heyeti söyleyecek.. Bu nasıl bir toplu pazarlıksa, adamın gülesi geliyor vallahi. Aslında ilk sözü de ‘’hakem heyeti söyledi de, adam hani anlarsınız ya… Bilhassa geri bırakılmış ülkelerde emekçiler sendikalaşmış da olsa, taleplerinin önünde sermayenin iktidarı ‘’sistemin yasaları yani tam gücüyle oturur. Sendika üyeleri dediğimiz gibi, aidat öderler, pazarlıkta ne patron ve ne de sendika temsilcileri söz sahibidir. Sonuçta noktayı hakem heyeti koymaktadır.. Peki, ya ‘’ ‘’BM İş Örgütü ‘’ULO’’ nun görevi neydi? 1980 Faşist darbecilere başkanını bakan bile veren TÜRK İŞ sendikasının üyeliğini askıya almıştı, hepsi o kadar.. Peki sonuç?, cunta gittikten sonra üyelik askıdan indi, ancak ne TÜRK İŞ de yapı deyişti ve nede yerine gelen iktidarlarda.. Dünya’nın tepesine oturmuş, emperyalist yapının güdümünde, emekçiler emeğinin karşılığı için ‘’uyanmazlar ise, sadakaya el açarcasına şükürle hepten avutulacaklar… Örneğin bu günkü ‘’ ‘’Türkiye Kamu Emekçileri Sendika’’sının ‘’grev hakkı olmadan, güya ki, pazarlık yapıyorlar, masadan masaya hop oturup boş da kalkarlar.. İşi kolay kılmak için, mevcut ‘’hain emekçi düşmanı dünya düzeni karşısında, sağlıklı ve sağlam bir örgütlenmeye kesin kes gerek var diyoruz. Saygılarımla.

Misafir Avatar
Ali ÖZÇELİK (ANKARA) 7 yıl önce

YÜZ Her ne kadar bizim toplumumuzda da bir kaç tane" iki yüzlü" insan bulunsada , biyolojik anlamda ilk tam yüz naklini gerçekleştiren ve geçtiğimiz günlerde 4. Amaliyata imza atan Akdeniz Üniversitesi Plastik ve Rekonstürüktif Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ömer ÖZKAN'ı kutluyor başarılarının devamını diliyorum.

Misafir Avatar
Ali Rıza UĞURLU (Malatya) 7 yıl önce

MALATYA DA İLK DE OLSA ÇAĞDAŞ BİR ADIM // 1 Mayıs 2012 günü açılışı yapılan ‘’Malatya ‘’Kitap Fuarı’’ bizzat da Malatyalıları ‘’bu bir ilk de olsa’’ mutlu etmiş olmalı.. Yeni belediye sarayı yanında her açıdan müsait olan bu yer 6 gün kitap sevenler tarafında dolup taştı diyebiliriz.. Aslında yalnız Malatyalılar açısından değil, aynı zamanda okuyucu ve onları kitapla buluşturan ‘’yayın evleri ve yazarlar da’’ 6 günü bir bayram havası içinde uğurlamış oldular. Valilik ve belediyenin ortaklaşa hazırladığı ‘’Malatya kitap fuarı’’ yapılan tüm emek ve masrafları değer desek yeri var.. Okumanın önemi herkesçe de bilinen bir gerçek olsa gerek, o nedenle Malatyalılar öylesi bir haftayı iyi değerlendirmiş olmalıdırlar.. Sayın Valimiz, Belediye Başk, Millet vekilleri, Üniversite Rektörü bizzat fuarı tek tek gezip görüp ve görülen ilgiyi bizzat yerinde izlemekteydiler. Malatyalı yazar şairlere ayrılan bölümü de ziyaret edip kitaplar imzalatıp fuar hakkında görüş de aldılar.. 300 Bin insanın katıldığı ‘’2012 Malatya Kitap Fuarı’na’’ görülen ilgiden dolayı ilgilileri gelecek yıllar için de düşündürmüş olsa gerek.. Sabah saat 10 itibariyle okul hocaları ve öğrencilerin fuara bir coşku ve heyecanla dalıp dağılmalarıyla fuara apayrı bir güzellik sergilemekteydiler.. 5. Bin metre kare bir alana kurulan fuarda öğrencilerin sıra ile fuarı gezip kitaplarla tanışmalarını Sayın Valimiz Ulvi Beyin istediği de konuşulmaktaydı.. Sayın Valimize özellikle bu gibi konulardaki duyarlılığından dolayı teşekkür ediyoruz.. Genel olarak kitap okumakta bir gerileme olduğu herkes tarafından da ‘’konu olduğunda’’ konuşulmaktaydı. Okumayan toplumların çağa ayak ve uyum sağlayamayacağı bence tartışma götürmese gerek.. O nedenle, 1.Mayıs 2012 tarihli ‘’Malatya kitap fuarı’’ kitap tanıtmada ve önemli ölçüde insanlara okuma ve ona yönlenme alışkanlığına katkı sunmuş olmalı diye düşünüyoruz.. Uzun sözün kısası, herkes okumalıdır, okuyalım okumamız gerek dostlar. Saygılarımla.

Misafir Avatar
ALİ ÖZÇELİK (ANKARA) 7 yıl önce

GALATASARAYIN ŞAMPİYONLUĞUNU KUTLUYOR, BAŞARILARININ DEVAMINI DİLİYORUM."HER ZAMAN HER YERDE EN BÜYÜK CİM BOM"!

Misafir Avatar
Ali Rıza UĞURLU (Malatya ) 7 yıl önce

1.MAYIS’ LARLA ZORDAN HUZURA // Sermaye ve iktidarlarının önünü kesmeye çalıştığı emeğin bayramı ‘’1Mayıs’’ tüm baskı ve zorluklar da aşılarak’’ kutlanılmış oldu.. Tüm gelişmiş ve sanayileşmiş ülkelerde bu böyleyken, Türkiye de bu gün bizim de günümüzdür, demenin neydi günahı? Sistemde egemen güçlerin emekçilere gaz cop ve ‘’zaman zamanda‘’ kurşun sıktırıldığı 1.Mayıslar, Türkiye tarihinde kara sayfalar olarak kaldı.. Mesela 1977 ve benzerlerle… 1886 da kavgası kurulan ve 1910 yılında Paris de ilan edilen emeğin bayramı, Türkiye emekçileri tarafından ‘’bir asır sora da olsa kazanılacaktı ve kazanıldı, yasal olarak da bir bayram havası içinde kutlandı bile.. Çalışma Bakanı Sayın ‘’Faruk ŞEN’’ Tandoğan da ‘’bu gün bana nasip oldu, artık siz isteyeceksiniz bizde vermeye çalışacağız dediler.. Sayın bakan’a sormak lazım, bu günün sermaye adına çalışma bakanı siz olabilirsiniz, 1 MAYIS emeğin günüdür, nasip de kazanım da her şeyiyle emekçilere aittir, asıl sevinmesi gerekenler de onlar olsa gerek.. Lafla da değil, kanlı kavgalı mücadelelerin kazanımıydı bu 1. Mayıs.. Ancak sermayenin emek üzerinde hakimiyeti sizlere ‘’siz isteyeceksiniz biz de vermeye çalışacağız dedirtebilir.. Emekçiler hak ettiklerinin karşılığını her şeye rağmen alacaklardır, yeter ki birileri çıkıp ‘’Taksime gitmek için ayet hadis mi var’’ gibi sudan sebeplerle emek karşıtlarının beklediği ‘’böl yönet’’ politikalarına maşa olmaya soyunmasınlar.. Taksim denen o meydanlarda 1.Mayısçılar emekçi kardeşlerini ‘’emek uğruna kurban verdiler,’’ oraya gitmenin apayrı bir anlamı elbette ki var. Ayet mi var diyenlerin deyip ve gittikleri yerlerle ilgili de, ‘’ne ayet ve nede hadis söz konusuydu.. Emeğin karşılığını almak için 1.Mayıs, mücadele ve dayanışma günü olarak ‘’hem de tüm dünyaca adlandırılmıştır.. Hiç mi hiç kimse, Ayet mi Hadimsi var diyerek dayanışmaya çelme atmaya kalkmamalıdır diyoruz.. 2012 - 1.Mayıs emeğin bayramının bir huzur ve coşku içinde olaysız geçmesi herkesi en içten de sevindirmiş oldu.. Daha yakın geçmişe kadar emekçi kardeşlerimize yapılan ölçüsüz davranışlar ‘’ne gözlerden ve nede hafızalardan asla silinmiş de değil.. Tüm dünya da, emek üzerindeki baskı ve zor var oldukça ve ‘’siz isteyeceksiniz biz de vermeye çalışacağız’’ gibi ağızlar değişmedikçe, 1.Mayıslar yıl be yıl o alanları daha da daraltacaktır diye düşünüyoruz… Saygılarımla.

Misafir Avatar
Ali Rıza UĞURLU (Malatya) 7 yıl önce

ARGUVANLILAR ALDATILMIYOR MU? Arguvan’’n Yoncalı Barajı Ülke de, ya da Dünya’’da en eski projelerden birisidir.. AKP nin iktidar olmasıyla inşaatı dondurulan sonuçta ‘’ne olacağı da bilinemeyen bu tesis’’ sudan sebeplerle dondurulduğu gibi duruyor… Hani, İlgili S. Bakan’’ın ‘’2012 Nisan ayı içinde, herkesle birlikte gidip ‘’Yoncalı da çalışmaları başlatacağız, gibi sözü yaygındı ve konuşuluyordu, doğruysa Nisan ayını da bitirmek üzereyiz, ses de seda da yok kimselerden… Ya da bu halk yine aldatıldık mı desin? Bu ülke politikasında ‘’Hem iktidar ve de ana muhalefetin Arguvanlılara verdikleri sözler nedense yerine getirilmiyor? Medyada büyük bir kesim ‘’AKP ye övgü olarak da olsa’’ tüm işlerini kamu oyuna günü birlik sıcağı sıcağına ulaştırmakta.. Ancak, Arguvan la ilgili tek kelime gözlere çarpmadı.. Düşünüldüğü gibi ‘’bu halk aldatılıyor mu diyelim..? Yada, ‘’milli menfaatleri de düşünülmüş bir projenin durdurulup bekletilmesinin devlet adına gerekçesi ne olabilir ki? S.vekillerimiz ‘’Veli Ağ baba Ve S. F. M. Aslan oğlu’’nun onca çabalarına rağmen, tamı tamına 10 yıldır ‘’tarım bölgesi olan bu yer’’ havada bulutlara havale edildi.. -Arguvan’’a ‘’laik bir kültür merkezini yaptırıp bir yıl sora ellerimle gelip açılışını yapacağım, sözü CHP nin 7, UATF de en yetkili ağızdan duyulmuştu.. 2010. 27 Kasım olsa gerek, Ankara Arguvanlılar Kültür Derneği’’nin Arguvan’la ilgili‘’ neleri konuşabiliriz, adlı yaptığı toplantıda ‘’S.Kaymakam Ve S Belediye Başkanı’ da hazır bulunmuşlardı. Toplantıda bazı Arguvan sorunları arasında başlıca ‘’yoncalı Barajı’’ yani Arguvan yazısının su sorunu konuşulmuştu.. O toplantıda her söz alan katılımcının dile getirdikleri çözüm bekleyen sorunlar arasında ‘’ben bizzat şunları söylemiştim.. Arguvan ve köylerinin kuzeyinde yarı da bırakılan ‘’Yoncalı baraj ve aşağı güney kesimde ise, ‘’Karakaya Barajı’’ ile Arguvan ovası sulama imkanlarına kavuştuğunda, Malatya da ekmek ucuzlar demiştim.. Şöyle ki; Fırat boğulmasıyla toplanan o su bir 5 Km yukarıya pompalandığında çözüme adım atılmış demektir.. Dediğimde S..Kaymakamımız ‘’S.Mehmet MARAŞ LI’’ öğrendiğime göre baraj suyu kullanan çiftçiye pahalıya mal olurmuş, demişlerdi.. Anlaşılan o ki; konunun çözümü için Arguvan ve yöre halkı sessizliğini ‘’yetti artık deyip’’ bozması gerekiyor.. Kulakları patlatırcasına, yükselen toplu bir sesle, ’’at araba traktör ne varsa‘’ alıp meydanların kapatılması yöre halkına demokratik bir hak olarak doğmuştur.. Geciktirilmiş de olsa, daha fazla zaman kaybetmeden yetkililer uyarılmalıdır.. Bizzat ‘’Yoncalı Barajını bekletmenin nedeni ‘’yöreye bir ceza mıdır?, sorusu ‘’asıl demokratik yurttaşlık bir hak olarak’’ sorulmalıdır diye düşünüyoruz. Saygılarımla.

Misafir Avatar
Muharrem Özdemir (İstanbul) 7 yıl önce

mesaj:sayın garip Turgutun kıymetli eşi sebiye hanımın rahatsızlıgını duydum geçmiş olsun dileklerimi sunar acil şifalar dilerim.

Misafir Avatar
ALİ DOĞAN-ANKARA 8 yıl önce

ARGUVAN HABER SİTESİ YAZARLARIN DAN SULTAN KILIÇ IN 15.4.2012 TARİHLİ YAZISI NI OKURKEN TÜRKİYEDE YAŞAYAN BİR ALEVİ ANNENİN FERYADINI DUYMAYAN LAR,GÖRMEYENLER ,TAŞ YÜREKLERİNDE HİSETMEYENLERİN BU YAZIYI OKUMALARINI VE BİR ANNENİN ÇIĞLIKLARINA İNSAN OLARAK NASIL KATKI VERİLEBİLİR İ ACIYI NASIL AZALTIR BİLMİYORUM. AŞIK MAHSUNİ ŞERİF 30 YIL ÖNCE BU OLAYI GÖRÜP OKUMUŞ Gelme demedim mi Merdo Dönme demedim mi Vururlar seni Merdo Merdo Söylemedim mi söylemedim mi BİR ALEVİ ANNESİDE OĞLUNA BU SÖZLERİ SÖYLÜYORSA ÇOK ÇOOOK DÜŞÜNÜLMESİ LAZIM. SAYIN SULTAN KILIÇ A DA TEŞEKKÜR EDER YÜREGİNE VE KALEMİNE SAĞLIK DİYOR BAŞARILAR DİLİYORUM.

Misafir Avatar
Ali Rıza UĞURLU (Malatya) 8 yıl önce

ÇAĞDAŞLAŞMAYI ARKADAN HANÇERLEMEYE YELTENMESİNLER// Bir seçimle devletin tepesine oturup herkes ya ben gibi, ‘’ya da yok sayarım’’ sözlerini yemezler efendi.. Gibi lik, ‘’bilimden giden bir yolda ancak sergilenebilir... Arap kökenli feodal ve şartlı gururlanmanın ötesinde, ‘’dil, din, ırk, cinsiyet gibi farklılıkları birbirinden koparıp ve emek gasp etme yoluyla palazlananlar, demokrasiyi hep araç olarak kullanmaya kalkışmışlardır.. Demokraside sandıktan güçlü olarak çıkmakta ‘’ad ve asli görev’’ adaleti tevzi ve tecelli ettirmek olmalıdır.. Ancak: Sistem dürüst ellerde çağdaş yönlendirilemediği sürece ‘’ne kadar adından söz edilip övgü yağdırılsa yağdırılsın, hukuku da ne derse dersin, göz neyi gördüyse vaziyet odur. Seçimle de olsa imkanlar yakalanıp ve de keyfe göre kullanıldığında, ‘’iş mülke sahip adalet diyen halklara düşecektir.. Eğitimli bir toplumun kendi kendini yönetebileceği sistemi ‘çağdaşça oluşturup, hukuku da yapılıp, takip edilmesi ile, sıkıntılar askeriye çekilebilir diye düşünüyoruz.. Madem öyle; ülkenin hukuku işleyen bir sosyal yapıya öncelikle gerek var demektir.. Ya da: Bulunduğumuz şu ortamda ‘’kendisini seçip seviyorum diyen halktan birisine, hadi bir takla at da göreyim sevdiğini, deyip oynatma olayı da, çarpıtılmış bir hayal demokraside ancak görülebilir.. Ahlaki değerleri toplumsal yaşamda ölçü olarak almayan bir devlet düzeni içinde, halkla alay da edilir, onlara taklada attırılır işte.. Zaten, emperyalist işbirlikçilik, iyiden iyiye irdelensin ve her şeyin çul çaputa çevrilmiş hali ‘’aynada görüldüğü gibi görülecektir… Evet aynen de öyle. Emperyalist sömürü düzeninin ipini koluna ve beline dolamış, ona yardımcı uşaklık görevini üstlenen, ‘’yerli kapitalistlerin asıl görevlerinden birsi de, insanlara ‘’takla at’’ dedirtebilen sınıflı toplum yaratmak ve onu amaç ve keyfe göre kullanmaktır.. Kaynaşmış ‘’birlikte yaşamaya alışkın halklar arasında ‘’dil din köken gibi’’ ‘’sudan sebeplerle’’ sokulmakta amaç, emeği de bölüp taban edip sömürmek olsa gerek… Hiç kimse; ‘’soysal eşitlikçi hukuku olan bir yapının önünü kesmek için, çağdaşlaşmayı arkadan hançerlemeye ‘’hiç mi hiç kimseler yeltenmesinler … Bu memlekette Aleviler, Kürtler ve başkaları da vardır ve oldukları gibi de kalıcılardır. Biri birlerine her yanlarıyla alışkın halkların, huzuru iyi bir çağdaş yönetimle mümkündür ve zor da olmasa gerek efendiler. Saygılarımla.

Misafir Avatar
Ahmet KAYA 8 yıl önce

Abbas kivreme allahtan rahmet, Anoğ kivreme, Ali kivreme ve sevenlerine başsağlığı dilerim. Ahmet KAYA

banner45

banner39

banner44

banner56