Ziyaretçi Defteri

Ad Soyad

E-Mail

Şehir

Yorum

Misafir Avatar
Ahmet KAYA 8 yıl önce

Abbas kivreme allahtan rahmet, Anoğ kivreme, Ali kivreme ve sevenlerine başsağlığı dilerim. Ahmet KAYA

Misafir Avatar
GÜNAY 8 yıl önce

KIZIM LİDA VE DAMADIM BÜLENTE BU ZORLU YOLDA BAŞARILAR DİLİYORUM ALLAH YARDIMCINIZ OLSUN DESTEK VEREN HERKESE TEKER TEKER TEŞEKKÜR EDİYORUM BAŞTA ERSOY EREN VE SPONSORLARI SELLBER PAZARLAMA BERAT YILMAZ VE LEVENT ÜLÜÇ.FARUKBEY İNŞAAT İSA KAYAOĞLU.CİHANBEY İNŞAAT NEVZAT ÇÖRDÜK VE BİZE KAPILARINI AÇAN TALİHA TAŞ'A SONSUZ TEŞEKKÜRLER.

Misafir Avatar
Ali Rıza UĞURLU (Malatya) 8 yıl önce

BİZİM ELLER Bİ GÜZEL Gine bahar geldi, güldü gül yüzler Gelin görün, bizim eller bi güzel Toprağın iştahı, güneşin rengi Al beyaz göründü, dallar bi güzel Yeşille örtündü, yamalar düzler Toprak bahar koktu, dalda çiçekler Kara kış göç etti, yüzünü gizler Yaşlısı başlısı, sağlar bi güzel Döküldü cemleler, hafta sayıldı Kuzular meledi, sürü sağıldı Yayıklar asıldı, ayran yayıldı Yazılar yaylalar, bağlar bi güzel Hele şimdi bahar, yaz da gelecek Dallar çiçek döküp, meyve verecek Herkes su yerine, ayran içecek İkrarlı ikramlı, huylar bi güzel Selam olsun, onca gurbetçimize Biz gönül etmedik, tuzlu denize Bizi üzen tek şey, hasretiz size Töre adet düğün, toylar bi güzel Rahmeti bol olsun, aşımız yeter Kanaat ganiyiz, bacamız tüter Yeter ki yaradan, vermesin keder Çalarız okuruz, sazlar bi güzel Ali Rıza’m der ki, kırk altı köyle Güzeller güzeli, yöremiz böyle Günü gün ederiz, seve sevile Bekleriz dost gele, yollar bi güzel Saygılarımla.

Misafir Avatar
Ali Rıza UĞURLU (Malatya) 8 yıl önce

İLKELLİK GELECEĞİ KARANLIKLARA GÖMEBİLİR // Adamın biri kırk yıl sora düşmandan intikamını almış, çabuk aldım demiş. 4-4-4 le eğitim sisteminde yaptıkları köklü değişikliklerle,‘’hamd ederek’’ dualarla yatıp ve kalkmış olmalılar. Çünkü S.Başbakan ‘’bu akşam yatarken hamd edersiniz’’ demişti vekillerine.. Mecliste muhalefet ve toplumun tüm kesimlerini saf dışı tutarak, elde ettikleri meclis çoğunluğu ile 4.4.4 ü başarı ve ‘’rövanş’’ olarak tek başlarına ‘’ hızlı bir şekilde yasalaştırdılar.. Helal olsun, bizler nelerin peşindeyken, bunlar ‘’nerden nereye… 8 yıllık kesintisiz eğitim nelere mal olmuş anlattıklarına göre.. Bu çalkantılar esnasında 4-4-4 le birlikte hazırlanan zamlar arka arkaya halka dayatıldı.. Şimdiyse S. Başbakan her konuşmasının büyük bir bölümünü ‘’4-4-4 e ayırmadan edemiyor... Bu gidişatın adına çoğulculuk demek için doğrudan iyi bir AKP li olmak gerekmez mi dersiniz? İnanmak ve ibadet ferdi bir meseledir beyler. Burada devlet yönetenlerin yanlı politikaları, yan yana yaşamak ve ‘’yaşıyor olan’’ farklılıklar arasında ‘’zıtlaşma ve sürtüşmelere zemin oluşturur kaygılarını taşımakta.. Şöyle ki, dindar yetiştireceğiz ve %15 alevimi yönetsin ülkeyi deyip ‘’S.Esad’’ın üstüne üstüne gitmenin ötesinde, S. Başbakan ve Diş işler bakanının bu çıkışları, ülkenin 1, sınıf vatandaşı olan Alevi’leri her zaman olduğu gibi ‘’ötekiler olarak görmelerini anlamaya yetiyor olsa gerek.. Atılan ayırımcı lafların şuur altı beslenmişlere yem olduğu zaten ‘’Adıyaman, İzmir, Erzincan ve daha başka yörelerimizde görüldü bile..‘’Alevilerin evleri işaretlendi mi..? Diğer bir konu: 4-4-4 lerin Akabinde; 32 yıl hiç de umursanmayan ’’12 Eylül 80 darbecileri sorguya çağrılıyor… Darbeci faşistlerden hayatta olan 90 lık kişilere bunca yıl sora ‘’hadi gel hesap verin’’ çağrısı yapılabildiği kadar yapılsın, gelmediler işte.. Soruyoruz; onca zamandır faşist cuntacıların bunca edip ettirdikleri, niçin ve neden sorulmadıysa? Davaya müdahil onca yüreği yananlardan bunu diyecek birileri çıkacaktır elbette.. Türkiye de 12 Eylül faşist darbeden ‘’içi ve canı yanmayan, tek darbeciler ve onların taraftarları kalmıştı.. Cuntanın başı ‘’Kenan EVREN, ‘’bugün olsa o günkü yaptıklarımı yine de yaparım diyebiliyor.. Anlaşılan, ‘’kamu vicdanını rahatlatacak hukuksal bir ceza’’ cuntacı ve taraftarlarının aklının ucundan bile geçmiyor… Ancak; konuya yargının önü açılmışken, günümüzde ve gelecekteki insani dava ve davranışlara ölçü olma açısından, sanıklara ayrılan sandalyeler dahi boş da olsa’’ herkesin anlayacağı bir dille, iddianameler okunmalı ve 12 Eylül sorgulanıp yargılanmalıdır, diyoruz. Saygılarımla.

Misafir Avatar
Ali Rıza UĞURLU (Malatya) 8 yıl önce

TÖVBELİYİZ BİZ Ne sandı ki acap, gafiller bizi Onca meleklerin, secdesiyiz biz Taş üstünde taş yok idi, bu Arz´da Su üstü dünya´nın, ustasıyız biz Hayal eylemeyiz, seksen peri´yi Gönül sevmez öyle, sapık ölü yi Takmayız cin şeytan, ölçtük küre yi Sanmasınlar ahmak, serseriyiz biz Eğer gittik ise, geri geliriz Ölü nedir, diri nedir biliriz Toprak mı bu beden, al sana deriz O yolların gidip, geleniyiz biz Semahımız döner, arşı ala ya Elimiz aynadır, ulu Mevla'ya İkrarımız sözdür, durduk dua ya Doğarken harama, tövbeliyiz biz Ali Rıza´m sevdik, biz o gamsızı Olup bitenlerden, hep kayıtsızı Anasız babasız, o avratsızı Koyduk gönlümüze, sözcüsüyüz biz Saygılarımla.

Misafir Avatar
Ali Rıza UĞURLU (Malatya) 8 yıl önce

DEMOKRASİ BİR UZLAŞMA REJİMİ MİDİR? Siyasi partiler demokrasinin olmasa olmazlarındandır denir ve de bilinir. Doğrudur çoğulcu demokrasilerde aynen de öyledir.. Siyasi bir parti belli bir çoğunluğun oylarıyla ülke yönetimine getirilir. Getirilmeye getirilir de, yaşamı konu alan her konuda seçmen hukuku yetersizliklerin tamamlanması görevini de birlikte o iktidara yükler ve gerektiğinde de, sokağa çıkıp uyarılarda bulunmakla da mükelleftir. Demokrasilerde bunun burası da bir ‘’hukuku hak ve olmazsa da olmazlardandır.. Eğer bir ülkede demokrasi var deniliyorsa ‘’hiç kimse kıvırtmasın, bu aynen böyledir… Bunun burasını anlamak zor olmasa gerek. Seçilmişlerin dillerine ulamış oldukları bir söz var ‘’bizleri halk seçti’’ deyip işlerine geldiği gibi düpe düz giderler. Güç ve yetki aldıkları ‘’huzur ve istikrar sözü verdikleri halk’’ akıllarının ucundan bile geçmez.. Demokrasi ‘’Halkların kendi kendini yönetme biçimidir’’ bu tarif kağıt üzerinde tozlandıkça da kat kat tozlandırılır.. Meclis çalışmalarına bakıldığında kendileri için çıkarılacak bir yasa konu olduğunda ‘’kabul edenler’’ dendiği anda parmaklar kalkar, indirmen dense kollar kopsa dahi, öbür ellerini dirsekten destek ederek, sabahlara kadar da indirmezler.. Peki ya işsizler, asgari ücretle çalışanlar, emekliler, köylüler memurlar, geçim sıkıntılarını dile getirmek için ya da, demokratik çağdaş olmayan yönlenmeyi kınamak içi sokağa çıktıklarında alabildiğine dayak yerler.. Görsel medyanın herkese servis ettiği gibi.. Gidişatın aynen böyle olduğu artık herkes tarafından da anlaşılmış olsa gerek… Partiler kurulduğunda öylesi bir kulağa hoş gelecek isimlerle isimlendirip halkın önüne getirilir ki. Demek o da halkı kandırmak için oluyor anlaşılan.. Demokrasi bir uzlaşma rejimidir, bunun bilincinde olan herkes bunu söyler. Söylerler de, ancak uzlaşmanın adı ve açık adresi neresi, halka anlaşılacağı şekilde anlatılmaz.. Ve de, iktidarın her konuda olduğu gibi, tavrına bakıldığında demokrasi bir uzlaşmama rejimi oldu gibi… Sistem dönen bir yuvarlaktan insanların uzaya uçuştuğu bir gelecekten yana değil de, yer yüzünde tabulaşmış beyinlerin taban edildiği ‘’karanlık dar sokaklar mı olmalıdır? Durmadan değişen dünya da, geliştirilen tekniğin insanı eğittiği hele de şu çağda, geriye dönüşümlerin cezası gelecek kuşağa ağırdan kesilecek demektir.. Demokrasilerden söz ediliyor ya, Demokrasilerde bu günün insan beyninin şuur altı beslenmesi ile insana yazık ve en büyük haksızlık olacağı, herkesin de malumu olsa gerek efendiler... Şunun şurasını da demeden geçmek istemiyorum.. ‘’Emeğin yüce bir değer olduğu kabul görmüyorsa, o sistemde demokrasinin (D) sinden bile söz edilmesi tek kelimeyle kandırmaca olur diye düşünüyoruz. Saygılarımla.

Misafir Avatar
Ali Rıza UĞURLU (Malatya) 8 yıl önce

Güzel Arguvanımızın değerli ve sevgili ozanı '' Ekberi GÜLBAŞ '' hemşerimizi 50, sanat yılında yürekten kutluyor ve daha nice güzel eserleri ve üretkenliğiyle sağlıklı uzun ömürler diliyorum. Ayrıca gecesini onurlandıran sanatcı dostlarımıza ve katkı sunan herkeside yürekten kutluyor şükranlarımı sunuyorum. -Ali Rıza UĞURLU-

Misafir Avatar
M.MUSTAFA SAYIN (mlt) 8 yıl önce

SAYIN YETKİLİ ARKADAŞLARIM.nARGUVAN TÜRKÜ FESTİİVALİNİN BU YIL SANIRIM 10. UNCUSU İCRA EDİLECEKTİR.BAŞTA MADEM EMEK VERİYONUZ HAYIRLI VE UĞURLU OLSUN.DİĞER TARAFTAN BAZI FARKLI ARKADAŞLARIMLA KONUŞURKEN DİLE GELDİĞİNDE ARGUVANDA TÜRKÜ FESTİVALİ DEGİL İÇKİ FESTİVALİ YAPILIYORMUŞ GİBİ OLUYO DİYOLAR. İSTER İSTEMEZ BEN BİR ARGUVANLI OLARAK BU KELİMELERDEN UTANIYOM.AYRICA BENDE AYNI ELEŞTİRİYİYİ YAPIORUM.ARGUVANDA YAPILAN TÜRKÜ FESTİVALİNDE KAZANAN ARGUVAN DEGİL TİCARETHANELER VE ESNAFLAR KAZANMAKTADIRLAR. İSTEMEZLERİ DEGİLİM. TEK AMACIM İLÇEMİZ ARGUVANIN ZATEN KADERİ 1954 DEN BERİ BOZUK BUNDAN BÖYLE BARİ İSMİNİ GÜZEL ARGUVANIM SÖZLERİYLE ANALIM DİYE DÜŞÜNÜYORUM. BİR TAKIM KENDİNİ BİLMEZLERE FIRSAT VERMEYELİM. BU VESİLE İLE SAYGILAR SUNAR BAŞARILARINIZIN DEVAMINI DİLERİM

Misafir Avatar
Ali Rıza UĞURLU (Malatya) 8 yıl önce

SULTAN NEVRUZ Ve RENKLERİ Nevruz kelime anlamıyla ‘Yeni Gün’ demektir. Kelime dil açısından İran kökenlidir ve uygulama açısından ise, yeryüzünün bilinen en eski törelerinden biridir. Bu yüzden hemen her ilksel kültürde günümüzde de özel gün olarak uygulaması mevcuttur. Dünyanın dört bir yanındaki halklara göre, -Dünyanın yaratıldığı gün -Adem Peygamber’in (İlk insanın yaratıldığı gün) -Nuh Peygamber’in yere ayak bastığı gün -Musa Peygamberin Kızıl denizi geçtiği gün -Yusuf peygamberin kuyudan çıkarıldığı gün -Kimi topluluklar ise gece ile gündüzün bir olduğu bu günü bir bahar müjdecisi sayarlar. Dünyadaki çeşitli Türk topluluklarında, “Newroz“, “Noruz“ “Navruz“ “Çağan“ “Mart Dokuzu“ “Sultan Nevruz“ “ Mart Bozumu“ diye anılır. İlk çağlardan günümüze gelen “Nevruz“ Azerbaycan, İran, Kazakistan, Afganistan gibi ülkelerde resmi tatil ilan edilen bir ulusal bayram olarak kutlanır. Kürtlerin, Farsların, Türkmenlerin Özbekler ve daha pek çok halkın kültüründe de yer etmektedir. İlkbaharın başlangıcı sayılan ve eski dönemlerden bu yana tüm halklar için ayrı bir yeri olan„“21 Mart“ın kültürel açıdan önemi? Kürt halkı, Demirci Kawa öncülüğünde kendilerine zulüm eden ‘Kral Deha’yı’ devirdikleri günü anar ve zafer günü olarak kutlarlar. Aleviler, Haz. Ali’nin doğduğu - Haz.Fatime ile evlendiği- Haz,Peygamber tarafından Haz, Ali’nin ‘‘KADRİ HUN’’ da halife tayin edildiği gün olarak kutlar ve bayram ederler. Nevruz, günümüzdeki anlamları bir yana, köken olarak bir yeni yıl bayramıdır. Belli bir bölgedeki halkların kökleri çok eski kültürlere kadar dayanan yeni yılın başlangıcı ve baharı karşılama bayramı. Kaynağı orta doğu halkları, ama bununla sınırlı değil. Nevruzu tanıyan uygulayan kültürlerinde yer veren, halkların coğrafyaya bakınca Balkanlardan Orta Asya ya kadar orta doğu halkları başta olmak üzere geniş bir alana yayılmış olduğu görülür. Günümüzde 21 Mart tarihinin, bir çok eski takvim geleneğinde ilkbahar, yani gece ile gündüzün eşit olduğu, güneşin koç burcuna girişiyle yeni yılın başlangıcı olarak görülür. Nevruz´un ritüellerle olan ilişkilerinden biri “Yeni yıl, yılın başlangıcı“, Diğeri ise, “Bahar ve bereket“ olarak iki önemli kavramı çağrıştırır. İnsan oğlu, bu kavramlara insana zamana ve Evren’e ilişkin bilinmeyenleri inanca ve kutsala dayalı açıklamalarla bilirler. Verimlilik, daha çok yaz kış, yeni yıl eski yıl, bolluk kıtlık gibi zamanlarda ve geçişlerde gerçekleşmesi giderek takvimin evrimi içinde de bir anlam kazanmasına neden olmuştur. İlk baharla simgelenen bu ana etkenin dışında Nevruz u Alevi Ve Bektaşilerce önemli kılan başka etkenlerde vardır. Örneğin; Haz. Ali’nin doğum günü, eski Mart’ın dokuzu olarak kabul edilir. Bu tarih bugün kullandığımız takvim ile 21 Mart’a denk gelmektedir. Bazı yerlerde bu günün kutlanışında aldığı özel isim ‘Sultan Nevruz’ kutlamasıdır. Örneğin, İzmir Bornova da çoğunluk Tahtacı Türkmenlerinden oluşan bazı köyler yaylaya çıkarlar. Halk arasında Mart dokuzundan sonra ‘dağlar mihman alır’, deyişi yaygındır. Kutlamalar bu tip uygulamaları Kırklareli’nden başlayıp doğu Anadolu köylerine dek ülkemizin pek çok yöresinde yaygın olarak görmek mümkündür. SULTAN NEVRUZ Bahar gelir gün ısınır Geldiğinde sultan nevruz Destur alır yer uyanır Geldiğinde sultan Nevruz Yer yüzünün hareketi Alır gelir bereketi Toprak sunar her nimeti Geldiğinde sultan Nevruz Yeni gündür asıl adı Tabiatın gelir tadı Çekilir kışın inadı Geldiğinde Sultan Nevruz Toprak coşar canı gelir Ağaç açar dal yeşerir Dallar döner meyve verir Geldiğinde Sultan Nevruz Balkanlardan Ortaysa ya Sürüler çıkar yaylaya Çift çubuk dalar tarlaya Geldiğinde Sultan Nevruz Kırda açar nergiz sümbül Çiğdem çalık lale al gül Gül´e gelir öter bülbül Geldiğinde Sultan Nevruz Kimi ateş yakar atlar Zalime isyanı aklar Bayram eder coşar halklar Geldiğinde Sultan nevruz Bulut gelir rahmet saçar Seller akar çaylar coşar Ağrı sızı kalmaz geçer Geldiğinde Sultan Nevruz Kimi bilmez kimi bilir Ta Ademden beri gelir Gece gündüz dengin bulur Geldiğinde Sultan Nevruz Merdan Ali doğdu dendi Cem tutuldu lokma yendi Bacı kardeş semah döndü Geldiğinde Sultan Nevruz Ali Rıza’m bahar deriz Rahatlarız seviniriz Seneden bolluk bekleriz Geldiğinde Sultan Nevruz Tüm dünya ‘da Huzur ve selamet günlerine vesile olması dileğimle, barış ve istikrardan yana olan tüm Dünya halklarının ‘’Nevruz Bayramı’’nı Sevgi Saygı ve muhabbetlerimle yürekten kutluyorum. Öyleyken; Bayramlar halkların ‘’barış sevgi ve sevinç günleridir’’ kutlamak için siyasetin o ortamda huzur ve refahı güvenceye alma sorumluluğu asıl görevi olsa gerek, Bu yazım birkaç dost sitede ve dergide yayınlanmıştı, son 19 -20 Mart da yaşanan ve yaşatılan ortam beni üzmüş olacak ki, bir daha yazma gereğini duydum. Saygılarımla. -Ali Rıza UĞURLU-

Misafir Avatar
Ali Rıza UĞURLU (Malatya) 8 yıl önce

BARIŞA SUSAMIŞLIĞIN ASIL NEDENLERİ // Mozaik ve hele de global bir dünyada, sermayenin tek başına söz sahibi olduğu ‘’sınıflı bir sistemde’’ huzur ve refahtan söz etmek kesinlikle kandırmaca olur… Parça buçuk edilmiş, arada sınırların da kıskacında kıstırılmış farklılıkların barış içinde yaşayabilmesine kesinlikle müsaade edilmediğini artık anlamak zor olmasa gerek… Sermayenin kader yazdığı bu sistemin adı, ‘’kapitalizmdir, dersek ‘’ne dinimiz ve nede imanımıza, zerre zarar gelir diye düşünüyorum… Sistemciler daha da palazlanmaları için, farklılıkların arasına kurnazca sokulmanın hesaplarını çok mu çok iyi yaparlar, çünkü şart ve esastır.. Nedir o farklılıklar? ‘’ Din, Dil, Köken,Renkler ve cinsiyet, burasını örneğin emperyalizmin kucağına kendini atmış ülkelerde görmek gayet mümkün.. Onlar kendi ülkelerinde sorunların çözümüyle mücadele etmek yerine, sözünü ettiğimiz emperyalist işbirlikçilerin gözüne girmeyi vazife bilirler… Onca farklılıkların ‘’iç içe yan yana’’ yaşadığı ve çok sınıflı bir düzende meydanlar boş bırakılacak ve o ortamda huzur ve refah arayacaksınız.. Yok öyle bir örneği.. Ülkemiz Türkiye de, akşam sabah meydan ve sokaklar ‘’kavgaların her türlüsüyle‘’ doldurulup donatıldığı şu günlerde, İktidar Suriye de ‘’S. Esad rejimini devirmek için bütün güçleriyle çaba harcamaktalar. Bu komşu ülkeyle arada hiç bir sorun yokken, kendilerinin söz sahibi olduğu Türkiye’’de ‘’25 Milyon alevinin gözlerine içine baka baka, varlığını da bir hiç sayarak, 15 % bir alevi nüfus mu Suriye yi yönetsin, diyebiliyorlar.. Bu çıkışlarla ‘’asırlardır yan yana iç içe yaşamış ve yaşamaya alışkın onca mozaik yandaşların aralarını açmaya kimselerin gücü ve kudreti yetmez ve yetmemelidir diye düşünüyoruz.. Daha yakın bir tarihte, ‘’Barışın Adresi Halkların Kardeşliğidir’’ deyip bir başlık yazısı yayınlamıştım.. Bu adrese asıl hedef olarak yönelemeyen gelmiş geçmiş tüm ‘’devlet ve hükümet politikalarını tarihin derin kara sayfalarında bulmak mümkündür... Bizleri demokratik bir yapıda halk seçti diyebilirler ve söz kulaklara hoş da gelebilir, çünkü o sistem halkların kendi kendini yönetme sistemidir. O nedenle günü geldiğinde seçmen sandığa koşar ve oyunu kullanır.. Uygulamada demokratik ‘’insan hak ve hukukunun özgür ve herkes için eşit koşullarda yazılıp uygulanması da, işin anlamı ve esası olarak bilinmektedir.. Yada, 1933 lerde milyonların katili ‘’Alman Adolf Hitler de’’ adı geçen demokratik seçimle başa getirilmişti… Sözün kısası, bir ülkede barışa susamışlığın asıl nedeni ve sebebi, o ülkede yetki verilmiş iktidarların ta kendisidir, diye düşünüyoruz. Saygılarımla.

Misafir Avatar
Ali Rıza UĞURLU (Malatya) 8 yıl önce

37 Cana kıyan katillerin sorgulanması zaman aşımına uğrayacakmış, (Elin kolun kırdılar mı hey adalet?) CANİ İNSAN OLUR MU İki Temmuz kararmıştı, o güzel gün ayıptan Siz söyleyin, can yakınca cani insan olur mu Ne geçmişti elinize, deyin kavmi zalimler Siz söyleyin, can yakınca cani insan olur mu Bezir´lere Muhlis cana, ateş atan yobazlar Kılı kırpık çehre çarpık, içi mikrop zorbalar İlkel kafa sapık sersem, kanlı katil yobazlar Siz söyleyin, can yakınca cani insan olur mu Behçet Aysan düşünürdü, şair idi habip di Behçet Aysan barışçıydı, sözü doğru hatip di Behçet Aysan Humanistti, can tazeler tabip di Siz söyleyin, can yakınca cani insan olur mu Yasemin-ler gül açmıştı, yeşil idi yapraklar Nurcan Yeşim, Handan Belgiz, kefen oldu duvaklar Muhibe Edibe, Seher´i aldı kara topraklar Siz söyleyin, can yakınca cani insan olur mu Otuzyedi gülü, dalda koza idi yoldunuz Çağdaşlığa laikliğe, benzin döküp yaktınız Atamızın anıtını, kazma balyoz yıktınız Siz söyleyin, can yakınca cani insan olur mu İnci yakışmıştı, Özlem Menekşe´ye Nurcan´a Huriye Asüman Gülsüm, birer güldü yan yana Serpil Garin Gülende´yi, lanet olsun yakana Siz söyleyin, can yakınca cani insan olur mu Murat Metin Uğur Asaf, sevenleri gülmez ki Hasret çetin Erdal Serkan, o ışıklar sönmez ki Çiçek Koray Sait Ahmet, asla bunlar ölmez ki Siz söyleyin, can yakınca cani insan olur mu Çankaya´da zaman çalıp, kaş göz işi görenler Tarihlere o günlerle, yüzü kara girenler Nesimi´yi türküsüyle, cürasiyle yakanlar Siz söyleyin, can yakınca cani insan olur mu Ali Rıza´m, hiç bir kurum el atıp el vermedi Bu yıldızlar devlet dedi, ama kimse gelmedi Kör cahiller biliniz ki, o ışıklar sönmedi Siz söyleyin, can yakınca cani insan olur mu Ali Rıza UĞURLU

Misafir Avatar
Ali Rıza UĞURLU (Malatya) 8 yıl önce

8 Mart, ‘Dünya Emekçi Kadınlar Günü 19 y.yılın işçi kadın mücadelesinin sınıf perspektifinden bakmaya başladığı bir dönem olması nedeniyle de ayrı bir önem taşımaktadır. Dokuma işçisi kadınların grevleri salt bir eşitlik talebinden çok öte anlamlar içeriyor. 8.Mart kadın erkek tüm ezilenlerin cinsel ve sınıfsal her türlü ayırımcılığı besleyen ve ancak bu koşulda varlığını sürdürmeyi başarabilen ayırımcı sistemlere başkaldırı günüdür. Son y.yılın başında kadın işçileri için yaşam sert ve acımasızdı. Mart 1857 de Nevyork’ta 40 bin tekstil işçisi kadın insanca çalışma koşullarına sahip olmak için direnişe geçtiler. İşveren sendikanın ve diğer işçilerin greve giden kadın tekstil işçileriyle dayanışmasını önlemek için kapılarına kilit vurur. Fabrikada çıkan yangında kapılar kilitli olduğu için sadece birkaç kadın işçi kurtulabildi. Greve gitme kararı alan 129 kadın işçi yanarak can veriyor. Aynı yıl içerisinde tekstilde ve tütünde çalışan kadın işçilerin mücadelesi yükseliyor. 1886. Amerika sokaklarında bu kez ‘Eşit İşe Eşit Ücret’ talebi ile sesler yükseliyor. Aralıksız sürdürülen kadın eylemleri sonunda tutuklama ve işten çıkarılmalarla direnişlerin önünü alamayan patronlar Kuzey Amerika’da 1919 yılında ilk defa ulusal düzeyde kadınlara bir mücadele günü seçmeye karar veriyor. 129 kadın işçisinin anısına bir günün ‘Çalışan Kadınlar Günü’ olarak kutlanmasına karar verildi. Bu günün kazanılmasında en büyük taraftar olan, çaba harcayan alman kadın ‘Clara Zetgkin di’ -8 saatlik işgünü -Eşit işe eşit ücret -Hamile kadınlara izin hakkı gibi taleplerinin yanında iş yasaları karşısında eşitlik talep edildi. 1910 Kopenhak’ta 17 ülkeden gelen yüz delegeyle oluşan kadınlar konferansında Alman Kadın ‘Clara Zetkin’ senede bir günün emekçi kadınların mücadele günü olarak kutlanmasını önerdi ve kabul edildi. İlk olarak emekçi kadınlar günü 19 Mart 1911 de Danimarka, Almanya’, Avusturya, İsviçre ve ABD de kutlandı. 1921 kadın konferansında uluslar arası emekçi kadınlar gününün her yılın ‘8 Mart da kutlanması kararlaştırıldı. Bu tarihe kadar emekçi kadınlar günü ‘Şubat ayı ile Nisan ayı arasında değişik tarihlerde kutlandı. 8.Mart bu tarihin seçilmesinde kadınların tarihsel mücadelesinin yanı sıra 1848 -18 Mart’ta Berlin işçi hareketinde can veren işçilerin anısını canlı tutmak ‘Paris Komünü’ ve Petersburg tekstil işçilerinin büyük grevinin Mart ayında yapılmış olması da, bu tarihin seçilmesinde rol oynadı. Alman kadın haklar hareketinin tarihçesi de 1848 lerden başlar. BMÖ, 16 Aralık 1977 8. Mart’ı ‘Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ ilan eder. Türkiye kadınlara karşı her türlü ayrımcılığın önlenmesini konu alan ‘Uluslar arası sözleşmeyi’ 1985’te imzaladı. Uluslararası bu sözleşme kısacası eşitlik sağlayan bir yasadır,takip edilip uyulanması gerekir… KADINDIR O Kadındır işte o Kardeş diye çağrıldığında bir adı da bacıdır Anadolu’da Gül gibi açılırdı yuvada çocukluğunda kız diye de seslerlerdi bazen ona Severek büyütülür, hatta sakınırlardı da onu aynen iki gözleri gibi Allı duvaklı gelin olur, kadındır işte o Eğitilir büyütülür yönetici de olur Yani o bir doğa güzelidir, bir duygudur bir algıdır, İyi gününde kötü gününde, her yerde her zaman, gülerken güler, ağlarken de ağlar erkeğiyle İçlidir de doğal olarak Sistemin kirli yüzünü hiç mi hiç sevmez Niçin sevsin ki, haklıdır, horlanmış hırpalanmıştır, hep öylesine işte Öyleyse 8. martları niçin yaratmasın, hem de yaşatmasın Sistemin kirli yüzünü yazacak diye, öldürülen gazeteciyi de o doğurmadı mı İşte kadındır o. Aynen Metin Gök tepenin Annesi gibi O yolda şehit edilen oğlunun cesedi önce onun önüne kondu Anadır işte o Öyle bir yürektir ki ondaki, yakıldığı kadar sağlam ve dayanıklıdır da, kadın derler ona, evet kadındır işte o Tarlada, sofrada, makinede, her zaman her yerde, onsuz ne olabilir ki Saygının kaynağı, sevginin pınarıdır da Güvenilen odur, güvenen de ta kendisidir Bayram da seyran da, düğün de, çiçekler gibi süsler etrafını Bu kadarı mı Eylemde de o vardır, ta önlerde yürüdü hep, 8 Mart Dünya Kadınlar Gününün altına imzasını koyduğu gibi Yiğittir, eylemcidir üreticidir de, Evet, o bir insandır işte... -Ali RIZA UĞURLU-

Misafir Avatar
Ali Rıza UĞURLU (Malatya ) 8 yıl önce

BU GİDİŞATA GİDİŞAT DENEBİLİR Mİ? Yanılmıyorsam 29 OCAK gecenin sessizliğinden yararlanan ‘’kaç kişi ve arkalarında kimler gizlendi ise, ’’Adıyaman ilimizin bir Alevi Mahallesinde evler işaretleniyor… Devlet destekli bu tip gerici eylemlerin arkada bıraktığı acılar unutulmuş olmalı ki, S. Bakana göre ‘’adam aman çocuk işidir, büyütmeyelim, demekle yetindiler… Ta başından beri, Alevileri yok etmek isteyen, ‘’Emevilerden, Muaviye ve Oğlu Yezit tarafından, Hz. Muhammet ve Hz. Ali soyu ve taraftarlarına düşmanlık, ‘’Abbasiler, Selçuklular, Osmanlılar ve Cumhuriyetle de devam ettiği inkar edilemez, çünkü tarih var… Cumhuriyetin ilanı ‘’Alevi ve Bektaşiler açısından sevindirici de olsa, her dönemde olduğu gibi, ‘’cumhuriyet döneminde de, Aleviler hep ötekileştirilmiştir… Öyleyken, AKP. Hz Muhammet soyunun asıl düşmanlarından ‘’Mervan’’ ismiyle büyüyen birisini vekil seçtirip meclise bile getirmişlerdi. Zalim Muaviye’’nin meclisinde de ehlibeyt düşmanı bir Mervan vardı… Bu Mervan o Mervan kesinlikle demek istemiyorum. Ancak; Alevi ve Bektaşiler çocuklarına ‘’Mervam, Muaviye ve Yezit ismini kesinlikle koymazlar… Koyanların yıldızı bugünkü siyasetle daha da parlayabilir, çünkü geleceğe ‘’dindar yetiştireceğiz,’’ demişti ya S. Başbakan… Dindarlık yezitlik olmasa bile, ‘’Alevi ve Bektaşiliğe’’ en az kendileri kadar mesafede olacaklar. İşte örneği; Sivas katilleri halkın arasında dolaşıyor ve en önemli yerlerde, ödüllendirdikleri de oldu… O dava 19 yıldır bitirilmedi, zaman aşımına uğramasına da, ‘’bitti bitecek kadar az bir süre kaldı… Gündemi kasıp kavuran diğer bir konu, eğitim yasasında 4.4.4.4 le değiştirilmek istenen yasa, ‘’Hz. Muhammed’in ‘’Ben ilmin şehriyim, Ali de kapısıdır’’ hadisiyle barışık olacak mıdır? S. Başbakan ‘’bizde ötekileştirme gibi bir ayrımcılık olamaz dediler.’’ Peki yok mudur? Madem öyle bugünden itibaren, mühür ellerinde, nasıl olsa caydırıcı güçleri de var, eğer sözünüzde samimi iseniz, bu ülke barış ve huzur ülkesi olmaya ‘’alabildiğine susamış durumdadır.. İnançta, dilde özgürce iç içe kardeşçe yaşamak için, her ne gibi bir mesafe varsa, kapatın arayı… Diğer bir soruda var ki akıllardan pekte uzak sayılmaz… Ülkede ‘’Ergenekon ve balyozculara kızdıkları kadar, Suriye deki isyancılara değil de, tam tersi, Sayın Esad’a ver gitsin etmekteler.. S. Dış İşler Bakanı, dünyayla bağlarını koparmış ‘’S. Esad a vurun çığırtkanlığı yapmakla meşgul.. ‘’%15 lik bir alevi nüfus yönetiyor Suriye’’yi’’ demekle kendi ülkesinde var olan ‘’ötekileştirmeyi daha da derinleştirmeye çağrı yapmış olmuyor mu? Bu gidişatın ülkeyi iyi bir geleceğe taşıyacağına inanıp ihtimal vermek oldukça zor diyoruz efendiler. Saygılarımla.

Misafir Avatar
Ali Rıza UĞURLU (Malatya) 8 yıl önce

HAYLAZ UTANSIN Milliyetim insan, evim dünyadır Kabında kasılmış, bağnaz utansın Canım cana odak, sermayem sevgi Ayıp ar tanımaz, gammaz utansın Dünyayı daraltıp, benim diyenden Emeği sömürüp, servet sevenden Sıkıştıkça lafta, din ırk diyenden İçi dışı farklı, haylaz utansın Demogoji yapıp çığırtkanlığa Kin kibir kan kavga, alışkanlığa Kul hakkı yiyip de, savurganlığa Harama kar diyen, doymaz utansın Dünyayı kendine, pazar bilenler Soyup palazlanıp, benim diyenler Siyasette tek ses, emir verenler Kaburgası kalın, yobaz utansın Ali Rıza’’m inan, derler bu deli Dediğinden şaşmaz, bildik bileli Ne öğrendi hani, dedi diyeli Benden söylemekti, almaz utansın Saygılarımla.

Misafir Avatar
Süleyman ÖZEROL (Ankara) 8 yıl önce

"Dünya Üzerinde Yaşayan Ballıkayalılar" çizelgemi yayınladığımda bazı eksiklerimi görmüş ve birielrinden yardımcı olmalarını istemiştim. İki yer değişikliği ve bir tekrar yazım bildirildi ve ekledim. dolayısıyla 441 hane köylümüzü lsteledim. Yazıbaşı (Narmikan) derneği de böylesi bir çalışma yapmış. Aslında olanak olsa da telefon zinciri oluşturulsa (Hepsinin telefon numarası), herkes birbirine ulaşmada kolaylık sağlasa daha iyi olur... Saygılarımla...

Misafir Avatar
ALİ DOĞAN 8 yıl önce

BİZİM ARGUVAN SİTELERİNE AİT GÖRÜŞ DÜŞÜNCE VE YORUMLARLA İLGİLİ KİMSEYE ZARARI VE FAYDASI OLMAYAN GÖRÜŞLER VE BAŞ SAGLIĞINDAN BAŞKA BİR ŞEY BULUNMUYOR . ALEVİ BİR KÖYE CAMİİ YAPILMIŞ DEDE TORUNUN NUN ELİNDEN TUTMUŞ GEZERKEN CAMİDEN EZAN OKUNMAYA BAŞLAMIŞ DEDE KIZMAYA BAŞLAMIŞ NEDİR BU GÜRÜLTÜ NEDİR BU BAĞIRMALAR NEREDEN YAPTILAR BU CAMİYİ DİYE KIZIP ÖFKELERİNKEN TORUN DEDEYE DEDE NİYE KIZIYORSUN DİYE SORMUŞ DEDE NE YAPAYIM OGLUM KIZMAYAMDA NE DEYEM, TORUN DEDE BU BAGIRMA NIN MALA DAVARA ZARARARI VAR MI ? YOK YAVRUM DEMİŞ TORUN DEDE O ZAMAN NİYE GIZIYSIN ELLEME BAGIRIP DURSUN DEMİŞ. ALİ DOĞAN -ANKARA

Misafir Avatar
Muharrem Özdemir (istanbul) 8 yıl önce

Eymirli olup Antalyada yaşamakta olanve Anadolu Hacıbektaşkültür vakfı Antalya şube başkanı sayın Müslüm Turgutn rahatsız oldugunu duydum acil şifalar diler bir an önce saglıgına kavuşmasnı tanrıdan dilerim.

Misafir Avatar
Ali Rıza UĞURLU (Malatya) 8 yıl önce

FAŞİZMİN SIRSIKLAM ÇIĞIRTKANLILIĞI Erzurum Yakutiye Emniyet Müdürlüğü tarafından düzenlenen huzur toplantısına katılan ‘’Dumlupınar İlköğretim Okulu Müdürü Mustafa Aydın’’ın vicdanları şişiren çığırtkanlığı.. Suçluların gen haritası çıkarılsın, çocuk doğduktan sonra analizi yapılsın, Vatana Millete Ülkeye zararlı ise yürümeden yok edilsin… 19.02. 2012 de yapılan bu korkunç açıklama, ülke genelinde tümden yürekleri burktu ve sıkmış olmalı... Bu sözler Türkiye’nin geleceğini belirlemek gibi önemli, ‘’hem de çok önemli’’ bir yerde, 30 yılı aşkın bir süre görev verilmiş bir okul müdürüne ait.. -Eyvah mı eyvah. Güzel dünyamızın gelecek kuşağı bu tip faşist beyinler elinde eğitilip topluma katılacak olursa, gelecekte oturup dizleri dövmek yerine, daha da fazla geç kalmadan eller çeneye deyip topluca düşünmek gerektir… Bu tehlikeli laflar arkasından müdürün açığa alınması, yerinde bir karar. O nedenle, Sayın Bakan’a teşekkür ederiz… Ancak; gelişmiş ve daha da gelişmek için çaba harcanan 7 Milyar insanın dünyasında, bu tip karanlık beyinlerin arındırılması için çabalar ihmal edilmiş olmalı ki, halen bu tip düşünenler çok önemli yerlerde bile iş başındalar.. Kim bilir, bu müdür bu tip ‘’tüvler ürpertici’’ fikirlerini ne kadar ve nerelerde alabildiğine savunmuş olacak ki, öylesi bir toplantıda hiç de çekinmeden, TV karşısında zehrini attı.. İtalyan Musolini ve F.Almanya da Adolf Hitler’’ le yaşanan ‘’faşizm’’ tarihte kara lekeler olarak günübirlik, tv kanallarında lanetlenerek bölümler halinde tüm dünya halklarına izletip anlatılmaktadır.. Öyleyken, o dönemin faşizmini çok iyi bilen Türkiye insanı ve tarihçileri huzurunda bir eğitim görevlisi, ‘’yeni doğan bir bebeğin katledilmesinin gereğinden söz edebiliyor.. Müd. Mustafa Aydın’ı o korkunç açıklamaları karşısında, ya gülüşerek alkışlanması ne değer? On binlerce canın sakat kalmasına, maddi yıkıma ve 60 Bin insanı katleden faşist Nazi düşünce adamı, ‘’Mustafa Müdür’’gibilerin alkışlanması, bizce bir o kadar da yakışıksızdı.. Elbette ki, bu ırkçı faşist ideoloji hakkında ne desek eksik kalır. Çünkü geçmişe bakıldığında, ‘’ Kökten dinci ve ırkçı faşist ideolojiler, tarih boyu toplu savaş ve katliamlara hep malzeme olarak kullanılmıştır.. Öyleyse ‘’önce insan’’sözlerimin altını kalınca bir daha çizip sözü bağlamak istiyorum. Saygılarımla.

Misafir Avatar
Muharrem Özdemir (İstanbul) 8 yıl önce

Tamam yılmaza allah rahmet etsin mekanı cennet olsun. Der yılmaz ailesine baş saglıgı dilerim Mekanı cennet olsun.

Misafir Avatar
Banazlı 85 (Trabzon) 8 yıl önce

Güzel bir site olmuş teşekkürler. http://www.borsax.net

Misafir Avatar
Ali Rıza UĞURLU (Malatya ) 8 yıl önce

KURU KALABALIĞA TAKILMAK YERİNE // Nedir ülkenin içine itildiği ve sorunlara da gölge eden, gündemi tümden işkal altına almış yanık kokan laflar? (Adı yeni, içerik daha da eski bir anayasa) Bu tip kuru kalabalığın köşede kahvede ‘’bile bilmeye’’ tartışılıp medyaya da aktarılması… Öncelikle bu konu, ‘’12 Eylül faşist eller ve beyinlerle hazırlanmış, muhalefeti ve her aydın demokratı derinden düşündüren, ‘’anayasa’’ Acaba, çağdaş bir biçimle yanıtını bulabilecek midir? Sorusuna kimler evet diyecek? Hele de; başta AKP ve ona kırmızı çizgilerle hazırlanan muhaliflerin meclisinden ‘’çağdaş bir anayasayı, ‘’ufukta bile baksak görebilecek miyiz? Dense ki, kardeşim bu günkü bu yapıyla beklenen ve geleceğe de ışıklar saçacak bir anayasayı siz yapamayacaksınız.‘’Vatan millet Sakarya demeyi bırakında ‘’insanı ve onun geleceğini konu edecekk bir anayasayı, bazı dünya aydınları hazırlasın, siz de kullanın, dense, hayır biz kendi anayasamızı kendimiz yaparız ve istersek de bir gecede işi bitiririz, nasıl olsa halk çoğunluğu da bizden yanadır, denmeyecek mi?… Harcanacak onca zaman, netice itibariyle ‘’rüzgarlara yem olup uçup gidecektir… Yada; mecliste ki çoğunluk partilerine inanan ‘’iyi hazırladıkları’’ tabanına da desteğiyle kendilerine göre bir anayasa tartışması kavgasıyla zamanı kullanacaktır … Bunun örneği ‘’Tüzük değişikliğinde yaşananlar ve MİT yasası ile de görüldü ve bir gecede mecliste oylanıp ve ‘’ S. Cumhurbaşkanı tarafından onanıp yürürlüğe kondu bile … 1937 de laiklikle de tanımlanıp değiştirilmesi konu bile edilemeyen ‘’mevcut anayasa da bazı maddeler var… Örneğin MADDE 2.- ‘’TC. toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, (demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir. İbaresi henüz yerindedir. Ancak; ülke ‘’İnsan haklarına saygılı, adalet anlayışı içinde, laik demokratik bir hukuk ülkesi‘’ şimdiye dek olabilmiş midir? Bu ve bazı maddeler her değişiklerde dokunulması konu bile edilemedi. Ancak, bağlayıcı bir ‘’anayasa maddesi olarak da, uygulandı diyemeyiz … Madde 2.- nin altında olan maddeleri işine gelen her iktidar çıkarına ve politikalarına göre yorumunu yaptı ve uyarladı… Şimdiyse; AKP 12 Eylül faşist cuntanın halka dayattığı ‘’Anayasadan mı, yada değiştirilmesi ‘’teklif bile edilemeyen maddelerin içeriğinden mi daha çok rahatsız?, burası anlaşılmış olsa gerek… AKP kendi amaç ve politikalarına rahatça yol verecek bir anayasanın yapılması için ‘’Meclis çoğunluğunu da bir kanimet bilerek’’ tüm hazırlıklarını sürdürüyor olsa gerek. Şimdiye dek yazılarımızda ‘’çağa göre fikirler ortaya koyardık, artık, yerine çağdaşlığa açılmanın mücadele yolları araştırılmalıdır diyoruz… Sözün kısası; ‘’görünen köy kılavuz istemez, ‘’Mit yasası çalışmalarında madalyanın asıl yüzü göründü, günün kuru kalabalığı ile zaman boşa harcanmamalıdır diyoruz. Saygılarımla.

Misafir Avatar
Ali Rıza UĞURLU (Malatya) 8 yıl önce

SAM YELİ Hey gidi vefasız, sefasız zaman Zalimin zulmüyle, göz göze geldik Tadın zaten yoktu, tuzun da bitti Mervan’ın devriyle, yüz yüze geldik Ana ağlatanlar, keyfi alemde İnsanın zalimi, eli kalemde Silahlı sopalı, kanlı eylemde Ne akla danıştık, söz söze geldik Sam yeli estikçe, kan kokuttular Yüreklere acı, sancı soktular Belleri yan eğip, boyun burktular Yalancı peşinde, iz ize geldik Günler hep tarihe, kara yazıldı Yazı zaten kara, altı çizildi Adalet yan tepti, haklı ezildi Yarınlar karanlık, sez seze geldik Dine dayananlar, devri bulattı Irkı savunanlar, içler kanattı Emperyalizm için, tam da fırsattı Baharı tatmadan, güz güze geldik Dünya’yı soktular, dar bir sokağa Demokrasi dedik, düştük tuzağa Tez bağlanır kollar, kalksak ayağa El tetikte hedef, göz geze geldik Her günün sabahı, zam dendi bize Çalışan bel eğdi, yaslandı dize Kul oldu tüm dünya, emperyalizme Eğilip büküldük, diz dize geldik Ali Rıza’m derki, bizler ne yaptık Yolumuza kara, çalılar diktik Terse dönen çarka, bakıp seyrettik Dişler takırdadı, biz bize geldik Saygılarımla.

Misafir Avatar
Ali Rıza UĞURLU (Malatya) 8 yıl önce

SİSTEMİN SIKINTILARI DAHADA SIKTI // Başbakanın dindar yetiştireceğiz, çıkışları niçin yadırganır ki, ‘’demokrasi bir araçtır’’ gibi yıllar önceki sözlerini hatırlatmaya gerek var mı dersiniz… Bu korkulu rüyalara ta ki ‘’Cumhuriyetin ilanı ve yapılan devrimlerle yatılıp ve kalkılmaktaydı… Sevgili yorgun demokratlar, Hilafet yıkıldı Halife kovulmuştu, az iş miydi bunlar, o kin yürekleri ta o zaman burkup kıvırıp bırakmıştı elbette ki… Dersim katliamını yapanlar da kimler idi? Elbistan, K.Maraş, Malatya, Gazi, Çorum katliamları insancıl bir yargılamaya alınmayıp ve nice aydın katillerinin adına faili meçhuller dendi. Ta başından beri bu anlayışa karşı akıllıca demokratik örgütlü tedbirler niçin alınmadıysa, bu gün yalnız bu lafları laflarla yadırgamakla bir yerlere varılamayacağı da kesin. Akıl başa deyip halk yalan yanlış ilkel bir siyasetin peşinde sürükleniyor da olsa, asıl doğrulara kulak asmak zorunluluğu hatırlatılmalıdır. Çağdaş inandırıcı bir siyasetle halkla kucaklaşmakta daha da fazla geç kalınmamalıdır. Bu da halk oyuyla muhalefette bırakılan partilerin asıl başlı başına görevidir… Yıllardır alabildiğine önü boş ve açık bırakılan bu yapılanmanın ‘’emevi İslam rejimi gerçekleştirme çabaları hepten göz ardı edilmedi mi? Bu yapılanma karşısında ‘’adam dur da görelim’’ demekle başka bir istikamet hayal edilebilir miydi? Hz. Muhammed’’i koruma yasası niçin yok da M. Kemal’’için var, Ayet midir bu, diyebilen eski bir bakan, ‘’anayasası laik Cumhuriyet Hükümetlerinin ‘’milli eğitim bakanlığını da yaptılar… Eğer konu buralara getirilecek olursa, ‘’Hz Muhammed, fazla düşünce berekettir’’ diye buyurmuşlar, bu günün iktidarı halklar tarafından muhalefet görevi verilen partilerin düşüncelerine yer verilmekte midir? Çağımıza hiç de yakışmayan bir siyasetle yüz yüze gelindiği ve dinin de siyasetle karıştırılıp istismar ediliyor olması tartışma götürmese gerek. 1950 lerden günümüze dek, bu siyasetin muhalifi onca ‘’hayatta olan siyasilerin hepsine de sormak gerekir. Bırakın partisinin başına geçsin, hükümetini kursun da görelim, ’’halk seçti demişlerdi.öyle ya, bugünkü tutuklu vekilleri de halk seçmemiş miydi? Asıl sözün sağı; şu veya bu, parti demeden, küçük veya büyük partilerin ve ‘’ sivil demokratik katmanlarında katkı sunacağı ‘’demokratik çabalarla’’ çağın asıl düzenini yakalamaya kollar sıvanmalıdır diyoruz… Çünkü; Bugün parlamentoda birden fazla ‘’muhalefetin varlığına ve uyum çabalarına rağmen’’ AKP nin tek bir parti gibi parlamentoyu ilkel bir siyasetle yönlendirme çabaları, son yetkili ağızların açıklamalarıyla sistemi daha da sıktı ve kaygıları daha artırmıştır. 89 yıllık Cumhuriyet ve ‘’az da olsa’’ atılan adımların önünün kesilmesine izin verilmemelidir diye düşünüyoruz. Saygılarımla.

Misafir Avatar
Ali Rıza Ugurlu (Malatya) 8 yıl önce

Yöremiz Arguvan sevdalısı Sayın.Serhan BİLGE nin rahatsızlıgını internetten ögremiş oldum sayın hemserime gecmis olsun dileklerimi iletir, cabucak saglıgına kavusmasını dilerim.

banner45

banner39

banner44

banner56