Ziyaretçi Defteri

Ad Soyad

E-Mail

Şehir

Yorum

Misafir Avatar
Ali Rıza UĞURLU (Almanya) 8 yıl önce

AYIPLARLA DÖNEN DÜNYA / Hele de bu yeni dünya düzeninde diyar dolaşan devlet adamları yurttaşlar tarafından ciddi ve dört gözle takibe alınır olsa gerek… Katliamlar, yolsuzluk, işsiz ve açlarla dolu bir dünya da, inadına kalpazanlık ve kan akıtmakla halklar susturulmaya, pusturulmaya, çalışıldı ve çalışılmaktadır… Ayıplar yüklü bu dünyaya bir bakmak istediğinde insan, çok uluslu sermayeyle en yoğun ilişkiler içerisinde ‘’hukuksuzluğu da ilke edinen ülkeler arasında’’ Türkiye yi de görebiliyorsunuz … Nasıl mı ? anlatacağım: H. DİNK katillerine örgütsüz dendi. Uğur Mumcu ve nicelerine ve de 12. Eylül 80 faşizminin işkencelerle yok ettiği insanların faillerine de meçhul denmişti. 30 yıl sora da olsa’’ işkencede öldürülen onca insan kemikleri konup gizlendikleri çukurlardan ‘’el gaza ile de olsa’’ çıkarıldı… Sevgili Cumartesi annelerinin bu gerçekler karşısında diyecekleri çok şeyler olmalıdır elbette ki Diyarbakır eski ceza evi kazı çalışmalarında işkencede öldürülmüş ve en yakın duvarın dibi cesetlerin tezden gizlenebilmesi açısından müsaitti demek… Bu doğrular karşısında, uykusu kaçması gereken iktidarın ülkeyi bu ve benzeri ayıplardan kurtarmak gibi bir niyeti de henüz yok gibi… Neden niçin, bu böyle deyip düşünmeye ve sormaya bence gerek de yok … Çünkü, uluslar arası iş birlikçi sermaye, benzeri bu vebal ve insanlık suçlarının ‘’dolaylı da olsa, asıl failleridir. Faşizm denen ilkel anlayışın tohumlarını ekti ve biçenlerde yine onlardır… Güzel Ülkem Türkiye’’de, yolsuzluk ve usulsüzlük gibi gerekçelerle haklarında soruşturma düzenlenen onca vekil, dokunulmazlıkların arkasında ‘’kamu vicdanını hiç de ciddiye almaksızın’’ ülke yönetiyor izlenimi vermekteler…İşte bu yapılanmanın içerisinde, ilkel yönetimlerin her çeşidi vardır, gerektiğinde uygulanır da . Sevgili H. DİNK’ i öldürenler örgütsüz hazırlanmışlar o işe… Yakın tarihin acı ve büyük ayıbı ‘’Uludere de çoğu çocuk yaşta 34 kişinin katledilme nedenini açıklamak yerine ‘’kanlarının üstünü bir avuç toprakla kapatıp, ailelerine bedel ödeyeceklerinden söz edilmekte. Böyleyken, koltuk koruma pahasına, tüm kurumları kendi yandaşlarıyla doldurdular. Seçimle geldik, demokrasi var, biz demokratlarız denmekte… Kazın ayağı hiç de öyle görünmüyor. 19 Ocak merhum H. DİNK davasında varılan sonuç karşıtı meydanlarda vicdanlarının sesini yükseltenler idi bizce asıl demokratlar… İnsan düşünüyor; üst üste konmuş onca ayıp ve günahlar karşısında ülke yönetenleri geceleri ‘’nasıl bir uyku tutar? Bunun burası da, seçmen tarafından başlı başına bir merak konusu olmalıdır diye düşünüyoruz… Saygılarımla.

Misafir Avatar
Ali Rıza UĞURLU (Almanya) 8 yıl önce

SAĞIN EFENDİLER TAM DA ZAMANI Neyin nesi demen, fırsat bu fırsat Dalın efendiler, tamda zamanı Ne ahı dinleyin, ne de amanı Çalın efendiler, tam da zamanı Sultan tahtta zalim, zulmü fakire İşsiz aşsızlara, lutf ile çile Koyun oldu millet, dert gelmez dile Sağın efendiler, tam da zamanı Doğudan batıya, kapkara duman Ne hukuk ne hak var, sistemde talan Seçimden seçime, diz boyu yalan Sayın efendiler, tam da zamanı Ağlayan ağlasın, gülen siz olun Saç sakal demeyin, keli de yolun Boğun bu milleti, zamlarla boğun Boğun efendiler; tam da zamanı Din le siyasette, kar tatlı geldi Hukuk katlanınca, çağ örselendi Devran terse döndü, geri gelindi Dönün efendiler, tam da zamanı Muhalefette ne, meydanlar sizin Çalın vurun doyun, Ay’da da gezin Tek sizlere mahsus, bir hukuk yazın Yapın efendiler, tamda zamanı Biz ordular olduk, tek sizin için Konu komşularla, işi bitirin Kriz var deyip de, kıtlık getirin Yayın efendiler, tamda zamanı Emekçi örgütsüz, sırtlar yamalık Her biri bir yerde, yüzler sarılık Nasıl olsa halklar, darma dağınık Bölün efendiler tamda zamanı Arkanızda, emperyalist baba var Mayası kan kokan, ruhu kaba var Elinize vermiş, silah sopa var Vurun efendiler, tamda zamanı Ali Rıza’m derki, gelin yan yana Enseniz kap kalın, dolam dolana Bilim de tarumar, dalın dumana Koşun efendiler, tamda zamanı Saygılarımla.

Misafir Avatar
Yusuf Aslan (Malatya / Fethiye) 8 yıl önce

KÖYÜME GARDAŞ. Gel hasbihal edek gardaşım senle Ölürsem götürün köyüme gardaş Sofrası açıktır yüzleri yerde Zarar ziyan gelmez tenime gardaş. Yağmur olsam Yazıhan a yağarım Irmak olsam Karaca'ya akarım Her bir ferdi ile gurur duyarım Hizmet eder dünya ilmine gardaş. Bazı eller evliyalar yeridir Şah Veli'nin kerameti bellidir Hasta giden şifa bulur dirilir Mezirme'de Vayloğ dede ye gardaş. Arguvan'ın bütün köyü baş tacım Kucaklarım, açıldıkca kulacım Türkülerle büyür gardaşım bacım Alınca mızrabı eline gardaş. İsa köyün eli tutar kalemi İnci gibi dizer bütün kelamı Kul Yusuf'da Fethiye'nin insanı Her haliyle bağlı örfüne gardaş. Söz: Yusuf Aslan. Malatya / Fethiye.

Misafir Avatar
Ali Rıza UĞURLU (Almanya) 8 yıl önce

ULUDERE KATLİAMI SON OLMALIDIR // Şırnak’ın Uludere köy halkından bazılarının gece geç saatlerde ‘’o işe izin verilmesine ve askerlerin de önünden sınırın geçilmesine rağmen’’ 16 hava jet uçaklarının ateşi altında ‘’35 yurttaşın bu zulme sürüklenmesinin nedeni ‘’ülke ve dünya kamu vicdanının rahatlaması açısından ‘’açıklanabilir ise’’ açıklanmalıdır… Bu toplu cana kıymanın nedeni nasıl anlatılabilir ki?, bu soruya öncelikle İHD ve tüm sivil toplum örgütleri merak ve üzüntü içerisinde bir açıklama beklemekteler… 1984 yılında başlatılan ‘’PKK ve iki taraflı 50 bine yakın insanın öldürülmesinin önü 2012 yılına kadar alınabilirdi, diye düşünüyoruz… Ancak inatla tüm ‘’insan hak ve hukukunun üstüne üstüne çullanan’’ ırkçı bir dayatma’’ bu katliamların tam anlamıyla asıl nedendir… Farklı inanç ve kültür insanlarına ‘’öyle değil sizde biz gibi olacaksınız’’ dayatmalarının bu gibi kavgalara bir hazırlık olduğu anlaşılmış olsa gerek … Maalesef, bu ülkede yurttaş olan herkese şimdiye dek ‘’Sünni ve Türk dür’’ dendi. Ve farklılıklar arası sürtüşmelere sebep de ‘’çıkar adına siyaset yapan iktidarlar, ve medya olsa gerek… Şimdiyse, yanıtı zor bir durumla karşı karşıya kalındı, Ancak ‘’iki taraflı hoş görü ile’’ bu belanın üstesinden gelinebilir diye düşünüyoruz… Başbakan yardımcısı S. ARINÇ o kadar insanın canına kıyıldıktan sonra da olsa,’’herkes ne olarak ve nasıl yaşamak istiyorsa öyle yaşamalıdır, Kürt halkının her dediklerini yerine getirip gerekeni yapacağız, diyebilmiştir… Demesine dedi de, ancak, bu açıklama lafta kalmamalıdır, çünkü çok geçmeden 35 Uludere’ li genç cana kıyılmıştır… S. Başbakan. Hiçbir devlet bilerek kendi vatandaşına kurşun sıkmaz demişti. Ancak, kurşun teröriste değil sivil halka sıkılmış olduğu herkesçe de anlaşılır oldu. Şimdi, muhalif partiler ve herkes bunun yanıtını bekliyor … Üçer beşer bazen de toplu cana kıymalar karşısında, her iki taraf soruna çağdaşça bir çözüm yerine intikam peşinde gibi oldular… 28 yıldır akan kanlar tüm yürekleri titretip, ‘’hoş görü ile’’ şimdiye dek bir çözüme götürülmeliydi diye düşünülüyor. Dünya da henüz kaç ayrı dilin konuşulduğu kesin bilinememişken, kim kimi bitirecek kavgası neden Türkiye de başladı ve barışla bir sona götürülmedi? Ülke yönetmeye soyunanlar her seçimde halklara söz verirler ve arkasından, huzur ve refahı sağlamak ve korumak için ‘’şeref ve namus sözü verirler. Hani analar ağlamasın denmişti? Hadi şimdi dindirin dindirebilirseniz, Uludere deki akan onca göz yaşlarını… Saygılarımla.

Misafir Avatar
Ali Rıza UĞURLU (Delmenhorst) 8 yıl önce

YENİ YIL 2012 YE MERHABALAR DERKEN // Yılları hayırlar dileye, kutlaya ve kucaklaya hep karşıladık ve gidenleri de ‘’el sallarcasına, selamlayarak uğurladık… İyi de, şimdiye dek, gidenler gelenlere neleri bıraktı ve 2001- 2012 yılına neleri devretti ve nelere de gebe bırakıp gidecek? Bekleyip göreceğiz… Her zaman olduğu gibi, 2012 yılını da tüm insanlık alemi için hayırlara vesile olsun deyip kutlayacağız…. Ancak, şimdiye dek işlenen katliamların katillerini ‘’kollayıp gizleyen sistemciler yeni yıla nasıl hesaplarla hazırlandılar?, onu da hep merak ediyoruz doğrusu… 24 Aralık 1978 - K.Maraş katilleri 33 yıl sonra bir daha ‘’ Alevi örgütleri tarafından, K. Maraş’a sokmasalar da, lanetlenerek kınandı… Evet, 33 yıldır K.Maraş katliamı katillerinin ‘’tüm izleri ve adresleri gösterilmesine rağmen, yasalar önüne çıkarıp sorgulamak kimselerin umurunda bile olmadı. Çünkü katil sorgulamak ‘’bizim demokrasilerde demeyelim de‘’ 60 kusur senelik çok partili dönemde de, olmadı ve yapmıyorlar işte… Yetkililerden bu ve ‘’benzeri olayların üzerine gitmek mi?, kınanılmasına bile müsaade etmiyorlar… İşte bu yıl ‘’Yurttan ve yurt dışından, K. Maraş katliamını yerinde kınamak isteyen Alevi örgütlerine yetkili vali tarafından hayır dendi… Vurguncu sisteme yamanıp yapışanlar, yılları hep kendi vicdanlarının kirli rengi ile renklendirip kendi amellerine benzettiler… Bunca vebal ve ayıplarla yüklü korunan dünya düzeninde, ‘’yılları fakir fukarayı yaşlandırıp bellerini de büküp kocatmaktan başka da bir işe yaratmadılar … İktidar olup kurumları yönlendiren ve yöneten ‘’gelmiş geçmiş tüm hükümetler, geriye doğru ‘’K. Maraş,Sivas, gazi, Çorum, Malatya Elbistan ve ‘’faili meçhul denen cinayetler dahil, bir iktidar döneminde dile gelip konu edilmemiştir.. Neden?, Türkiye de değişmeyen sistem yanlı katil ve yolsuzlara sorgu sual olmuyor işte… Düzenin ipini kollarına dolamışlarla, el sıkışıp yıl kutlamanın hayra vesile olacağına artık ‘’bu tas bu hamam değişmedikçe, nasıl da inanabiliriz ki? 1950 ler den beri, onca iktidarların ‘’al birisini ‘’vurabiliyorsan, vur diğerine. Sivas da 37 canı yakanlar elini kolunu sallayarak gezmekte, ‘’bunlar katildir’’ deyip alıp yargıya teslim etmek yerine, tutup onlardan bazılarını ‘’omuzlarında günah, yüzlerindeki lekelerle ‘’TBMM ne vekil olarak getirip oturttuklarına da şahit olduk… Birileri vardır birilerini aldatır, birileri de var, kendi kendisini aldatır, toplum olarak biz de dönüp hep biz bizi aldatırız. Şimdiye dek, kutladık, hayırlar diledik ‘’ve yine de dileyeceğiz. Ancak, yıllar hep vurgun vuran bir avuç vurguncunun yılı olarak, tur atıp dönüşüne bakıp durulmamalıdır… Cumartesi anneleri onca yıldır kayıp çocuklarını arıyor, birileri de dönüp ‘’akan göz yaşlarına bile bakmadan ’’günün yılın kutlu olsun der, sözü bitirir... Bu hep böyle geldi, böylede gitsin isterler. Dostlar ‘’ateş düştüğü yeri yakar. Ülkemizde bayramlar ve önemli günleri bir yana bırakalım da, günübirlik dizine vurarak onca çok ağlayanımız var ki… Öyleyken, bahsettiğimiz yıllarda olan katliamları kimler kolluyor ve unutturmaya çalışanlar da kim? Bu günkü TBMM de bir soruşturma açılsın, her şeyin çorap söküğü gibi çabucak çözülüp önlerine döküleceğinden kimsenin şüphesi olmasın diyorum… Öbür taraftan, Arap baharı belasına soyunanlar, ‘’Suriye yi - 15% lik alevi nüfus mu yönetsin, deyip ülkedeki kinini oralara da ekenlerle mi, yıllardan hayırlar bekleyeceğiz? Ben de biliyorum ki, bu katliamlar ve tüm işlenen insanlık suçları, dönen dünya ile yıl olup önümüze gelmiyor…Yine de ‘’ kabulü makbul olasıca, her şeyin pek yakında su yüzüne çıkacağı inancımla ‘’yeni yılın ‘’tüm insanlık alemine hayırlar getirmesini diliyor ve hoş geldin deyip yürekten selamlıyorum. Elbette ki, her gelen yıla hoş geldin deyip tüm dünya halklarıyla kutlayacağız. Ancak, yılları insancıl yıllar olarak yaşamak isteyenler yaşayamıyorlar işte. Saygılarımla.

Misafir Avatar
Erhan YILMAZ 8 yıl önce

Sevgili Arguvanlı Hemşerilerim ve Çok Değerli Türkü Dostlarım Bir çoğumuzun bildiği üzere, Ankara Arguvanlılar Kültür ve Dayanışma Derneğimiz, Sn Garip TUNCER Başkanlığındaki 12 kişilik “Kurucular Kurulu” tarafından kurulduğu 1992 yılından başlayarak, başlangıçta uzun yıllar; içinde derneğin resmi evrakları bulunan ve elden ele dolaştırılan bir “El Çantası” ile, daha sonrasında başka derneklerin mekanlarını idareten kullanarak sadece genel kurullarını yapabilen bir dernek olarak ve en nihayetinde Sn Asım AYDOĞDU Başkanlığındaki Yönetim Kurulu tarafından kiralanan bir büroda sürdüre geldi yaşamını bu günlere kadar. Tüm bu olanaksızlıklara rağmen derneğimiz hemen her yıl yemekli geceler, Ozanları anma etkinlikleri, gezi ve piknikler, ziyaretler, Sempozyum ve panel gibi daha birçok küçümsenmeyecek etkinliklere de başarıyla imza atmasını bilmişti doğrusunu söylemek gerekirse.Haddim olmayarak da olsa öncelikle şunu belirtmek isterim ki, Bu güne kadar şanı ülkemiz sınırlarını çoktan aşmış olan ARGUVAN adının, gerek Ankara’da gerekse diğer yörelerimizde ve hatta yurtdışında; sonsuza dek yaşatılması için elinden gelen katkıları esirgemeyen hemen herkese en içten duygularla buradan teşekkürlerimi sunuyorum. Yine birçoğunuzun hatırlayacağı üzere, Sayın Asım AYDOĞDU Başkanlığı’ndaki Ankara Arguvanlılar Derneği Yönetim Kurulu, geçen yıl (2010) yine bir “Abdal Musa Lokması ve Cem’i” düzenlemiş ve cem başlanmadan önce söz alarak güzel bir konuşma yapan Arguvanlı hemşerimiz Yargıtay emekli Yargıtay Hakimi Sn Ali ÖZÇELİK Ağabeyimiz, Ankara Arguvanlılar Derneğimize artık bir Apartman Dairesi satın alınmasının şart olduğunu ifade ederek fitili ateşlemişti. Sn Ali ÖZÇELİK Ağabeyimiz fitili ateşlemekle kalmamış, Arguvanlı hemşerilerimizden yine Yargıtay Hakim Sn Mehmet ADIGÜZEL ve Sami ÖZFIRAT’I da yanına alarak yola koyulmuş ve adeta gecelerini gündüze katan bu üç Ağabeyimiz hummalı bir çalışma sonucunda gerekli olan maddi desteği sağlayarak derneğimize bir büro alınması için Sayın Asım AYDOĞDU ve arkadaşlarını harekete geçirmişti. Sn Asım AYDOĞDU ve Arkadaşları da gecelerini gündüze katarak gerekli araştırmaları yapmış ve sonuçta; büyük bir gururla müjdelemek isterim ki derneğimizi, mülkiyeti kendisine ait; “Fevzi Çakmak 1 Sokak No: 8/45 Kızılay/ANKARA” adresinde güzel bir büroya kavuşturmuşlardır. Ankara Arguvanlılar Kültür ve Dayanışma Derneğimiz için “En büyük problemdi” diyebileceğimiz bu husus nihayet giderilmiştir. Derneğimiz artık bir dairenin mülk sahibidir. Bu aşamaya gelininceye kadar olan süreçte, kendilerini daima minnet ve şükranla anacağımız ve bu yaptıklarını hiç bir zaman unutmayacağımız Arguvan’ımızın gururu başta Sn Ali ÖZÇELİK, Sn Mehmet ADIGÜZEL ve Sn Sami ÖZFIRAT Ağabeylerimiz olmak üzere, Sn Asım AYDOĞDU ve Yönetim Kurulu Arkadaşlarına ve hem yurt içinden hem de yurt dışından maddi ve manevi desteklerini esirgemeyen tüm Arguvanlı hemşerilerimize ve de tüm kültür dostlarımıza buradan bir “Teşekkür Etmek” de bana düşen bir boyun borcu oldu izninizle … Teşekkürler değerli hemşerilerim, teşekkürler tüm kültür dostlarım. Asım Başkan’a benim de buradan özel bir ricam olacak. Mesela derneğimizin mülkiyet sahibi olmasında çok uğraşlar veren ağabeylerimiz ile Dernek Yönetim ve Denetim Kurulu Üyeleri ve de yüksek miktarda parasal destek sağlayan dostlarımız için bir “Gurur Tablosu” hazırlatıp bu tabloyu derneğimizin uygun bir köşesine yerleştirmeleridir. Ankara Arguvanlılar Derneğimizin hem önceki hem de şu anki yöneticilerine sonsuz teşekkürlerimi sunuyor, bundan sonraki yıllarda görev alacak olan yönetici arkadaşlarımıza da şimdiden sonsuz başarılar diliyorum. Yolunuz açık, Hızır da yoldaşınız ola… Not: Dernek binamızın satın alınmasından sonra kalan 25 – 30 bin TL’lik borcunun da zamanında karşılanabilmesi için üyelerimizin ve hemşerilerimizin hem aidat borçlarını yatırmaları hem de önümüzdeki günlerde yapılacak olan “Abdal Musa Lokması” na yapacakları katılım paylarını biraz olsun yüksek tutmaları da Sn Başkan Asım AYDOĞDU’NUN bizlere ricasıdır. Bu arada Ağabeyim Ali YILMAZ’IN vefatı nedeniyle çok yoğun bir biçimde baş sağlığı dileklerinde bulunan tüm dost ve hemşerilerime tekrar buradan sonsuz teşekkürlerimi, sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Sevgi ve saygılarımla… Erhan YILMAZ / Ankara

Misafir Avatar
Yusuf Aslan (Malatya / Fethiye) 8 yıl önce

Emekli Öğretmen. Ali Yılmaz bey efendiye Allah'tan rahmet, yakınları Prof.Dr. Sezai Yılmaz bey'e. Yar. Doç. Dr. Bülent Yımaz bey'e, Sanatçı. Erhan Yılmaz bey'e, ve kıymetli arkadaşım Em. Albay. Aliseydi Karakaş bey'e baş sağlığı dilerim. Allah rahmet eyleye.

Misafir Avatar
Ali RIZA UĞURLU (Almanya) 8 yıl önce

1960 lı yılın ortalarında eski adı Mişedi olan ‘’Yamaç’’ köyünde öğretmenken tanışık olduğum, yöremizin saygın kültür adamı ‘’Ali YILMAZ’’ hocamın ölüm haberi ‘’tüm yakınları ve dostlarında olduğu gibi, beni de derinden üzmüştür. Malatya öğretmen evi bahçesinde de karşılaşır sohbet ederdik. Değerli hocamı ebediyete uğurlamakta ‘’uzaklarda olmam nedeniyle de ’’yolcu etmekte hazır yanında bulanamadığım için de ayrıca üzgünüm. 13 Aralık akşam saat 19.00 sularında bilgi sayarımı açtığımda, sevgili Ersoy’un bu üzücü haberi okuduktan sonra, suskunluğumun arkasından, ‘’bu vefa götürmez hayati gerçek karşısında, diyecek tek şey kaldı dedim. ‘’’S. Erhan Yılmaz, S. Prof. Sezai Yılmaz, ve S. Doç. Bülent Yılmaz’’ve yakın dostlarına, başınız sağ olsun diyorum. Ayrıca, Sanat ve kültür adamımız ‘’Merhum Ali YILMAZ Hocam’’a toprağı bol ve yattığı yer nur olsun, incitmesin diyorum. . Ali Rıza UĞURLU

Misafir Avatar
Ali Rıza UĞURLU (Almanya) 8 yıl önce

CANLI İSE O DA BİZDENDİR Çocukluğumdan beri İSAKÖYÜ de bir çift leylek senenin hep Mart ortalarında köye gelir bir yıl önce bıraktıkları yuvalarına konarlar, yavrular ve onları uçurur dönme zamanı da bir çift gelir çoğalır yavrularıyla Arap çöllerine gerisin geriye dönerler. Kış aylarını o sıcak çöllerde geçiren bu sevimli ve vefalı kuşlar, bahar ve yaz aylarını geçirmek için, ‘’her çift o bıraktıkları eski yuvalarını neredeyse bulup varıp yerleşirler… İSAKÖYÜ de birkaç sefer istenmeyerek de olsa, o çiftin yuvası birileri tarafından yıkıldı.‘’Bu vefalı dost kuşlar’’ ne edip etti bir münasip yer ayarlayıp yeniden çöp çalı bulup getirip o yuvayı kurdular ve son olarak da, yine her zaman yapıkları gibi ‘’kimselere küsüp darılmaksızın’’ İsaköyü’ne gelip yerleşti ve her yıl da gelip gitmekteler… Köyün tam alt kısmında çeşmeye yakın, telefon direğinin üstündeki yuvalarından köyü de rahatça seyredebilmekteler. Kimseleri yabancılayıp rahatsız etmeyi akıllarına bile getirmeden, takır takır da o güzel seslerini her tarafa duyurabiliyorlar… Bu güzel sevimli vefalı kuşlar, bazen de sabahın erken saatlerinde uçup yüksek evler üzerindeki kurulu enerjilere ‘’ondan öbürüne’’ uçarak o ayrıcalıklı ötüş seslerini kısmadan alabildiğine takırdatırlar. Sabahın erken saatinde beni de uyarırlar, çünkü bizim de evin üstündeki enerjiye de konup başkalarına yaptıklarının aynısını bize de yaparlar. Seslerim uçup gitsinler diye, çokta samimiymişiz gibi hiç de aldırmazlar bile. Kızmak da ne, o aldırışsız hallerinden o kadar hoşlanırım ki, isterim yanıma kadar gelsin benden yiyecek bir şeyler de istesinler… Ne acı ki, Ağustos ortalarında o gün köyde yokuz. Bunlardan birisi uçup gelir bizim evin hemen yanındaki elektrik teline konar ve konmasıyla da elektriğe kaptırır kendini, yüksek bir patlama ile yere düşer hayatını kaybeder… Olayı bitişik komşular görüp izledikleri gibi anlattılar. Aradan yarım saat bile geçmeden, yörede ne kadar leylek varsa gelip cenazenin etrafını sararlar. ‘’Kimilerine göre sayıları 30 kimileri daha da fazlaydı derler. Sanki birileri haber götürmüş gibi, kısa bir sürede gelip konup cenazenin etrafında toplanırlar… Bu vefakar hakikatli kuşlar, baharın yöreye geldiklerinde ‘’Arapkir Arguvan yol ayrımının sağındaki araziye toplu halde konup buluşurlar ve birbirleriyle ‘’vedalaşırcasına’’ ayrılıp döner her yıl bıraktıkları yerlere yuvalarına dağılırlar… Çöle dönüşlerinde de, geldikleri gibi aynı yerde buluşur ‘’ölüm gibi bir kayıpları yoksa’’ tam sayı birlikte kalkıp çöle doğru göçerler… Aslında bir üzüntü içinde yazmaya çalıştığım bu olaydan söz ederken, ‘’bazı şiirlerimde de yer vermişimdir. ’’Her canlı da, ‘’insanlar gibi, konuşarak anlaşır olmasalar bile’’ bir ölçüde her canlının ‘’aklı, aşkı ‘’sistematik bilimsel araştırmalara bakmadan’ da’’ onları yaşamda görerek duygu yüklü olduklarını anlamak zor olmasa gerek diyorum… Hasılı Kelam; ‘’Kuşlara da kıymayın efendiler.’’ BAHTSIZ KUŞ Çift konup çift, göçerdiniz yuvadan Ne idi bu bela, başında leylek Havada beraber, yerde birdiniz Niçin tutamadın, yanında leylek Dostların tez gelmiş, haber mi saldın Ağladın sızladın, köyü ağlattın Biliriz güzel kuş, içten kanadın Şimdi kim ötecek, yanında leylek Kalkıp inip, öterdiniz yuvadan Uçardınız, hava deniz karadan Size özge, tek sınırsız dünyadan Yoldaş kim olacak, yolunda leylek Tezden duyup, cenazene geldiler Ağlayarak, etrafında döndüler Ah vah edip, sinelerin dövdüler Soy bağımı vardı, kanında leylek Küsme derim, gidip yine gelesin Sizsiz bu köy olmaz, bunu bilesin Dile gel de, bir şeycikler diyesin Anılar saklıdır, yılında leylek Telgrafın, o telleri kopsaydı İsa köyü, karanlıkta kalsaydı Güneş her gün gibi, yine doğsaydı Eşini görseydin, yanında leylek Biliriz ki, için dışın hep acı Köyü de acıttı, sendeki sancı Ne idi feleğin, sana bu hıncı Buda mı var idi, bahtında leylek Sabahları, o çift sesi dinlerdik Yavruların, uçar konar izlerdik Göçerdiniz, gelene dek özlerdik Tutasın bizleri, aklında leylek Ali Rıza’m, almasaydı haberi Senin ile, yaşamazdı kederi Kesem dese, kesemez ki telleri Yıkıldın hayatın, tadında leylek Saygılarımla.

Misafir Avatar
Ali Rıza UĞURLU (Delmenhorst) 8 yıl önce

KERBELA YI ANARKEN Yiğit Hz. Hüseyin’i seven ve onun izinde olan insanlar, her yıl Muharren Ayı geldiğinde ‘’Yezit denen lanetin babası Muaviya’’nın ‘’miras ve vasiyetleri üzerine’’ Kerbela’’da Hz Muhammed’’in torunlarını yok etmek için katliama başlamışlardır. O nedenle, Hz. Muhammed’’in ‘’ehlibeytim deyip emaneti’’ olan bunların şahadeti için ’’3 gün masumu pak ‘’Müslüm’’ün çocukları için’’ ve 12 gün de Hz.Hüseyin ve yakınları için sevenleri ‘’yas orucu‘’ tutarlar… Bu günlerde, oruç tutarak yada onları anmak, Hz. Muhammed Hz. Ali ve yakınlarına bağlı kalmanın bir kanıtıdır diye biliriz … Tabi ki, Hz. Muhammed’’in ve ehlibeytinin asıl düşmanları olan (Mervan, Maviye Ve onun Oğlu Yezit’’e) ‘’hazret demekle olamaz ve ayrıca ehlibeyt dostları onlardan nefret eder lanet okumayı da ayrıca sevap bilirler. BU DAVA KALACAK ULU DİVANA Kıyamete kadar, sızlar bu yara Ah Hüseyin, şah şehidi Kerbela Seni sevenlere, dilde vird oldun Vah Hüseyin, şah şehidi Kerbela On bin asker, çıktı pirin yoluna Kıydı zalim, imamların canına Lanet olsun, Yezit senin şanına Ah Hüseyin, şah şehidi Kerbela Ya Muhammed, ehlibeyte kıydılar Yolun kesip, susuz çöle koydular Başlar kesip, çadırları soydular Vah Hüseyin, şah şehidi Kerbela Hür Şehit’te, serin verdi o yola Beklendi ki, Fırat suyu durula Acılardan yer kalmadı, sabıra Ah Hüseyin, şah şehidi Kerbela Fıratın yolunu, kesen zalimler Su vermedi, körpelere hainler Yezit’’emir veridi, kırdı geçtiler Vah Hüseyin, şah şehidi Kerbela Kasım’a tutulan, düğün yastaydı Sakine’’nin, canı yorgun hastaydı Celal Abbas, su yolunda dardaydı Ah Hüseyin, şah şehidi Kerbela Ol Yezitlik, sürüp geldi zamana O amelle, cana kıyan kıyana Bu davayı koyduk, ulu divana Vah Hüseyin, şah şehidi Kerbela Şahı Merdan, bu zülumu görseydi Ulan Yezit, seni zalim deseydi Kalleş Mervan, hele kaçma deseydi Ah Hüseyin, şah şehidi Kerbela Ali Rıza’m derki, bizde yara var Sivas, Gazi, çorum, nice Maraşlar Kerbela’yla, bu yaralar kanarlar Vah Hüseyin, şah şehidi Kerbela Saygılarımla.

Misafir Avatar
Ali Rıza UĞURLU (Delmenhorst) 8 yıl önce

DERSİM’’E KIYILMIŞTIR Türkiye de ardı arkası kesilmeyen ‘’Alevi katliamları ‘’Emeviler, Abbasiler, Selçuklular, Osmanlılarda da olduğu gibi, cumhuriyet döneminde de devam etmiştir… Bu katliamlar için özür dilemeler ‘’devlet adına da olsa’’ ne inandırıcı ve nede caydırıcı olabilir…. Nasıl mı? Ülkede ‘’Alevi Kürt ve diğer farklılıklar adına yapılan açılımlar sonuçta, ‘’sizde bize benzeyin’’ denmekten bir milim dahi ileriye götürülememiştir. S. Başbakanın bizzat kendi açtığı açılımlardı o açılımlar… Dersim katliamına gelince, dönemin devlet içinde kadrolaşmış ‘’önde gelen gerici bir zihniyetin planı olduğu görüşü ağırlıkta. Peki, arşivlerin tam olarak açılmasından korkanlar mı var? O katliamların acılarını yaşayan herkes arşivlerin ivedilikle açılmasından yana, hemen şimdi deniliyor … Günümüzde bile, Alevi ve diğer farklı halklardan alınan vergiler yalınız ‘’Sünni İslam’’ın inanç ve ibadetleri için harcanmaktadır. Bundan da bir dönüş yaparak ,‘’devlet adına bir özür gerekmez mi?,Aynı zamanda bu gibi devlet adına yapılması gerekeni ‘’Devlet başkanının yapması gerekirdi diye düşünüyoruz… Her neyse, Sayın Başbakan Dersim katliamından dolayı devlet adına ‘’ben özür diliyorum’’ dedi. Ancak, S. Başbakan bir özürle işin bitirilemeyeceğini kendiside biliyor olsa gerek. Geçmişte ve yakın tarihimizde de, sistem destekli işlenen katliamların hepsinin hesabı ‘’kamu vicdanının rahatlaması açısından ’’sırası gelmişken sorgulanmalıdır diyoruz… S. Başbakan’ın sözünde samimi olduğuna inanmamız için, olay öncelikle siyasi olmaktan çıkarılmalıdır. Dersim katliamının ‘’Devlet adına bir suç olduğunu kabullenip özür de dilediler’’ Şimdi Devlet olarak, Dersim halkının acılarını hafifletecek olan ‘’özür ü tüm siyasi partilerin parlamentoda birlikde yapmaları gerekir… Dersim katliamının acımasızca bir alevi soy kırımı olduğu ‘’öncelikle o yöre halkı tarafından haklı olarak gündeme oturtuldu ve S. Başbakan da devlet adına bir özürle kabul ettiler. Türkiye de yurttaşlar arası hiçbir farklılık gözetilmeksizin, herkesin ‘’yurttaş insan olarak yaşaması için, S.Başbakanın özürü lafta kalmamalıdır diyoruz… Tarihimizde Kerbela’’dan sonra ‘’Yavuz S.S. zulmüyle yapılan Alevi soy kırımı tarihte ‘’Osmanlı adına ‘’kocaman bir kara leke olarak durmaktadır’’ ve daha bir çok Alevi katliamlarının devamı ‘’Dersim, Elbistan, Maraş, Sivas, Çorum, Gazi, Malatya, katliamlarının hepsinin ‘’sonu kime ve nereye dayanırsa dayansın, hesabı masaya yatırılıp gereken de yapılmalıdır diyoruz … Türkiye topraklarında yaşayan ve yurttaş olan herkes, huzura ve istikrara susamıştır. Bu topraklarda asıl sebebi de tarihimizde ‘’devleti yönetenlerdir… Siyaset yapıyoruz, ülkede demokrasi var palavralarıyla halkları huzura susatanları ‘’mal varlıkları ve kılık kıyafetleriyle de ölçebiliyoruz… Orta doğuda şuraya, buraya, demokrasi getireceğiz palavraları ise, ABD ‘’emperyalizmin kan dökme pahasına ‘’oraları kendi kıskacına alma politikalarına malzeme olmak yerine, herkes kendi evinin önünü süpürsün istiyoruz. Saygılarımla.

Misafir Avatar
Ali RIZA UĞURLU (Delmenhorst) 8 yıl önce

SEVGİLİ ÖĞRETMENLER GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN Öncelikle ‘’VAN ve çevresinde’’ talihsiz beklenmedik bir doğal felakette yaşamını yitiren 75 öğretmenimize toprağı bol ve yerleri nur olsun diyorum… Çoklarının yeni atanmış olduğu o kutsal görevde öylesi bir felaketin kurbanı olmaları tüm İnsanlarımızı en içten yaralamış oldu … Acılarını paylaştığımız tüm yakınlarına sabır ve baş sağlığı diliyor, kaybettiğimiz o değerlerimize ‘’içten gelen dualarımızla rahmet ve yerleri nur olsun diyorum… Ayrıca; Tüm Ülkede, ‘’o önemli görevde hizmet sunan öğretmenlerimize‘’ felaket kurbanı kayıplarından dolayı, baş sağlığı diliyor‘’ gününüz kutlu geleceğiniz selamet ve aydınlık olsun diyorum. Saygılarımla.

Misafir Avatar
Ali Rıza UĞURLU (Almanya) 8 yıl önce

AVRUPA’’YA GÖÇÜN 50, YILI Adamın biri damdan düşmüş, dalı beli ağrıyan zavallının başına toplanırlar ‘’yazık oldu neren acıdı, yanın mı belin mi?. Adam acılar içinde kıvranmakta ağzını açıp bir şeyler demeye çalışır, zor bela birazda olsa kendine geldiğinde etrafa dönüp (komşular içinizde damdan düşen birisi varsa o bilir demiş … 1961 in son aylarından başlayarak Almanların tabiriyle ‘’ucuz iş gücü’’ deyip insan pazarlandığı yıllarda ben henüz İzmir Menemen de askerdim, Gün gelecek o kervana katılacağım aklımdan bile geçmezdi… O tarihlerde gurbette iş arayan birisi olarak ‘’İbrahim Ö. adında köylüm’’ işe çağrılıyorum sevinciyle o göçe katılır… Almanya’’nın Ruhr Bölgesinde yer altı maden ocaklarında götürüp işe koyarlar… İ.Ö. in 1965 ortalarında köye cenazesi geldi. Merhumun yukardan tepesine düşen taştı ölümüne sebep dendi … Yaşam koşullarının zorlamasıyla Malatya İş Bulma kurumuna 1965 sonlarında ben de dilekçe vermiştim, verdiğim dilekçeye’’1969 - Şubat sonu cevap aldım. 127 Malatya ve köylerinden Almanya’nın ‘’Köln Fort fabrikasına gönderilmemiz için işlemlere çağrılmıştık. Koşarak gittik. Neydi o sevinç yada üzüntü mü, onu bile bilemeden, oysa ki, birer ucuz iş gücü olarak çağrılıyormuşuz. Herkes, işin esasını ancak oraya vardığında anlayabilmişti… İsveçli yazarın dediği gibi, ‘’iş gücü çağrıldı İnsan çıktılar.’’ Hiç bir anlaşmaya tabi olmadan Dr. kontrolünden geçirilerek trenlere doldurtup gönderdiler… O insanlara oralarda, birer ucuz iş gücü, ‘’Gast arbeiter, misafir işçi’’ ne derlerse desinler, zamanın hükümetleri ‘’kendileri açısından’’ yerden göğe kadar da haklılarmış, çünkü onlar arkası kesilmeyen ‘’döviz kaynağı olacaktı oralarda… Anında adları da kondu ‘’Almancı’’ İki dere bir arada buldu herkes kendisini…1996 da yazmıştım ‘’Almancı Yabancılar’’ Yüz sayfalık o kitapta, oda ne demekti?, anlatmaya çalıştım… Arkasından ‘’Uzakta Çalan Davulun Sesi’’ ikinci kitabın sayfa sayısını 182 ye çıkardım. Oralarda neler oldu, ne şartlarda insanlarımız ekmeğini kazanmakta? Sanki kimlerin umurundaydı ki? Bir baktık adları ‘’Altın yumurtlayan tavuk’’ olmuş. Dedim ya, adamlar ‘’yerden göğe kadar da haklılarmış, ‘’karşılıksız döviz, su gibi aktı kasalarına ve akmaya da devam etmekte… ‘’Aracısı tefecisi, gümrükçüsü, Kom Basan’lar İpraş’lar, Fadıl’lar, Deniz fenerinden alında soymayan kim kaldı ki?, kaynar suda haşlanmış tavuk gibi yoldular hepsini. İlk olarak tahta bavul yada bez torbaları sırtlayan herkesin ‘’iki yıl da para kazanıp yurda ailelerinin yanına dönmek vardı hesaplarda. Amma, evdeki hesap pazara uymadı, o kararlara kapılar tamamen kapatıldı. İşte o günden günümüze dek, günden güne daha da tekelleşen sistemin rengi değişmedi… Bunlar yumurtlasınlar dendi. Bir seçme seçilme hakkını düzenleyemeyen ‘’Cunta ve devamı yönetimler’’ sahte ikinci vatandaşlığı dayattı o insanlara… ‘’Siz vatanınızı ve milletinizi seviyorsunuz, dediler. Ancak, kendileri hiç mi hiç. Örneğin ‘’Deniz Feneri meselesi, o paralar kimlerin alın teri göz nuruydu? Üzeri de kimler tarafından kapatılıp karanlıklara gömülmek isteniyor? Ülkeye dönüş umutlarını kaybeden, ucuz iş gücü olarak pazarlanan ve kalıcılığa zorlanan o güzel insanlardan bazıları ‘’bulundukları ülkelerde, ‘’işveren, siyasete atılan, mal mülk edinenlerin sayısı her yıl daha da artmakta… Şimdi yaşamı emeğine borçlu o insanlar, göçün elli yılını anmaktalar. Elbette ki, o günden günümüze dek köprü altından çok sular aktı, koskocaman bir yarım asır… Birinci kuşak üretimden düştü artık, yaşamları ‘’Kitap oldu, film oldu, oyun olup sahnelere kondu ve daha da olacaklardan gayri. Elimizden yurdumuzdan ayrıldık Acap nerde kalır sonumuz bizim Acı bir poyrazdı esti dağıttı Bilmem nasıl olur sonumuz bizim Bir gün gelir yaprak yaprak yazarlar Yaprakları kitap edip dizerler Kimimize garip mezar kazarlar Acap nerde kalır sonumuz bizim Ekmek için diyar diyar sürüldük Eşya olduk elden ele verildik Nere gittik ise ayrı görüldük Bilmem nasıl olur sonumuz bizim Ali Rızam, kime gidip dert açam Tapusuz dağ da yok oraya göçem Kanadım da yok ki Merih’e uçam Acap nerde kalır sonumuz bizim 01.11.1981 de yazıp (BBDKG) şiir kitabıma da koyduğum bu şiirimle o güzel emekçi kardeşlerime bulundukları ülkede sağlık ve mutluluk dolu bir gelecek diliyor sevgi ve selamlarımı gönderiyorum. Saygılarımla.

Misafir Avatar
Ali Rıza UĞURLU (Malatya) 8 yıl önce

MALATYA DA ULUSLARARASI TÜRK HALK MÜZİĞİ SEMPOZYUMU İlimiz Malatya ‘da üç güzel tam güne yayılan, ‘’80 kadar bilim adamının da davet edildiği ve davetli bilim adamı aydınlar tarafından günün önemine uygun hazırlanıp okunan bildirilerden de yararlandığımız güzel bir üç gün geçti… Konu: ‘’Türk Halk Müziğinin Dünü Bugünü ve Yarını’’ adlı bu sempozyum, edindiğimiz bilgilere göre ‘’Sayın Valinin Başkanlığında, Belediye ve İl Kültür Müdürlüğü tarafından ortaklaşa hazırlanmıştı. Sempozyum, müziğin önemine inanan ve iyiden iyiye anlayabilen herkes tarafından izlenmeyi dinlemeyi değerdi diye de düşünüyorum... Malatya da bir ilki yapılan bu sempozyum, Tarih 2011-11 Cuma günü saat 11oo de, Sayın Vali Doç. Dr. Ulvi SARAN’’ tarafından açılışı yapılıyor. Sempozyum ‘’Malatya Kültür Merkezinde iki Malatya lı sanat adamı ‘’ Kemal SUNAL’’ ve Fahri KAYAHAN ’’ın adı konan salonlarda sürdürüldü… Üç gün boyu bekleme ve dinlemeye değer ‘’TÜRK HALK MÜZİĞİNİN DÜNÜ BUGÜNÜ VE YARINI’’ ayrı ayrı her iki salonda yukarda da değindiğim gibi,‘’önceden hazırlanmış bildirilerle bölümler halinde dinleyicilere sunuldu… O üç gün boyu davet edilen ve bildiri sunan bilim adamlarını o vesileyle de tanıma şansımız oldu… Sempozyumun akışı hakkında fazla ayrıntılara girmek oldukça zor, çünkü her konuşulan ve sunulan bildirileri dinlemek için zamanı kullanmak bazı dışarı girip çıkma ve birilerine takılma gibi engeller ‘’isteye istemeye’’ zamanı alıp götürüyordu… Yine de ilk ve her akşam paneller bittiğinde, hazırlanmış olan konserler salonda bulunanlarca, ‘’sebebi ve sanatçılar sağ olsunlar, çok şeyi değiyordu… Çağrılan ve emek vererek hazırlanıp gelen ‘’değerli bilim adamları ve çalıp okuyan güzel sanatçılara rağmen ; ’’Türk Halk Müziğinin Dünü, Bugünü Ve Yarını, anlatılan salonlarda neden yeteri kadar izleyici yoktu? Diğeri, Halk türkülerinin oluşmasında büyük payı olan bir kaç ‘’halk şairine programda yer ayrılmaması da bir eksiklikti diye düşünüyorum. Emperyalist güçlerin sıkışıp ‘’üçüncü bir dünya savaşını dünya’nın eşiğine çektiği ve 7. Miyar insanın o korkularla yatıp kalktığı şu günlerde’’ sempozyumda halk şairlerine yer ayrılmaması Halk adının yer aldığı böylesi bir sempozyumda ‘’çoklarını bilemem’’ Bence bu bir eksiklikti diye düşünüyorum… Türk halk müziği içerisinde Alevi deyişlerinin öneminin ağırlıklı olarak vurgulanması gerekiyordu ve çok sayıda bildiri sunan hocalarımız bildirilerinde geniş de yer vermişlerdi. Yararlandığımız o oturumların arkasından bağlamalarıyla sahne alan dedeler okudukları deyişlerle savunulan doğruların altını ‘’o konuda’’ kalınca da çizmiş oldular… Konser saatlerinde, ‘’deyiş ve türküleriyle sahnede yer alan değerli sanatçıların sırasında, Sayın ‘’Nida ATEŞ bağlamasıyla ve S. Bayram BELGE gurubuyla unutulmaz bir müzik ziyafet verdiler katılımcılara… Sempozyumun akışı sunulan bildirilerle en kısa zamanda bir kitap olacağı ve o görevi de ‘’Araştırmacı yazarlardan ‘’S.Kemal DENİZ ve Yaz. Ar. YD. S. Ramazan ÇİFTLİKÇİ nin üstleneceği söylendi… Bu fırsatta ‘’yüze yakın aydın bilim adamına’’ üç değişik dalda kitabımı imzalamam beni en mutlu eden anlar oldu. O konuda Sayın YDAY. Ramazan ÇİFTLİKÇİ hocama yardımlarından dolayı teşekkür ediyorum… Bir sanat ve sanatçının dopdolu olduğu Malatya‘’da bu tip etkinliklerin bazı göze takılan eksiklikler de giderilerek, sık sık hazırlanmasının da yararlı olacağına inanıyorum ve bu sempozyumda özveriyle çalışan ve hazırlıklarda sorumluluk ve görev alan herkesi kutluyor ve teşekkür ediyorum. Saygılarımla.

Misafir Avatar
Muharrem Özdemir (İstanbul) 8 yıl önce

Hocamız Hıdır Karakuş'un vefat ettiğini öğrendik.Merhuma Tanrı'dan rahmet,yakınlarına sabır ve başsağlığı dilerim.Mekanı cennet olsun.

Misafir Avatar
Ali Rıza UĞURLU (Malatya) 8 yıl önce

ŞAİR HÜSEYİN GAZİ KİRAZ ’’IN ARKASINDAN Vefatını geç olarak haber aldığımız, yöremizin değerli ‘’düşünürü merhum şair’’ HÜSEYİN GAZİ KİRAZ’’A öncelikle toprağı bol ve yeri nur olsun diyorum. Merhum, saygın kişilikli olmakla ‘’bazı meziyetlerinin yanında, 1000 kadar şiirlerinden oluşan ‘’Duygu Kervanı Ve Duygu Harmanı’’ adlı iki kitabının altına imzasını koyup da aramızdan öyle ayrılmış oldu… O iki güzel eserini bizlere hatıra bırakmakla gönüllerde yer eden, değerli şair dostumuz ‘’HÜSEYİN GAZİ KİRAZ’’ı rahmetle yad ediyor, tüm aile ve dostlarına sabır ve baş sağlığı diliyorum. Ali Rıza UĞURLU

Misafir Avatar
SEVDA YALÇIN (İSTANBUL ) 8 yıl önce

Acı günümüzde gerek telefonla gerekse cenaze ve hafta yemeğimize gelerek bizleri yalnız bırakmayan ,acımızı paylaşan eş, dost ve arkadaşlarımıza teşekkür ederiz.Dursun Yalçın'ın eşi Fatma Yalçın ve kızları Sevgi,Sevda,Serap,Sonay

Misafir Avatar
Ali Rıza UĞURLU (Malatya) 8 yıl önce

ARGUVAN VE KÖYLERİ ÖTEKİLER MİDİR? Öyle ya, bildik bilineli, Arguvan ve köylerine burası bu ülkenin bir parçası, insanları da vergi veren askerlik yapan yurttaşlarıdır, diyebilen ve düşünen bir iktidarı Arguvan ve köyleri tanıyamadı… Sistemde söz sahibi olanlar, yada muhalefet sözcüleri, Arguvan ve köylerinde sorunları görüp yada dinlediklerinde ‘’bulundukları koltuklarda kahvelerini çaylarını içinceye dek ‘’konuşanlarla sadece konuşurlar… Yoncalı Sulama Barajı gündeme geldiğinden günümüze dek nice yıllar bıraktık gerilerde. Hani bir şiirimde demiştim ya. Bu yıl da ovana arpa ektiler Güzel Arguvan’ım buda mı kader? Ne sordular nede gelip gittiler Güzel Arguvan’ım buda mı kader? 1971 Aralık ayında Arguvan eski belediye başkanlarından merhum ‘’Zeynel ÜSTÜNER’’ Almanya Köln Şehrinde bizleri ziyaret etmişti. ‘’Yoncalı Barajı ile ilgili başvurumuza bakanlıktan olumlu ve sevindirici haber aldık, hazırlıkların son aşamada olduğunu ve takip edildiğini söylemişti… O günlerden günümüze dek, neredeyse dünyanın şekli değişti. Parlamentoya giren ve çıkan tüm vekillerimizce takip edilen bu projenin 1996 da inşatına başlanmıştı. Ancak, hiç de devlet politikalarına yakışmayan, uyduruk gerekçelerle AKP iktidarı çalışmaları dondurdu… Nedeni ne idi? Hani ‘’bu ilçenin adı Arguvan ya… Sayın Başbakan konuştuğu zaman ‘’nereden nereye der. Peki AKP 9 yıllık iktidarı döneminde, yöre millet vekillerinden meclis kürsülerinde kulakları patlatırcasına ‘’Arguvan Yoncalı Barajı yapılmayacak mı, deyip yükselttikleri seslere kim kulak verdi?, verilmedi, çünkü her sorun yerli yerinde sorun olarak beklemektedir… 46 köy ve mezralar dahil ‘’50. Bin Arguvan insanının kaçıp yöreyi terk etmelerinin tabi ki nedenleri ve sebebi vardı. Cumhuriyetin kurulması ve korunmasında da, var güçleriyle taraf olan bu yöre insanlarına son 60 yılın cumhuriyet hükümetleri nasıl bakmışlardı? Görünen köy kılavuz ister mi? Ötekiler olarak… Bilinen o ki, yörede iki yetkili kişi ‘’S.Kaymakamımız ve S. Belediye Başkanımız’’ Arguvan ve köylerinin başta ‘’su ve yol durumlarını yakından gören ve haberdar olan kişilerdir… Ancak; Kaymakam S. Mehmet. Maraşlı ve S. Bel Başk. Hüseyin TAŞTAN’’ ın bu sorunların çözümü için ‘’AKP iktidarından’’ gerekli desteği sağlayamadıkları görüşü yöre halkı tarafından da ağırlıkta olduğu kanısındayım… Bir örnek verecek olursak, Malatya Arguvan kavşağına varan 3,5 Km İsaköyü yolu delik yırtık olmanın ötesinde, tehlike arz eden önü gözükmeyen 4 tümseğin düzeltilmesi gerekiyor, olacak bir kazanın olmadan önlemin alınması açısından gereklidir diyoruz. O yol yüz kadar traktör ve diğer vasıtalarla eğrile doğrula gece ve gündüzleri durmadan kullanılmak zorundadır, umarız sorumlu birileri de bu konuya vakit kaybetmeden el atar diye düşünüyoruz… Sevindirici bir haber; CHP il Meclis Üyesi S. Mustafa MENGÜÇ, su sorunu olan 5 Arguvan köyünün İl Meclisinin gündemine alındığını söyledi. Umarız hayatı önceliği olan bu sorun pek yakında hallolur diyoruz… Güncel çok konuşulan iki konuya da deyinip sayfamı kapatmak istiyorum… S. Başbakan Almanya’’da, Alman Başbakanı Frau ‘’Angele Merkel’’inde hazır bulunduğu toplantıda (wirzind suzammen) Biz beraberiz demişler… Söz güzelde, ancak kendi ülkemizde ‘’wirzind suzammen’’mıyız, Sayın Başbakan sormazlar mı?, yani ülkemizde de, halklar arası birlik ve eşitlik sağlanıp her şey dört dörtlük, diyebilecek misiniz? Bu sorunun yanıtını S. Başbakandan alamayız da, bari sevgili okuyucu dostlar yorumlasın diyorum… Muhalefete gelince; Bu Kültür Kentine bir kültür evi yaptırıp bir yıl sonra gelip açılışını bizzat kendim yapacağım. Bu söz CHP adına zamanın genel başkanı S. Deniz BAYKAL ‘a aittir. Bu söz 7, Türkü Festivalinde verilmişti, Festivalin 9, da yapıldı CHP adına verilen bu sözün arkasında kimseler yok, bilindiği üzere, söz askıda sevgili dostlar. Saygılarımla.

Misafir Avatar
Ali Rıza UĞURLU (Malatya) 8 yıl önce

Tüm Dünya halklarına huzurlu bir gelecek dileklerimle 88, Cumhuriyet bayramımız kutlu geleceğimiz aydınlık olsun diliyorum güzel insanlar. CUMHURİYET Bir güneşsin üstümüzde Görüyoruz Cumhuriyet Çağdaşlığa önün açık Yürüyoruz Cumhuriyet Seni kuran anılacak O ölmedi yaşayacak İlkelerin korunacak İzliyoruz Cumhuriyet Sen varsın da demokratız Çağdan geri kalamayız Daha laik olacağız Caymıyoruz Cumhuriyet Gençliğe oldun emanet Yolun ilimle marifet İlkellik-mi bir rezalet Kınıyoruz Cumhuriyet Yaralar var sarılacak Yaradan iz kalmayacak Paylaş barış kurulacak Kuruyoruz Cumhuriyet Hey gidi hey Gazi PAŞA Eserlerin ile yaşa Kimse düşmesin telaşa Koruyoruz Cumhuriyet Çağdaş hukuk işleyecek Demokrasi güçlenecek Dilimizden düşmeyecek Söylüyoruz Cumhuriyet Hürriyet´i sende bulduk Hakimiyet hakkı aldık Devrimlere adım attık Yürüyoruz Cumhuriyet Ülke senle kalkınacak Işıdıkça ışıyacak Kir beyinler arınacak İşliyoruz Cumhuriyet Sosyal hukuk dan yanasın Sorulursun sorgularsın Kurumlar var kurulusun Biliyoruz Cumhuriyet Ali Rza’lar yaşatacak Düşmanından korkmayacak Ata mız rahat yatacak Bekliyoruz Cumhuriyet Saygı ve muhabbetlerimle.

Misafir Avatar
Ali Rıza UĞURLU (Malatya) 8 yıl önce

Sayın Asim AYDOĞDU hemşerimizin rahatsızlığını üzüntüyle öğrenmiş olduk, yöremiz Arguvan''nın ''adı ve kültürünü duyurmakda ve yaşatmakta özel çaba harcayan sevgili hemşerime en içten dileklerimle geçmiş olsun diyor, en kısa zamanda sağlığına kavuşuı yuvasına ve o güzel çalışmalarına kavuşmasını diliyorum.

Misafir Avatar
Ali Rıza UĞURLU (Malatya) 8 yıl önce

BARIŞIN ADRESİ HALKLARIN KARDEŞLİĞİDİR Doğu Batı bloklar arası rekabet varken, batı ve müttefik ülkelerde ‘’halkların kardeşliği’’ genellikle de emek yanlılarının ağzından düşmezdi. Peki neyi çağrıştırırdı o sesler?, yanıtı gayet açık ‘’barışı’’ Artık her yanıyla gelinen ve gelişen bir çağda geçmişe paydos denilmesi gerekir diye düşünülürdü… Dediğimiz denge ne yazık ki an meselesi alt üst edildi. Hızını almakta zorlanan ‘’emperyalist ve onun gölgesinde sömürüye gönül bağlamış, ‘’kapitalist ensesi kalın doymazlar, inişe geçtiler’’ ve hedeflerine koşmakta da rahatlamış oldular. Altmışlı yıllardan başlayarak ‘’Amerikanın ve hırsız iş ortaklarının meğerse ki akıllarına o sözlerle taş getirilmişti. Dünya halkları kardeş olduğunda elbette ki onların koca göbekleri patlarcasına boşalıverecekti… İlk fırsatta balkanlardan başlamak suretiyle bölüp parçalamayı başarıp binlerce insanın katili olmak pahasına dünyaya açılıverdiler. Sömürü iş ortaklarının, daha önceden hazır Ortadoğu projeleri vardı ve petrol bölgeleri içinde olan Irak tan başlayarak Milyon insanın kanlısı olmayı da şanlarına yakıştırdılar… ABD Bu yıl sonuna kadar Irak’tan askerini çekecekmiş. Demek orada karnı kana doydu zalimin… Katil Nato yu besleyen iş ortakları barbarca Gaddafi yi de yedi ve koltuğuna ‘’şeriat denen bir şer düzeni için hazırlıkların önünü açtılar, daha da diş biledikleri sırada birileri kanlı ağızlarının içinde örselenip duruyor. Halkların kardeşçe yaşaması gereken mozaik bir Türkiye de, sistemci ağa ve patron işbirlikçileri, bu akışa kürek sallamaktan bir ayak bile geri durmadılar… Öbür taraftan ‘’Kürtler Türk, aleviler de Sünni dür dayatması ile ülke ne kadar can ve maddi kayba uğratıldı, biliniyor olsa gerek. Öyleyken; Kürtler artık mecliste temsil edilebilmektedir. Elbette ki varlar ve kültürel hak ve hukukunu BMM deki temsilcileri aracılığıyla almalıdırlar. Hiçte çağdaş olmayan ‘’10% luk Seçim barajını da yırtarak meclise girmeyi başardılar… Yani yasamada söz sahibi durumundadırlar. ‘’Kan dökmekten ve döktürmekten derhal vazgeçilmelidir diyoruz… İktidar ve tüm muhalefet partiler Kürt varlığını kabul etmenin ötesinde ‘’Kürt kardeşlerimiz artık diyebilmekteler. Şimdiyse, en kısa zamanda yapılacak‘’yeni bir anayasa da ‘’yurttaşlık kavramı ve içi doldurularak barışın kapıları aranmalıdır diyoruz. Öylelikle, terör belası da ortadan kalkacaktır diye düşünüyoruz ve kalkmalıdır da… Tüm aydın ve laik çağdaş herkesçe, her iki tarafın ‘’ne silahla ve nede inatla bir yerlere varamayacağı görüşü ağırlıklı olarak savunuluyor diye düşünüyoruz … Bin yılı aşkın bir süredir, birlikte iç içe yaşamış ‘’Türk Kürt halkları yanında ülkede yurttaş olarak yaşayan tüm farklılıklar yasal düzenlemelerle ‘’renklilikler olarak güvencede olmalıdır. Devlet ve kurumlarının‘’her konuda’’ herkese aynı mesafede, halkların kardeşçe ve huzur içinde yaşaması için, yep yeni mozaik bir Türkiye anayasasıyla yapılanmalıdır diye düşünüyoruz… Saygılarımla.

Misafir Avatar
Ali Rıza UĞURLU (Malatya) 8 yıl önce

Ali Rıza UĞURLU 23.Ekim 2011 Pazar saat 13.45 sularında Van ve çevresinde oluşan deprem felaketi tüm ülke ve hepimizde büyük sıkıntı ve derin üzüntüler yaratmıştır. Bu doğal felakette yaşamını yitiren ve evlerinden olan insanlarımızdan yaşamını yitiren canlara ‘’rahmet yakınlarının acılarını yürekten paylaşıyor ve tüm ülke insanlarımıza sabır ve baş sağlığı diliyorum. Ülkemizde rastlanan bu gibi doğal felaketlerin bir daha yaşanmaması dileklerimi yüce Mevla’dan diliyor ve niyaz ederim.

Misafir Avatar
Muharrem Özdemir (İstanbul) 8 yıl önce

deyerli komşumMurat Edenin ölüm haberinialdım çok üzüldüm Murata tanrıdanrahmet dile mekanı cennet olsun.Edeailesine baş saglıgı diler allahtan sabır vermesini dilerim.

Misafir Avatar
muharrem özdemir (istanbul) 8 yıl önce

Bircik arkadaşım rahmetli CumaliAyazın hanımıZeynep hanıma tanrıdan rahmet diler mekanı cennet olsunAyaz ailesine baş saglıgı diler Saygılar sunarım

banner45

banner39

banner44

banner56