Ziyaretçi Defteri

Ad Soyad

E-Mail

Şehir

Yorum

Misafir Avatar
Adnan barut (İstanbul) 9 yıl önce

Seçmen olmak, 12.Haziran seçimlerinde seçmen olarak sadece kendi düşündüğümüz olmasını istediğimiz partiye oy kullanıp görevimizi tamamlamış olacağız,ancak bugüne kadar yaptığımız bu hatayı önümüzdeki seçimlerde yapmayalım, seçim öncesi süreçte sandıkbaşına gidinceye kadar partimizin bir yöneticisi gibi bulunduğumuz her ortamda kahvede,evde misafirlikte piknikte seyahatte ülke meselelerine deyinerek yapabildiğimiz oranda chp nin iktidar olması yönünde katkıda bulunalım,kendi kabuğumuza çekilmeyelim cesur ve yürekli olalım neden chp olamlıdır tezini bildiğimiz kadarıyla bilmeyenlere etnik kimlik ve dini ayrım yapmadan ülkemizin geleceğini çocuklarımızın geleceğini düşünerek oylarımızı birleştirelim bir olalım pir olalım diri olalım, bir oyun bile önem taşıdığı haziran seçimlerinde ülkemizi etnik ayrım yapmadan kardeşçe sosyal demokratik ve hukuk devleti anlayışıyla çağdaş, uygar yaşamak için hakça paylaşım eşit adeletçi anlayışla yönetilen bir iktidara kavuşturalım. saygılarımla.

Misafir Avatar
Yusuf Aslan (Malatya / Fethiye.) 9 yıl önce

ELİF KIZ’IN KADERİ.! İşte böyle diyerek yazımı yazmaya 1996. yılının son çeyreğinden alıp 1997 yılından başlayarak, gizli kalmış bir dramı gün yüzüne çıkarmaya çalışacam, ancak bu yazımı yazarken hemi içim hemide ellerim titredi, gözlerim dolu, dolu oldu, boğazım düğümlendi, nefes alıp vermem bile zorlaştı, işte böyle hazin bir duygu içinde kendimi bu duygudan kurtararak bi gayret ile cesaretimi bir araya toplayıp yazımı yazmaya devam ettim. Evet sevgili canlar toplumların içinde bazı zorbaların varlığı aşikar olduğu gibi öte tarafta mazlumane yaşayan kişileride ezmekten haz duyan gaddar ve sömürücü zalimlerin pençesine düşmüş zavallı insanlarında var olduğu gün gibi aşikardır, ve bu vicdansız ve merhametsiz bazı zalimlerinde ülkesi olan bir ülkede yaşamanın ne kadar zor olduğunu zannedersem bir ben değil insan olupta vicdanı ve merhameti var olan bütün herkesin bu acı durumu bildiklerinin ve hemide nefret ettiklerinin inancındayım. Rüzgarda uçup savrulan bir yaprak ve de denizde rotasını kaybetmiş bir gemi misali, Elif kızın kaderininde nasıl yön bulduğunu bir nebzede olsa anlatmaya çalışacam. Adana, kuru köprüde ( 9 ) dokuz katlı karıncalar mağazasına çalışacak eleman alınması için belli tarihlerde 18, 20, yaşlarındaki genç çocukları imtihana tabii tutarlar, imtihanı kazanan becerikli ve maharetli çocukları işe alıp çalışmalarını sağlarlar. Halka hizmet Hakka hizmetten yola çıkarsak bu gençleri sokaktan alıpta çalışmalarını sağlamaları kayda değer önemli bir gelişme olarak görüyor ve düşünüyorum. Bu imtihanlardan birinde 1996, yılında Elif Aslan’da imtihan a girerek karıncalar mağazasında işe girmeyi hak kazanmıştı. Nitekim kısa bir süre sonra parfümeri bölümünde iş hayatına başlayan Elif Aslan, Malatya’nın Fethiye köyündendi. Mağazada gözlemci olarak çalışan karıncalar mağazası sahibinin teyzesi oğlu Hüseyin Şahin’in kız kardeşlerinden birininde Malatya Fethiye’de gelin olmasından dolayı Hüseyin Şahin, Elif Aslan’a sıcak ilgi ve alaka göstererek her ikisininde araları baba evlat sevgisine dönüşür. Hüseyin Şahin kendini Elif kıza sevdirmenin ötesinde, kendi aile efratınıda sevdirerek gönlünü feth edip kazanmayı başarmıştır. Aslında onun aklında başka planları vardı ve planlarının var olduğunuda ancak kendisi biliyordu. Nitekim belli bir zaman sonra planlarını uygulamanın zamanın geldiğinin farkına varıp uygulama yöntemine başlar, yani Elif kızı, oğlu Mustafa’yla izdivaç kurmalarını uygun görüp Allah’ın emri ve Peygamberin kavliyle Elif kızı, Elif kızın babası Yusuf ve annesi Hatice’den isterler. Sayfa: 1. Yusuf Aslan. Malatya / Fethiye.

Misafir Avatar
Ali ÖZÇELİK (ANKARA) 9 yıl önce

MALATYALILARDAN ETKİNLİKLER BAŞLADI Ankaradaki Malatyalılar 25.03.2011 günü iki etkinlik gerçekleştirdiler. Birincisi Çağdaş Malatyalılar Gecesiydi ,Başkan Kubilay GÜNER'in açış konuşmasıyla başladı.Sonra kürsüye gelen Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi YAŞAR"Biz terbiyemizi bir Malatyalıdan;İsmet Paşadan aldık" diyerek coşkulu bir konuşma yaptı. İkinci etkinlik ise Ankara Malatyalılar Derneğinin "İsmet İNÖNÜ'yü Anma"Toplantısıydı,Önce TRT den Hülya hanımın hazırladığı "ATATÜRK ve İNÖNÜ" belgeseli sunuldu,ardından kürsüye gelen İNÖNÜ'nün kızı Özden TOKER,kısaca;Cumhuriyet Ailesi,Köy Enstütüleri ve Halkevleri anılarından bahsetti ama –İkinci Dünya Savaşı yıllarında biz Cumhurbaşkanı Ailesiydik fakat bizim evede karne ile ekmek alınırdı- sözü dakikalarca alkışlandı. Muharrem KILIÇ Özden Hanım’a bir demet çiçek taktim etti.Katılımcıların sayın TOKER’le fotoğraf çektirmesiyle toplantı sona erdi.

Misafir Avatar
Avukat Özgür Bakanay (İstanbul-Kadıköy) 9 yıl önce

Siteniz gerçekten çok güzel olmuş. Tebrik eder, başarılarınızın devamını dilerim. kadıköy merkez avukatlık bürosundan avukat özgür bakanay

Misafir Avatar
Ali Rıza UĞURLU (Malatya) 9 yıl önce

ÖZLETTİNİZ BARIŞI (Dememiş miydim? Özlettiniz bize, özge barışı Sevdası yürekte, tak diyebilir Devran küskün, doğa küskün kul küskün Dalgınlar uyanıp, hak diyebilir Şu alemi, birkaç kişi yapmadı Dağlar dikip, engin çukur tepmedi Deniz oyup, ırmakları çekmedi Ayrıya gayriye, yok diyebilir Bence dua doğa sevmek, can sevmek İbadetse, cana sevgi beslemek Laf demeden, yürek sesi dinlemek Adam üstü kula, çark diyebilir (Dediler bile) Ali Rıza´m, Evren cümle alemin Üstümüze tankla, copla gelmeyin Kükrerse yüreği, böyle diyenin Yaptığın silahtan, kork diyebilir ‘’İnsan üstü gibi görünmek isteyenlere 27.09.1999 de yazdığım ‘’MMK şiir kitabımda demiştim… Monarşi dediğimiz ‘’tek kişi saltanatları’’ elbette ki yıkılacaktı, tek tek de arkası alınacaktı ve alınıyor da… Ancak, uyanık, demokratik, seçmen kararlarının gölgesinde ‘’demagoji’’ yaparak, mecliste çoğunluğu yakalayıp parlamento içi oligarşi benzeri ‘’şef düzenini’’ oluşturanlar, sizlere de sıra gelecektir ve çalıp çırptığınız millet mallarını alıp kaçamayacaksınız da. O zaman ben seçimle geldim demekle de paçayı alamayacaksınız… Hani, Gaddafi de ‘’ben devrim yaptım’’ deyip barım barım bağırıyor ya … Öbür taraftan, zorba sistemlerine karşı halk hareketlerini bir fırsat bilip ‘’araya dalan süper güçler’’ siz her ne kadar ‘’biz sivil halkı kırdırtmayız’’ deyip öldürücü araç ve gereçlerinizle’’ yıkıp yakıp aralarda kan dökseniz de ‘’yalan ve yalancılarsınız… ’’ O ülkeler baş kaldırıp devrim ayak seslerini tüm dünyaya duyuran halklarındır, ‘’yer altı ve yer üstü her şeyleriyle de’’ ilelebet onların olacaktır… Varşova denen koca pakt gitti, insanlık alemi gün gelecek ‘’Kuzey Atlantik paktı dediğiniz ‘’Nato’yu da dağıtacaktır, bilmiş olasınız. Saygılarımla.

Misafir Avatar
Ali ÖZÇELİK (ANKARA) 9 yıl önce

MANİDAR 15 Mart 2011 Salı günü Ankara'da yapılan "Arguvan Türküleri ve Muharrem TEMİZ " Konserini izleyemedik. 12 yıldır Ankarada yaşayan bir Arguvanlı olarak şunu düşünüyorum; Sıradan bir sanatçının bile,herhangi bir proğramını haftalar önceden ,birkaç defa SMS göndererek pekiştirmeye çalışan zihniyet ,Muharrem TEMİZ'e gelince "üç maymun" oynamalarını "Manidar" buluyorum.

Misafir Avatar
Ali Rıza Ugurlu (Malatya) 9 yıl önce

BİR YANDAN DOĞAL AFETLER, ÖZGÜRLÜK SAVAŞLARI, AÇLIK VE YOKSULLUK, ŞEHİR EŞKIYALARI, DAHA DA DOĞRUSU ‘’HER YANIYLA KİRLİ YÜREKLERİ YIRTIP GEÇEN HUKUKSUZ VE ADALETSİZ BİR DÜNYA DÜZENİNDE; ŞU TÜRKÜLER OLMASAYDI? Ne olurdu benim halim Şu türküler olmasaydı Lal olurdu ağzım dilim Şu türküler olmasaydı Dostluk nedir bilemezdim Bir gönül e giremezdim Sevsem bile diyemezdim Şu türküler olmasaydı Türküdür sevdanın ağı Türküdür gönül otağı Paslanırdı ses kulağı Şu türküler olmasaydı Dert yığardık odak odak Gözler yaşlı yüzler ıslak Yurt olurdu köşe bucak Şu türküler olmasaydı Kim gezerdi aşk elinde Gecesinde gündüzünde Yel eserdi saz telinde Şu türküler olmasaydı Oku Arguvanlım oku Vur tellere sevda doku Ta içten tutardı uyku Şu türküler olmasaydı Can canana gitmez idi Yanan ateş tütmez idi Sevda yeli esmez idi Şu türküler olmasaydı Arguvan ı kim sorardı Oy amanı kim yorardı Yar deyip de kim yanardı Şu türküler olmasaydı Ali Rıza’m türkü dedik Gönülden gönül e girdik Gurbette nasıl ederdik Şu türküler olmasaydı Saygılarımla.

Misafir Avatar
A.Kadir tercanlı (ist) 9 yıl önce

bugün FETHİYELİlerin istanbulda gecesine katıldım. çok beğendim.orda ARGUVAN türküleri dinledim beğendimde . sitenize türkülerinize tşk.konuşmacılarda iyiydi. özellikle adı ALİSEYDİ olan emekli asker çok güzel konuştu.ARGUVAN gecesi dahada iyi olur diyorum.slmlr

Misafir Avatar
hasan hüseyin yücedağ (antalya) 9 yıl önce

YILARDIR BEN BİLİYORUM ARGUVANA YATIRIM NAMINA HİÇ BİRŞEY YAPILMIYOR YAPLMAYA TEŞEBÜS EDİLİYOR AMA YARIDA BIRAKILIYOR ENBÜYÜK SORUNU SU VE HASTANE İNSANLAR YOLARDA CAN VERİYOR.

Misafir Avatar
ALİ DOĞAN (ANKARA) 9 yıl önce

CHP MALATYA MİLLETVEKİLİ Sayın MEVLÜT ASLANOĞLU MALATYA da YEREL BASINDA Kİ AÇIKLAMASINDA MALATYA YA KIRGIN OLDUĞUNA MALATYADAN BİR DAHA ADAY OLMAYACAGINI AÇIKLAYARAK SİTEMİNİ DİLE GETİRMEKTEDİR. CHP nin BİR ÜYESİ VE BİRLİKTE SİYASET YAPMIŞ BİR ARGUVAN LI SEÇMEN OLARAK DA BU ZAMANA KADAR VERMİŞ OLDUĞUMUZ DESTEGİN KARŞILIGININ BU OLMAMASI GEREKİRDİ.BİZLERE ÖDEYECEĞİ VEFA BORCU BU OLMAMALIYDI.SİTEMİNİ ARGUVANLI BİR SEÇMEN OLARAK KINIYORUM.BİZDE KENDİSİNE TAVŞAN DAĞA KÜSMÜŞ DAĞIN HİÇ HABERİ YOK DİYOR YENİ ADAYLIK YOLCULUĞUNDA BAŞARILAR DİLİYORUZ..............ALİ DOĞAN- ANKARA

Misafir Avatar
Ali Rıza UĞURLU (Malatya) 9 yıl önce

JAPONYA HALKINA BAŞINIZ SAĞOLSU DİYORUZ O büyük afette canlarını kaybeden insanlara öncelikle rahmet diliyor, Japon halkına başınız sağ olsun deyip, geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz… Önünün kesilmesi imkansız olan bu ve benzeri doğal afetler karşısında ‘’o çaresiz JAPON kardeşlere yardım el uzatmaktan başka yapılacak bir iş olmadığının tüm insanlık bilincindedir diye düşünüyoruz… Deprem ve Tsunami ile usule gelen felaketlerin önüne geçmenin kolay olmadığını herkes bilmektedir. Ancak; insan eliyle bilerek inşa edilen ‘’nükleer santral yapılma tehlikeleri nasıl göze alınabilir ki? Tüm dünyayı düşündüren büyük ve arkasında acı izler bırakan 1986 Çernobil olayı henüz unutulmamış olsa gerek … Öyleyken; ‘’kimyasal Atom santrallerini yapmakta kararlıyız’’ diyebilen, ne yazık ki politikacıları da var… Japonya da yaşanan bu acılı hadise karşısında ‘’tüm dünya halklarının işletilmede olan tüm bu tip santrallerin kapatılması ile ilgili tavır almaları artık kaçınılmaz olsa gerek… Daha yakın bir tarihte, ‘’26 Nisan 1986 da Çernobil de arızadan dolayı kimyasal gaz sızma olayı, Tüm Avrupa ve Asya kıtasını da kuşatmıştı ve 2. Milyon insanı etkileyen ve binlercesini kanser hastası edip ölümüne neden olan yakının Çernobil felaketi nasıl akıl ardı edilebilir ki… Doğayı da zehirle karıştıran o tesis ‘’Çernobil’’ uluslar arası baskıların artması sonucu ancak 2000 yılında kapatılmış oldu… Doğada ‘’güneş ve rüzgar’’ yoluyla enerji üretme imkanları ‘’yıllardır düşünülmüş hazırken, inadına bu Atom santrallerini çoğaltma kararlılığını hayra yoramıyoruz ve ‘’tüm dünya halklarını bu son ‘’Japonya felaketinden sonra’’ düşündürüyor olsa gerek. Uzun yıllar çevre örgütlerinin direnişlerini bir hiç sayma sorumsuzluğunun önüne ne yazık ki bir türlü geçilemedi… Medyadan öğrendiğimize göre, Japonya da tesis arka arkaya üç sefer infilak etti ve tüm dünyayı hayati korkularla karşı karşıya bıraktı denmekte… Yaşamı göz göre göre tehdit eden girişimler artık son bulmalıdır diyoruz. Bilerek ‘’er yada geç’’ biz bu işte kararlıyız, gibi çıkışlarla felaketlere davetiye çıkarmak, kesinlikle kabul bulmaz ve bulmamalıdır diyoruz. BÖYLESİ BİR DÜNYA KURASIM GELİR Zamana uymayan bozuk düzenin Sahibi olandan yılasım gelir Çağı çarpıtıcı kanun yazanın Alıp suratına vurasım gelir Oynandıkca bakılırsa oyunlar Çok evlenir dur etmezsek hainler Gümbür gümbür çalındıkça davullar Duymayan kulağa giresim gelir Sürecek mi durasıca bu devir Aktı gitti yıllar sanki bir nehir Görmeye yetmezse bendeki ömür Ağaran saçlarım yolasım gelir Çatlamış tabanlar nasırlı eller Rengi dili dini suç olan kullar Tarihte gömülü acılı yıllar Böyle defterleri düresim gelir Toprağı ağasız sürmektir arzum Patronsuz fabrika kurmaktır arzum Atomsuz Netron suz gülmektir arzum Ali Rıza’m, Böylesi bir dünya, kurasım gelir Saygılarımla 01.17.1991/ BBDKG. Şiir Kitabımdan

Misafir Avatar
Hüseyin Şahin (Malatya) 9 yıl önce

Malatya'mızın bakış açısını değiştirerek bir eksikliği gidermiş olan haber sitenizin hayırlı olmasını diler, sağlık ve başarı dileklerimizi sunarız. Korucuklu Site Editörlüğü http://www.korucuklu.com

Misafir Avatar
kazım eroğlu (ist.) 9 yıl önce

ŞOTİK DERNEĞİNCE DÜZENLENEN PANEL ÜZERİNE Şotik derneğince düzenlenen “Tarihten Geleceğe Açılım Sürecinde Alevilik ve Kimlik” konulu panel, 13 Mart Pazar günü, Bağcılar Cemevi’nde yapıldı. Kemal Bülbül, Hamza Aksüt, Erdoğan Aydın, Hasan Kılavuz ve Hüseyin Cılga’dan oluşan panelistlerin konuşmasından önce Muharrem Temiz tarafından da Alevi deyişlerinden oluşan güzel bir sunum yapıldı. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Eğitim ve Örgütlenme Sekreteri Kemal Bülbül tarafından yönetilen panelde, ilk konuşmacı olarak Alevi Ocakları ve Alevilerin sosyal ve coğrafi kökenleri üzerine araştırmalarıyla tanıdığımız Hamza Aksüt yer aldı. H.Aksüt konuşmasında; Alevi kimliği üzerine birçok farklı düşüncelerin olduğunu, bu konuda bir bilgi kirliliği yaşandığına dikkat çekerek , “Kimileri ‘Luvi’ deyiminden ‘Alevi’ terimini üretiyor,bu son derece yanlıştır. ‘Alevi’ Arapça bir deyimdir, Ali adından gelir” dedi. H.Aksüt ,Alevileri sadece Türkiye’de var saymanın ve ‘Anadolu Aleviliği’ deyiminin de yanlış olduğunu söyleyerek; Aleviler Türkiye’nin yanı sıra İran,Irak,Suriye,Azerbaycan ve Balkanları da içine alan geniş bir coğrafyada,farklı etnik yapılara mensup olarak varlıklarını sürdürdüklerini, bunlar içinde nüfus olarak da Kürtlerin çoğunlukta olduğunu belirtti. Alevi kültür, edebiyat, ve folkloru üzerine araştırmasıyla tanınan Hüseyin Cılga konuşmasında; Aleviliğin yaşanılan bir olgu olduğunu belirterek ,sosyal kültürel boyutuyla sözlü geleneğe dayanan Aleviliğin dinsel bir kültür olduğunu; Maverünnehir, Horasan ve Anadolu üçgeni içinde sentezlendiğini,İslamiyet’i kabul ederken eski kimi inançlarını da (atalar kültü, kurban kültü, tabiat kültü v.b.) buna eklemlediğini,geçmişten günümüze bu inanç kaynaşmasının yaşandığını dile getirirken ,Aleviliğin imece kültüründen gelen paylaşımcı yanını ,hoşgörü ve barışçıl yönlerine de dikkat çekti. Gazeteci, yazar,araştırmacı kimliğiyle basından da tanıdığımız Erdoğan Aydın yaptığı konuşmada ; kimlik tartışmasında farklı yaklaşımların yadırganmamasını,bunu bir sorun değil zenginlik olarak görmek gerektiğini dile getirerek ‘Anadolu Aleviliği’ deyimini de, her ülkenin kendi özgün yapısından dolayı doğru bulduğunu söyledi. Aleviliğin, Yukarı Mezopotamya ve Anadolu’da şekillendiğini, totaliter bir inanç olmayan Aleviliğin farklı kültürlerle kaynaşması sonucunda farklı yorumları da kendi bünyesinde taşıdığına dikkat çeken E.Aydın, “Asıl tehlike Aleviliğin tek tipleştirilmesi,Türklüğe indirgenmesidir.Bu faşist,ırkçı bir yaklaşımdır” dedi.Soru bölümünde kimi sorulara verdiği yanıtta; Aleviliğin ancak kendinde anlaşılan bir yol olduğunu,bir başka inancın bir parçası yada mezhebi olmadığını ,Edebali’nin Babai ayaklanmasına katıldığını, Ahmet Yesevi’nin ise Alevi olmadığını söyledi. Panelde kadınların pek yer almadığını gören Dersimli Hasan Kılavuz Dede ise , erkekleri sorgulayarak başladığı konuşmasında güncel yaşadıklarımız üzerine,Alevi ibadeti ve anlayışı üzerine şu çarpıcı ifadelere yer verdi: -Aleviler kendi dilinde ibadet eder, -Alevilik kendi başına inançtır; kendisi başka inançların içinde erimemiş, bütün inançları alıp kendi potasında eritmiş bir inançtır, -Yere yatıp kalkmak ibadet değil, yerdekini kaldırmak ibadettir, -Her zaman kişi ibadet halinde olmalı, bu erdemli bir kişi olmaktır, -Cem ibadet değil rızalık alıp vermektir, -Alevilik, ancak yaşanarak öğrenilir, -Görmediğim, dokunmadığım, tutmadığım tanrıya inanmam, -Müsaiplik ve kirvelik bu inancın temel kuralıdır, bu inancımızı bugüne getirmiştir, -Kurban inancımız vardır, kurban bayramı yoktur, kan dökmenin bayramı olmaz, -Hızır kutsaldır. Cem en büyük bayramımızdır, -Alevilerde ölüm yok, hakka yürümek vardır. - Cennet cehennem yoktur, her şey bu dünyadadır, -Kadın erkek bizde eşittir. Kemal Bülbül ise konuşmasında tüm inanç ve kültürlerin eşit yurttaşlık ve demokrasi istemi ve bu haklar için mücadele etme kararlığı üzerinde durarak, sistem bizim inancımızı ve kültürümüzü reddediyor. Tüm mazlumların, mağdurların, yoksulların yanında olmak Aleviler için ibadettir. Kürt olmayan Aleviler de Kürtlerin haklarını savunabilmeli .Günümüzü Muaviye dönemine benzetiyorum,açılımlar kandırmacadır.Kürt açılımı yapıyorlar Kürtleri içeri tıkıyorlar,Alevi açılımı yapıyorlar zorunlu din dersleri ve diyanet olduğu gibi duruyor, Romen açılımı yapıyorlar Romenleri yaşadıkları yerden sürüyorlar.Herkes olduğu gibi kabul edilmeli.Devlet herkese eşit yaklaşmalı.Yetmiş iki millete aynı gözle bakan bizler,zulmün karşısında durmalı,haklarımız için onurlu bir duruş sergilemeliyiz, diye özetle düşüncelerini ortaya koydu. Çözülmemiş bir sorun olarak güncelliğini yitirmeyen Aleviliğin, kendi üzerine yapılan tartışmalarda farklı yaklaşımların oluşmasının temel kaynağı, sanırım, Aleviliğin dogmatik kalıplar manzumesi olmayan, bilinmeyen dünyaya değil yaşadığımız gerçek dünyaya ilişkin önermeler sunan temel özelliğidir. Bu panelde de yanıtlanması gereken birçok soru kafamızdan geçmiştir; en basitinden Aleviliği bir din olarak, bir inanç olarak ve bir yol olarak değerlendiren konuşmacılar oldu. Bu kavramlar birbirinden farklıdır; ancak, Aleviliği bir din olarak değerlendirenlerin bile, burada, İslamiyet’te yada Hıristiyanlık’ta olduğu gibi bir ilahi gücün buyruğunu aramazlar. Alevilik üzerine yapılan değerlendirmelerde asıl olumsuzluk ve tehlike, kafalar bulandırılarak Aleviliği İslam’a yamama ya da Türk-İslam sentezi çerçevesinde tek tipleştirilerek gerici, faşist ve ırkçı bir yöne bükülmesidir. Ancak, asırlardır tüm baskılara, tüm zulümlere, tüm katliamlara karşın kendi yolundan sapmadan yürüyen Alevilik, bundan sonrada aynı inatla ve inançla yoluna devam edecektir; ta ki, tüm dünya halklarının eşitlik ve özgürlüğüyle dünya kardeşliği kurulana kadar. Böyle bir paneli tertip eden Şotik (Çobandere ) Derneğimize, değerli konuşmacılarımıza, derneğimizi yalnız bırakmayan Arguvan Vakfı yönetim kurulumuza, panele katılan Şotiklilere ve tüm dostlara ve de birçok etkinliğimizde hep bizlerle birlikte olan değerli sanatçımız Muharrem Temiz’e teşekkürler.

Misafir Avatar
Ali ÖZÇELİK (ANKARA) 9 yıl önce

CHP'de Birlik ve Beraberlik 12 Mart 2011 tarihinde Ahmet Taner Kışlalı Spor Salonunda"CHP'de Birlik Beraberlik ve İktidara Yürüyüş Toplantısı" yapıldı,toplantı Saat 10.30 da -Bir Islıkta Sen Çal -Şarkısı ile açıldı ,arkasından"Biz Hazırız" filimi ile Haziran da ki seçimlerde yapılması gerekenler anlatıldı, "Ampülün Patlatılması" sahnesinde izleyicilerin coşkusu görülmeye değerdi. Sayın KILIÇDAROĞLU ;aile sigortası,bedelli askerlik,yolsuzluk, yoksulluk,tekel işçileri,sarı sendikacılık ve özgür basın başlıkları üzerinde konuştu,bir ara Yoldaşlarım ! diye hitap edince CHP'li Gençlik "Halkın Umudu Kılıçdaroğlu" sloganıyla yanıt verdi. Katılımcılar arasında Şevket KÖSE,Mevlüt ASLANOĞLU,Muharrem KILIÇ,Hüseyin TAŞTAN,Aliseydi MİLLİOĞLU,Hasan YÜCEL, Mustafa MENGÜÇ ile Ankara'da yaşayan Arguvanlılardan Kadir YILDIRIM, A.Hüseyin DOĞAN ve Mehmet GÖKSU bulunuyordu.Toplantı 12.00 dan itibaren basına kapalı olarak devam etti.

Misafir Avatar
ASKER DOGAN (Arguvan) 9 yıl önce

SEMPOZYUM Ankara Arguvanlılar Dernek Başkanı Sayın Asım AYDOĞDU ve yönetim kurulu üyelerinin 3.sünü düzenlemiş oldukları Arguvan konulu Sempozyum eminimki benim gibi yüzlerce katılımcıyı da etkilemiştir. Elbetteki sempozyumun Arguvan ve Arguvanlılara katkısı çoktur.En azından sorunlar ve çözüm yolları ve önerilerin konuşulması bile kazançtır.4.Sempozyumun Arguvan merkezde yapılmasını umut ediyorum. 3.sü düzenlenen sempozyumda birkaç nokta dikkatimi çekti.Birincisi:Dernek başkanımız Asım AYDOĞDU ve ekibinin gün geçtikçe bu konuda tecrübe ve deneyim kazanmalarıdır. Bu durum sempozyum süresince önemli ölçüde kendini hissettirdi.İkincisi: Belki de daha önemlisi bence gençlik kollarının yaptıkları çalışmalar...ndaha toplantı salonunun girişinde katılımcıların karşılanmasıyla başayıp,yer gösterme,sempozyum süresince yapılan çalışmalar ve katılımcıların gönderilmesine kadar olan sürede özveri ve gayretle yapılan tüm hizmetler.... Ayrıca gençlik kollarından bir hanım kızımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ile ilgili olarak yapmış olduğu konuşma. Yine yöresel kıyafetlerimizin sunulduğu defile......Yani neresinden bakarsanız bakın görevlerini layıkıyla eksiksiz yerine getiren pırıl pırıl gençlerimimz.Emeği geçen herkese çok çok teşekkürler.Emeğinize,yürüğinize sağlık.Hızır yoldaşınız ola.....

Misafir Avatar
Yusuf ASLAN (Malatya / Fethiye) 9 yıl önce

VAYLOĞ DEDE’NİN KERAMETLERİ ( 2 ) Gecenin bir vaktinde, uyuduğu O tatlı uykusundan yüreği yanmış bir vaziyette uyanan dalon Sultan içinden ağrı düşünerek, hele kalkıp mutfağa gidemde şu yanmış yüreğimi soğutmak için Buz Dolabından bir yudum su içem deyip, yatağından kalkarak mutfağa gider. Buz Dolabından aldığı bir şişe soğuk suyu kana kana içtikten sonra geri gelip sessizce yatağına uzanıp uyumaya başlar. Günlerden pazar olduğu için, uykusundan bi hayli gec uyansada yatağından kalkması gün öğlen olmuştu. Nitekim dalon Sultan halsiz bir vaziyette yatağından kalkmasına kalkmıştı ama kendi bedenine rahatsızlık veren ve kendinde var olan bir eksikliğin olduğununda farkına varmıştı. Annelerini görüp’te karşılayan kızı Nuray ile oğlu Murat’ın Ooo günaydın Anneciğim demelerine rağmen, Anneleri Sultan her nedense sağolun çocuklarım deyip canı kadar sevdiği çocuklarına dahi cevap bile verememişti. Annelerinin sıkıntılı ve halsiz durumunu gören çocuklar, Annelerinin sağına soluna geçerek bir sıkıntınmı var Anneciğim deyip’de sonuçta annelerinin kendileriyle konuşamadığını anladıklarında, Anneleri adına çocuklarda hüsrana uğrayıp üzüntü içinde derin bir kaygıya düşmüşlerdi. Sonuç olarak Sultan’ın sesi kısılmış konuşamaz hale gelmişti. Pazar gününü o şekilde geçirip pazartesi gününü iple çeke çeke getiren Sultan sabah erkenden uyanarak aile Doktor’una gider. Aile Doktor’u birkaç kez hatta birkaç gün muayene edip ilaç tedavisine tabii tutsada deyim yerindeyse Alim Allah, Doktor’un ne o birkaç kez muayenesi nede yazdığı ilaçları Sultan’ın sesinin açılması için hiçbir fayda vermemişti. Sonuçta Sultan, Darmstadt Stadt Krankenhaus dedikleri şehir Hastanesine sevk edilir, birkaç ayda O Hastanede tedavi görür ancak her ne hikmetse Sultan’ın sesinde her hangi bir düzelme olmaz. Hastalığının sonucundan azda olsa bir sağlık bulamayan Sultan, bir’de Türkiye’ye gidem deyip uçağa atlayarak soluğunu Malatya’da alır. Malatya’da tedavisini sürdürmeye başladığında bir Fotoğraf stüdyosu önünden geçerken cemakenin içinde Vayloğ Dede’nin resmini görür, durup Vayloğ Dede’nin resmine bakarken gözleri dolu, dolu olur. Sultan O heyecanla Fotoğraf stüdyosuna girer, Fotoğrafcıya Vayloğ Dede’nin resmini göstererek El işaretiyle bu Fotoğrafı kaça satarsın der. Fotoğrafcıda her kaç lira dediyse Sultan’da o paranın iki katını vererek Vayloğ dede’nin Fotoğrafını, içindenki O iman ve inancıyla alır. Sultan Fotoğrafı alıp yolda giderken hemi Allah’a hemide Fotoğrafa bakarak Vayloğ Dede’nin ceddine beni şu hastalıktan kurtarın diye yalvarır. Nitekim O günü gece rüyasında Vayloğ dede’yi görür. Vayloğ Dede Sultan’ın yanına gelip gızım sen aylardan belli bu soyha derdi çekiysin hele şu ağzını açda bi bakam der. Sultan’da ağzını açtığında Vayloğ Dede İşaret parmağını Sultan’ın ağzına sokar, sağa sola doğru birkaç kere karıştırıp parmağını ağzından çıkardıktan sonra tamam gızım benden bu kadar, inşallah bundan sonra sağlığına kavuşursun der. Sabah olup’da uyandığında, Sultan rüyasında gördüğü Vayloğ Dede’yi hatırlayarak kendi kendine mırıldanmaya başlar ve görürki hemi konuştuğunun ve hemide eskisindende daha fazla bağırtlak olduğunun farkına varır. Bu olayı yaşayan dalon Sultan dediğimiz bu hanımefendinin ismi “Sultan Sevim” olup bende Sultan Sevim’in dayısı oğlu olduğumdan dolayı bir telefon konuşmamızda başından geçen bu olayı bana anlatarak bizzati duyduğuma şahit oldum ve bu olayıda kaleme alarak halka arz etme gereğini kendimde hissettim. Saygılarımla. Kaynak: Sultan Sevim ve Yusuf Aslan. Malatya / Fethiye. DEDEM. Bir ecelle pençeleşip duruyor Dalon sultan herhal dardadır dedem Ne sesi var nede seda veriyor Dalon sultan herhal dardadır dedem Bu ne bir maraton nede bir yarış Yüce arşa çıkar bütün yalvarış Şah İbrahim Veli gayrı sen yetiş Dalon sultan herhal dardadır dedem Kurban olam onun nurlu yüzüne Tutup parmağını soktu ağzına Kim demiş ki dedem koşmaz özüne Dalon sultan herhal dardadır dedem Dayın oğlu Yusuf duyar yazmazmı Eli gören mevlam seni görmezmi El aman deyene kucak açmazmı Dalon sultan herhal dardadır dedem.? Söz: Yusuf Aslan. Malatya / Fethiye.

Misafir Avatar
CEREN TEMEL (İST TURKEY) 9 yıl önce

Hünkar Bektaş Veli'den Keramet baştadır taçta değildir. Hararet nardadır sacda değildir. Her ne arar isen kendinde ara Kudüste Mekke’de hacda değildir. Sakin ol kimsenin, gönlünü yıkma, Gerçek erenlerin, sözünden çıkma Eğer insan isen, ölmezsin korkma, Âşığı kurt yemez, boşta değildir, MALATYALILARİN YANI MUŞLULARİN KİZİYİM

Misafir Avatar
Mehmat Ali ERCAN (istanbul) 9 yıl önce

Tarlalardan başak başak Ovalardan kucak kucak Ekmek gibi bak sıcak sıcak Türkülerin selamı var Sazın da ve nefesin de,Türkülerin Anlam Buldugu,Degerli Sanatçımız Erhan YILMAZ Radyomuzun 1.Kuruluş yıldönümü olan 27.03.2011 Pazar akşamı saat 21:00 da(türküye saati ile) Canlı Yayın kunuğumuz olacaktır.Türkü sever tüm dostlari bekliyoruz. www.radyohekimhan.com www.hekimhanradyo.tr.gg www.ozhekimhanlilar.tr.gg bu adreslerden katıla bilirsiniz RADYO HEKİMHAN AİLESİ ADINA

Misafir Avatar
ismail üstündağ (istanbul) 9 yıl önce

DÜN,BUGÜN,YARIN, ARGUVAN * Sevgili dostlar;öncelikle her yıl yaptıkları çalışmalar ile aşamalar kaydederek biz Arguvanlılar için hizmet üretmeye başarıları ile devam eden Ankara Arguvanlılar derneğimize teşekkür ediyor,her türlü çalışmalarında ,sağlık ve mutlulukla yolları açık olsun diyorum. Dün, bugün, yarın Arguvan başlığı altında gerçekleştirilen üçüncü sempozyuma diğer ikisinde olduğu gibi üçüncüsüne de katılarak dikkatle izlediğim etkinlik (sempozyum)(bilgi şöleni)konuşmacılar dikkatle izlendiğinde Arguvanımız da görüpte neleri fark edemediğimizin nelerin olduğu ya da nelerin yapılabileceği hakkında ufuk göstergesi olması açısından özellikli içerikler taşıyordu. Sempozyumlar süreci içeriğinde yapılan iki çalıştay sonuç bildirilerinin özeti tarafımdan sunulmuş,Arguvanımıza yapılacak hizmetlerin oluşturulacak bir üst koordinasyon kurulu tarafından bilgilendirilmesi ve yönlendirilmesi anlayışının gelişmeleri hızlandıracağı vurgulanmıştır. ** Bilgi şöleninin ilginç ve hoş bulduğum bir yanı da dün,bugün,yarın Arguvan (cinaslı) başlığı idi ben cinasın bir tarafına değineceğim, önce açılımını gereği gibi algılayamadığım bu başlık gündem ilerledikçe görülmeğe fark edilmeğe başlandı, şöyleki;ilk salona girişte her zamanki dikkat ve özenle sagıyla karşılanış bu karşılayışta Arguvanımızın ( yarını) olan gençlerimizin her türlü çabayı severek yapma gayretleri,gündem içeriğinde yer aldıkları yöresel kıyafet defileleri ki-bizlerin beş dakikada tükettiği görsellik için kim bilir onlar ne kadar çalıştılar! Kadınlar günü nedeniyle hanımların kapıda çiçeklerle karşılanması.bir başka hoş olay;Arguvanımızın (dünü) olan evliliklerinde 50 yılı doldurmuş olanlara yapılan mutluluk töreni Arguvanımızın(bu günü) bizler tarafından ilgiyle izlenildi ve DÜN,BUGÜN,YARIN in Arguvanlıları ümütvar olarak derneğin her zaman her etkinlikte sundukları bol ikramlarını paylaşıp yiyerek ayrıldık. Bu vesileyle başta başkan sayın Asım Aydoğdu olmak üzere yönetim kuruluna ve gençlik komisyonuna çok teşekkür ediyorum.Saygılarımla UMUDUNUZU TAZE TUTUN.

Misafir Avatar
ALİ DOĞAN (ANKARA) 9 yıl önce

SIRTINDA ŞELEK- SIRTINDA ÇUVAL- SIRTNDA HEGBE -ELİNDE ELLİK ve ORAK -ELİNDE KÜREK ve KAZMA -ELİNDE KİTAP-DEFTER KOCAMAN YÜREKLERİNDE SEVGİ ve ÖZLEM- KUCAGINDA YAVRU GÖNLÜNDE BARIŞ ve MUTLULUK TAŞIYAN ANALARIMIZA, BACILARIMIZA ve ELLERİ ÖPÜLESİ KADINLARIMIZA SELAM OLSUN ,YÜREKLERİ ve GÜNLERİ KUTLU OLSUN DİYOR SAYGILAR SUNUYORM Ali DOĞAN-ANKARA

Misafir Avatar
Ali Rıza UĞURLU (Malatya) 9 yıl önce

BASINA BASKI KİMSENİN HADDİNE DÜŞMEMELİDİR 3 Mart 2011 sabahı tüm yazılı basın ve görsel kanallarda hiç de iç açıcı olmayan haberlerle karşılaştık… Gazeteci Ahmet ŞIK ve Nedim ŞENER’ in de aralarında bulunduğu 9 kişi sabahın erken saatlerinde kapıları çalınarak ev ve arabalarına kadar aranıp ellerine ne geçtiyse, birlikte alıp götürülüyorlar. Aynı akşam S. Başbakan bu iş bizim tasarrufumuzda değildir dedi. Olmaya bilir, ancak; hani, ‘’nerden nereye’’ demiştiniz, adres bu nokta olabilir mi? ABD Ankara Büyük Elçisi ‘’basın özgürlükleri konusunda’’ ülke adına uygulamayı ‘’bu bir çelişkidir’’ deyip kınamıştı… S. Elçinin ülkesi adına sözleri çelişkilerle dopdolu da olsa ‘’söz yerindedir ve aha ada yorumumuz… Düşünen ve düşündüklerini ülke insanlarıyla paylaşan birilerinin ‘’nasıl yazarsın’’ deyip kapısı çalınabiliyorsa, bu çıkışlar o ülkenin nasıl ve nereler sürüklenmek istendiğinin açık bir göstergesidir … Sus lan, politikası asrın insanına dayatıldığı an, o ülke felaketin eşiğine doğru çekiliyor demektir… Sayın Nedim Şener bir yazısında ‘’sıra sende’’ derlerse demiş. Bu söz bana 1940 yıllarında Alman Faşizminin karşıt görüşler için uygulamaları hakkında ‘’Bremen papazının yanılgılarını hatırlattı … Faşisti ‘’Adolf Hitler öncelikli olarak‘’koministleri, arkasından sendikacıları, daha sora sosyalist ve sosyal demokratlar, liberallerin de önde gelenleri sırayla tutuklattığında papaz ‘’bana ne’’ dedim dermiş ve sıra kendisine gelip ellerine kelepçeler takıldığında, ‘’ha demek faşizm de, sabunu suya dokundurmadan yapılmak istenen her şey sırayla yapılabiliyormuş… Yani farklı düşünmek ve yazmak faşist bir sisteme hilaf yani ‘’ziyan getirirmiş … Papaz bunun burasını anlamış olsa da, artık her şey çok geç ve papaz da diğer karşı faşistlerle kodes de ‘’nemelazım’’ demenin sonuçlarına boyun eğmek durumunda ve içerde buluyor kendisini … Nerden nereye? İşte de örneği, ‘’daha daha’’ demokratlaşalım yolunda atılan laflar bir ok gibi dönüp milyonların beyinlerine çakıldı gibi… Demek oluyor ki, seçilerek ve güçlü bir iktidar olma şansını yakalayanlar, muhalefetlerine rağmen, milli serveti keyfi kullanma alışkanlığından geri kalmama pahasına atabildikleri kadar geri adım atabiliyorlarmış … Değerli dostlarım, bunun burası kapitalist sistemde iki elle siyasete sarılma fırsatçılığı demektir… Öbür taraftan sol adına 40 parçaya parçalanıp zaman kaybetme yerine akıllı ve ‘’İnsan hak ve özgürlükleri adına‘’ 12.Haziran 2011 günü ölmeyene genel seçimler yapılacak ya, o zaman nemelazımcılara da üç kıtalık bir şiirimle seslenmek istiyorum. ŞAŞIRMAYASIN…! Yiyip içme sakın, görür kızarlar Aman adam dedin, şaşırmayasın Niçin deme, mezarını kazarlar Aman adam dedin, şaşırmayasın Aldığın nefesi, say derler ise Onun için saat, koy derler ise Bu bir kanun, hadi uy derler ise Aman adam dedin, şaşırmayasın Ali Rıza´m eyvah, neler olacak Daha çok çukur var, hepsi dolacak Bu güneş de benim, diyen çıkacak Aman adam dedin, şaşırmayasın -El Aranıyor kitabımdan- 11.02.05 Saygılarımla.

Misafir Avatar
Forumkalp CaqLaR (istanbul) 9 yıl önce

Selam olsun arkadaşlar site gerçekten çokgüzel olmuş yapanın ellerine sağlık www.forumkalp.com ailesi başarılarınızın devamını diler..

Misafir Avatar
AliRıza Karataş (İstanbul) 9 yıl önce

SANAATSIZ KALAN 1 MİLLETİN ŞAH DAMARI KOPMUŞTUR (Olsun Gaz Veririz)

Misafir Avatar
Ali Rıza UĞURLU (Malatya) 9 yıl önce

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü Kutlu Olsun 19 y.yılın işçi kadın mücadelesinin sınıf perspektifinden bakmaya başladığı bir dönem olması nedeniyle de ayrı bir önem taşımaktadır… Dokuma işçisi kadınların grevleri salt bir eşitlik talebinden çok öte anlamlar içeriyor. 8.Mart kadın erkek tüm ezilenlerin cinsel ve sınıfsal her türlü ayırımcılığı besleyen ve ancak bu koşulda varlığını sürdürmeyi başarabilen ayırımcı sistemlere başkaldırı günüdür. Son y.yılın başında kadın işçileri için yaşam sert ve acımasızdı. Mart 1857 de Nevyork’ta 40 bin tekstil işçisi kadın insanca çalışma koşullarına sahip olmak için direnişe geçtiler. İşveren sendikanın ve diğer işçilerin greve giden kadın tekstil işçileriyle dayanışmasını önlemek için kapılarına kilit vurur. Fabrikada çıkan yangında kapılar kilitli olduğu için sadece birkaç kadın işçi kurtulabilir. Greve gitme kararı alan 129 kadın işçi yanarak can verir. Aynı yıl içerisinde tekstilde ve tütünde çalışan kadın işçilerin mücadelesi yükselir… 1886. Amerika sokaklarında bu kez ‘Eşit İşe Eşit Ücret’ talebi ile sesler yükselir ve aralıksız sürdürülen kadın eylemleri sonunda tutuklama ve işten çıkarılmalarla direnişlerin önünü alamayan patronlar Kuzey Amerika’da 1919 yılında ilk defa ulusal düzeyde kadınlara bir mücadele günü seçmeye karar veriyor… 129 kadın işçisinin anısına bir günün ‘Çalışan Kadınlar Günü’ olarak kutlanmasına karar verildi. Bu günün kazanılmasında en büyük taraftar olan, çaba harcayan alman kadın ‘Clara Zetkin di’ -8 saatlik işgünü -Eşit işe eşit ücret -Hamile kadınlara izin hakkı gibi taleplerinin yanında iş yasaları karşısında eşitlik talep edilir. 1910 Kopenhak’ta 17 ülkeden gelen yüz delegeyle oluşan kadınlar konferansında Alman Kadın ‘Clara Zetkin’ senede bir günün emekçi kadınların mücadele günü olarak kutlanmasını önerir ve kabul edilir… İlk olarak emekçi kadınlar günü 19 Mart 1911 de Danimarka, Almanya’, Avusturya, İsviçre ve ABD de kutlanır ve 1921 kadın konferansında uluslar arası emekçi kadınlar gününün her yılın ‘8 Mart da kutlanması kararlaştırılır… Bu tarihe kadar emekçi kadınlar günü ‘Şubat ayı ile Nisan ayı arasında değişik tarihlerde kutlandı. 8.Mart bu tarihin seçilmesinde kadınların tarihsel mücadelesinin yanı sıra 1848 -18 Mart’ta Berlin işçi hareketinde can veren işçilerin anısını canlı tutmak ‘Paris Komünü’ ve Petersburg tekstil işçilerinin büyük grevinin Mart ayında yapılmış olması da, bu tarihin seçilmesinde rol oynadı. Alman kadın haklar hareketinin tarihçesi de 1848 lerden başlar. BMÖ, 16 Aralık 1977 ‘’8. Mart’ı Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ ilan eder… Türkiye kadınlara karşı her türlü ayrımcılığın önlenmesini konu alan ‘Uluslar arası sözleşmeyi’ 1985’te imzaladı. Uluslararası bu sözleşme kısacası eşitlik sağlayan bir yasadır, takip edilip uygulanması gerekir… 8 Mart’lar kazanma yolunda hayatını kaybeden tüm emekçi kadınlarımızı rahmet ve saygıyla anıyorum. KADINDIR O Kadındır işte o kardeş diye çağrıldığında bir adı da bacıdır Anadolu’da gül gibi açılırdı yuvada çocukluğunda, kız diye de seslerlerdi ona severek büyütülür, hatta sakınırlardı da onu, aynen iki gözleri gibi, allı duvaklı gelin olur, kadındır işte o, eğitilir büyütülür yönetici de olur, yani o bir doğa güzelidir, bir duygudur bir algıdır, İyi gününde kötü gününde her yerde her zaman, gülerken güler, ağlarken de ağlar erkeğiyle, içlidir de doğal olarak, sistemin kirli yüzünü hiç mi hiç sevmez, niçin sevsinler ki, haklıdır horlanmış hırpalanmıştır hep, öylesine işte, öyleyse 8. martları niçin yaratmasın, hem de yaşatmasın, sistemin kirli yüzünü yazacak diye, öldürülen gazeteciyi de o doğurmadı mı işte kadındır o, aynen Metin Gök tepenin Annesi gibi, o yolda şehit edilen oğlunun cesedi önce onun önüne kondu, anadır işte o, öyle bir yürektir ki ondaki, yakıldığı kadar sağlam ve dayanıklıdır da, kadın derler ona, evet kadındır işte o, tarlada, sofrada, makinede, her zaman her yerde, onsuz ne olabilir ki, saygının kaynağı, sevginin pınarıdır da, güvenilen odur, güvenen de ta kendisidir, bayram da, seyran da, düğün de, çiçekler gibi süsler etrafını, bu kadarı mı, eylemde de o vardır, ta önlerde yürüdü hep, 8 Mart dünya kadınlar gününün altına imzasını koyduğu gibi, yiğittir, eylemcidir, üretendir de, evet, o bir insandır işte... 8. Mart 1997 -Ali RIZA UĞURLU-

banner45

banner39

banner44

banner56