MALATYA:
MARAŞ'TA KATLEDİLEN ALEVİLERİ ANANLARA DA SALDIRILDI
MARAŞ'TA KATLEDİLEN ALEVİLERİ ANANLARA DA SALDIRILDI
  
19 Aralık 2010 Pazar günü, Maraş Katliamı'nda vahşice öldürülen insanları anmak için 19 Aralık 2010 Pazar günü, Maraş'ta kitlesel basın açıklaması yapılmıştı. Türkiye'nin dört bir yanından gelen, devrimci sivil toplum örgütü üyeleri, otuz iki yıl önce yapılan katliamı kınamışlardı. Faillerin yargılanarak cezalandırılmalarını istemişlerdi. Otuz iki yıl önce başlatılan Alevi katliamının acılarının dinmediğini, yürek yangınını bitmediğini haykırmışlardı. Adalet isteyerek bağımsız olması gereken yargıyı, göreve çağırmışlardı.
Maraş Katliamı'nı kınamak üzere basın açıklaması yapan insanlara, bozkurt işareti yaparak, tekbir getirerek saldıran bir grup, güçlükle engellenebilmişti.
             Basın açıklamasıyla Maraş Katliamı'nı kınayan insanlara yapılan saldırı, PSAKD (Pir Sultan Abdal Kültür Derneği) Malatya Şube'sinde düzenlenen basın açıklamasıyla kınandı. PSAKD Malatya Şube Başkanı Songül CANPOLAT'ın yaptığı basın açıklamasına Malatya'daki devrimci sivil toplum örgütleri
PSAKD, ESP, EĞİTİM SEN, BES, SES, BTS, TARIM ORKAM SEN, İHD, BDP, EMEP,   HALK CEPHESİ, TKP de destek verdi.
  
Malatya’da 18 Aralık mitingine de katılan demokratik kitle örgütü ve partiler, Maraş’ta gelişen faşist provokasyon ve saldırı girişimini, PSAKD Malatya şubesinde düzenlenen basın açıklamasıyla protesto ettiler.. Bir araya gelen kurumlar adına PSAKD Malatya Şube Başkanı Songül Canpolat, basın toplantısında kamuoyuna şu açıklamayı yaptı: 
 
 
" Bilindiği gibi Maraş Katliamı'nın yıl dönümünde Maraş’ta yapılan kitlesel basın açıklaması provoke edilmeye çalışılmış ve açıklamaya katılan kitleye saldırı girişiminde bulunulmuştur. Saldırı girişimini örgütleyenler, sonrasında da çıkıp basın açıklamalarıyla “Bu olayın bizimle bir ilgisi yok, bizim sembollerimizi kullanan bir grup bunları yaptı.” diyerek kendilerini aklamaya çalıştılar. Ne dairesinin penceresinden eserini izleyen Ökkeş Kenger(ki, sonradan adını Şendiller olarak değiştirmiştir) ne de Ülkü Ocakları bu olayı üstlendi.
Bu olay, bir grup sıradan insanın doğal refleksi olarak görülemez. Örgütlü olduğu ve birileri tarafından yönlendirildiği apaçık ortada olan bu saldırı girişimi, 32 yıl önce Maraş Katliamı'nı tertipleyenlerin işbaşında olduğunun da bir göstergesiydi.
Bizler, Maraş Katliamı'nın 32. yıl dönümü nedeniyle orada olanlar, temel talebimiz olan katliamın sorumlularının açığa çıkarılması ve yargılanması; orada şehit verdiğimiz insanlarımızın anılarını yaşatmak ve 32 yıldır halklarımızın vicdanında kanayan bu yaraya bir çözüm bulunması isteğiyle sesimizi haykırmak için oradaydık.
12 Eylül faşist darbesine giden yolda meydana gelen bu katliamın, kontrgerilla ve faşist güruhlar tarafından yapıldığını bilmeyen yok. Bu olayın bir Alevi katliamı olduğunu da bilmeyen yok. Bugün hiç kimsenin bu katliamı savunmadığı da ortadadır. O halde katliamda yaşamını yitirenleri anmak ve sorumluların yargılanmasını talep etmekten daha doğal bir talep olabilir mi. Bu talebi dillendirmek için orada bulunan binlerce insana, bu şekilde saldırmaya kalkmak ve bir katliam provası yapmak, faşistlerin hâlâ devlet tarafından cesaretlendirildiğinin de kanıtıdır. Caferilerin Aşure törenine katılan Başbakan Tayyip Erdoğan’ın ve diğer hükümet üyelerinin, devlet görevlilerinin bu provokasyona ve saldırı girişimine ses çıkarmaması da oldukça düşündürücüdür. Anlaşılan o ki; ‘devletin Alevisi’ olmayanların, başbakan tarafından kayda değer bir yanı yoktur ve saldırıyı hak ediyorlar.
Maraş’ta demokratik hakkımızı kullanmak için oradaydık ve elimizde haklılığımızı haykıran pankartlar, dilimizde yürek yangınımızın şiarları, bilincimizde ise bitmez tükenmez inanç ve irademiz vardı. Oysa saldırgan grupların elinde taş, kalas ve büyük bir ihtimalle başka saldırı araçları da vardı. Oraya katliam yapmaya gelmişlerdi. 32 yıl önceki saldırıyı tekrarlamaya gelmişlerdi. Ne kadar zavallı olduklarının farkında olmadan,  halklarımızın derin sabrını test ediyorlardı. Anmaya katılan kitlenin, korkup kaçtığını iddia ediyorlar. Eğer mazlum Alevi toplumunun ve devrimcilerin, sosyalistlerin böyle bir boğazlaşmaya meydan vermeme iradesi olmasaydı, kanlı bir gün yaşayabilirdik.
İşte bu nedenlerle mücadeleyi daha da yükseltmek, gelecek yıllarda daha kitlesel katılımlarla gücümüze güç katmak, tüm demokratik kitle örgütleri, sol-sosyalist partilere düşen bir görevdir. Saldırı girişimiyle, halklarımıza korku salmaya çalışan bu zihniyete karşı mücadelemiz, daha da bilenmiştir. Haklılığımız bir kez daha ortaya çıkmıştır.
 Halklarımız, inançlarından, ulusal kökenlerinden ve siyasi görüşlerinden dolayı hep katliamlara maruz kalmıştır. Aydınlarımız suikastlara uğramıştır. Ancak ne bu katliam ve suikastlar ne de korku salma girişimleri, bizleri, demokrasi ve özgürlük düşünden ayıramamıştır.

En meşru, en haklı talebimizi dile getirmekten hiçbir zaman çekinmedik.
 
Maraş’ın acısı ve öfkesi, gerçekleşen bu saldırı girişimiyle bir kat daha artmıştır.

Devletin tüm organlarını, bu olayları organize edenleri ve bizzat içinde yer alanları soruşturmaya ve suçluları cezalandırmaya çağırıyoruz. “
 
 Katılan kurumlar:
 
PSAKD, ESP, EĞİTİM SEN, BES, SES, BTS, TARIM ORKAM SEN, İHD, BDP, EMEP,  HALK CEPHESİ, TKP
 
 
Sultan KILIÇ                                          [email protected]


SULTAN KILIÇ
banner47
İlgili Galeriler
Anahtar Kelimeler

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner40

banner45

banner57

banner39

banner44

banner56

ATMANİ VAKFI BAŞKANI KEMAL DÜZOVA’NIN MALATYA...
İstanbul da kurulan Atmani Vakfı (Eğitim Kültür Çevre Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşma Vakfı) vakfın...

Haberi Oku