TÜRKİYE:
ANKARA'DA YAŞAYAN ARGUVANLILAR ŞİİRDE BULUŞMAYA NE DERSİNİZ

İffet AKŞEN

        Bilenleriniz, katılanlarınız vardır ama ben yine de hatırlatmak istedim,
Her ayın son Cuma günü saat 16.00 da “Şiir Günleri” düzenleniyor.
Yedinci yılını yaşayan etkinliğin altı yılı Milli Kütüphanede yapıldı bu sene de CERMODERN de.
Cermodern DDY’nın eskiden Cer Atolyeleri olarak kullandığı; hani şu “DEVRİM ARABALARI”nın da yapıldığı, Vagonlardan vidalara kadar tüm mekanik aksamın üretildiği ve onarıldığı yerler.
Beni, şiir günleri ile eskimeyen arkadaşlarım  (yaşamımda, eskimemekten de öte bir anlam taşıyan) Şule ve Jale tanıştırdı.
Onlar yaşadıkları güzelliği bana da yaşatmak istemişler. İyi de ettiler.
Ben de sevdiklerime söyledim öncelikle, sonra da şiirden, sanattan hoşlananlara.
Şimdi her ayın son Cuma günü güzel bir etkinlikte güzel insanlarla buluşuyoruz.
…………
Bilgilendirmeyi Sayın Dr. Mustafa Şerif ONARAN yapıyor, şiirleri de Sayın Rüştü ASYALI yorumluyor.
Çok şey öğreniyoruz;  ya da ben çok şey öğrendiğim için başkalarının da öğrendiğini düşünüyorum.
Her şiir günü başka bir şairle yeniden tanışıyoruz.
 Nisan ayında Oktay RIFAT ‘ı tanıdık Türk şiirinde “GARİP” akımı olarak bildiğimiz yolu birlikte yarattıkları Ankara Gazi Lisesinden arkadaşları olan Orhan VELİ ve Melih Cevdet ANDAY’ı da sıklıkla anarak.
………
Bu Ay’ın güzelliklerine gelince:
İlki görseldi.
Dinletiye gelenler arasında Yargıtay Onursal Başkanı Sayın Sami SELÇUK ta vardı.
İnsanlarla selamlaşırken, karşısında (görmeye hasret kaldığımız ölçüde) saygıyla duran ondan daha yaşlı bir Beyefendi gördük.
  “ İbn-i Sina hastanesinden emekli Üroloji Profesörü”  olduğunu,  yanlarından gelen Jale den öğrendiğimiz Bey salona girdiği ilk anda bizim guruptan bazılarımızın dikkatini çekmişti zaten.
Profesör Yargıtay başkanımızdan daha yaşlıydı, akademik kariyer anlamında da daha üstteydi ama duruşunda “ete kemiğe bürünmüş bir asalet, göze görünür bir saygı ve bilimin hukuka verdiği değer” vardı.
Oradan çıkınca aklıma “Cin Ali” geldi.
Hani şu İlkokula başladığımızda; yazmayı öğrenmeden hecelere bölünüp hep bir ağızdan okutulan “Cin Ali öğreniyor” fişlerinin sahibi.
Öğretmen arkadaşlarıma sordum “biz onula baş edemedik mecburen mezun ettik” dediler.
Sonra gördüm televizyonlarda.
Yüzbinlerce öğrenciye tek laf etmeden kocaman gözlüklerinin ardından, dudağının kenarındaki zafer gülüşüyle bakan cingöz Ali yurt içinde, yurt dışında bir hayli kişi ve akademik kuruluşu “çarpmakta” gösterdiği başarılardan dolayı büyük, büyük büsbüyük yöneticilerin takdirlerine mazhar olarak ÖK’ün başına getirilmiş.
“Kör olasın be kadın” dedim kendi kendime.
Sen  Mah-i Devranla ağlayıp Hürrem’le göbek atarken köprünün altından tusunami ler geçmiş, muhteşem Sultan Viyana surlarını yerle bir edip hazineyi altınla haremi cariyeyle doldurmuş.
Cin ALİ’lerin hepiciği ÖK’lere “müdür” olmuş.
………….
İkinci güzellik yaşanandı, duyulan, hissedilen;
Melih CEVDET gününde; onlara ithaf ettiği şiiriyle, bir kez de Melih Cevdet’in gözüyle bakmıştık Julius ve Ethel Rosenberg’e.
Tel örgünün iki yanından uzanıp birbirine dokunan parmaklarını gördük önce.
Sonra onurlu, dik başlarını; gözlerimizle buluşan gözlerini.
Elektrikli sandalyelerine götürülürken birbiriyle ve çocuklarıyla vedalaşmalarını izledik sanki.
………
Şiirden önce Sayın Mustafa Şerif ONARAN Rosenberglerin yargılanmasını bir kez daha hatırlattı ben de unutanlar için yenilemiş olayım:
Ethel ve Julıus Rosenberg Amerikan yahudisi ve Komünist Parti üyesi Karı – Koca.
Julius Rosenberg –yanılmıyorsam- elektrik mühendisi,  Ethel sendika ve gençlik örgütlerinde çalışıyor.
Amerika hükümeti tarafından “atom ve nükleer silahlarla ilgili bilgileri sızdırarak” Rusya adına casusluk yapmakla suçlanıyorlar.
Düzmece yargılama süresince  “suçlu olmadıkları konusunda” dünya kamuoyundan ciddi tepkiler alan Amerikan Silivri’sinin, tüm baskı ve işkencelerine direnen, “suçu kabul edin özgür kalacaksınız” vaadlerini ellerinin tersiyle iten Rosenbergler  bir ay arayla elektrikli sandalyede idam ediliyorlar.
 Şiiri o gün Rüştü ASYALI okudu, çağlayanlar gibi gürül gürül.
Oktay Rıfat gününde bir kez de Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi emekli öğretim üyelerinden Profesör Mustafa CANPOLAT’ ın sesinden dinledik başka bir güzellikte.
Kendi sesinizden dinlemek isteyenler için de aşağıya aktardım.
 …………….
Bir çift güvercin havalansa
Yanık yanık koksa karanfil
Değil bu anılacak bir şey değil
Apansız geliyor aklıma
 
Nerdeyse gün doğacaktı
Herkes gibi kalkacaktınız
Belki daha uykunuz da vardı
Geceniz geliyor aklıma
 
Sevdiğim çiçek adları gibi
Sevdiğim sokak adları gibi
Bütün sevdiklerimin adları gibi
Adınız geliyor aklıma
 
Rahat döşeklerin utanması bundan
Öpüşürken o dalgınlık da bundan
Tel örgünün deliğinde buluşan
Parmaklarınız geliyor aklıma
 
Nice aşklar, arkadaşlıklar gördüm
Kahramanlıklar okudum tarihte
Çağımıza yakışan vakur sade
Davranışınız geliyor aklıma
 
Bir çift güvercin havalansa
Yanık yanık koksa karanfil
Değil bu anılacak bir şey değil
Çaresiz geliyor aklıma
 
Melih Cevdet Anday
 
Ankara’da yaşayan ARGUVANLILAR,
Herhangi bir ay’ın son Cuma günü, Dr. Mustafa ŞERİF ONARAN’ın anlatımı, Rüştü ASYALI’nın yorumuyla Eylül – Haziran arası, bir saatliğine CER atölyelerinde “şiirde buluşmaya “ ne dersiniz?

Not: 27 Mayıs “Değişen şiir, Değişen Şair”, 24 Haziran “Bir dünya şairi Yunus Emre”.
banner47
İlgili Galeriler
Anahtar Kelimeler

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner40

banner45

banner57

banner39

banner44

banner56

30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMININ 99 YILI
30 Ağustos’ta Türk ordusunun zaferiyle sonuçlanan Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nin 99. yılı.

Haberi Oku